![]() |
| Gülümsemek, Ağız |
Ağız ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "ağız" kelimesi geçen deyimler ve açıklamaları.
- Ağız alışkanlığı: (deyiminin anlamı) Sık sık söylendiği için bir sözü ağzından bir anda kaçırma.
- Ağız aramak: Birisinin gizlemek istediği sanılan bir sorunu, sözü o sorun üzerinde dönüp dolaştırarak sezmeye çalışmak, ağız yoklamak.
- Ağız değişikliği: Yemeğin çeşidinde değişiklik.
- Ağız değiştirmek: Önce söylendiğinden başka türlü konuşmak.
- Ağız eğmek:
- Yalvarmak, minnet etmek.
- Beğenmemek, küçümsemek, bir kimsenin sözlerini alaylı biçimde tekrarlamak.
- Ağız kalabalığı: Çabuk söylenen ve birbirini tutmayan, gelişigüzel sözler.
- Ağız kavafı: Satıcılar gibi, insanı kandırmak için çok söz söyleyen.
- Ağız kahyası: Birinin adına rastgele söze karışan yada onun söz söylemesini engelleyen kimse.
- Ağız tamburası çalmak: Sözle avutmaya çalışmak.
- Ağız yapmak: Duygularının, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek yolda dil kullanmak.
- Ağza düşmek: Dedikodu konusu olmak.
- Ağza tat, boğaza feryat: Miktarı pek az olan yenecek şey.
- Ağızdan ağza: Herkes birbirine söyleyerek.
- Ağzı açık ayran delisi: Yeni gördüğü her şeye alık alık bakan.
- Ağzı çiriş çanağına dönmek: Ağzı kuruyup acılaşmak.
- Ağzı gevşek: Sır tutmaz.
- Ağzıyla kuş tutsa: Ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterse...
- Ağzı kulaklarına varmak: Çok sevinmek.
- Ağzı laf (lakırdı) yapmak: Bir konuyu etkili bir biçimde anlatacak güçte olmak.
- Ağzı pek (ağzı sıkı): Sır çıkmaz.
- Ağzı sulanmak: İmrenmek.
- Ağzı süt kokmak: Çok genç ve toy olmak.
- Ağzı teneke kaplı: (teklifsiz konuşmada) Çok sıcak yada çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen yada yiyebilenler için şaka yollu söylenir.
- Ağzı torba değil ki büzesin (alemin, herkesin): Dedikodunun önüne geçilemeyeceğini anlatır.
- Ağzı var, dili yok: Pek sessiz, uysal, yumuşak huylu, kendi halinde bir kimseyi tanımlamak için söylenir.
- Ağzı yanmak (bir şeyden): Zarar ve kötülük görmek, dersini almak.
- Ağzına abdestle almak: Bir şeyi saygıyla, değer vererek anmak.
- Ağzına bir parmak bal çalmak: Birini tatlı sözlerle yada şöyle böyle bir iyilikle oyalamak.
- Ağzına bir zeytin verir, altına bir tulum tutar: Yaptığı küçük iyiliklere karşılık büyük çıkar bekler.
- Ağzına geldiği gibi: Enini sonunu düşünmeden, rastgele, ölçüp biçmeden.
- Ağzına gem vurmak: Susturmak, söyletmemek.
- Ağzına taş almış: Söze karışmayıp susanlar için kullanılır.
- Ağzında bakla ıslanmamak: Hiç sır saklamamak.
- Ağzından girip burnundan çıkmak: Diller dökerek, kırk dereden su getirerek birini kandırmak.
- Başına (ensesine) vur, ağzından lokmasını al: Uysal, sessiz ve olaylar karşısında tepki göstermeyen kimseler için söylenir.
- Ağzının kaytanını çekmek: (argo) Şom ağızlı olmak.
- Ağzının perhizi yok: Ağzına geleni söyler.
Ağız ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "ağız" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları.
- Ağız yerse, yüz utanır: Gereksinimi olmadığı halde, hakkı olmayanı kabul etmek, zor durumda kalmaya neden olur.
- Ağzı büyük olana kepçe kaşık: Herkese yeteneğine, büyüklüğüne göre iş, sorumluluk.
- Ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden bellidir: (atasözünün anlamı) Gereği gibi yürümeyen, gerektiği gibi olmayan şeyler hemen belli olur.
- Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi vardır: Her güler yüze ve tatlı söze kanmamak gerekir.
- Bir ağızdan çıkan bin ağıza (dile) yayılır: İnsan, yayılmasını istemediği şeyi söylememeli, söylerse dilden dile dolaşmaya başlar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder