- Bir şeyi ya da birini bulmaya çalışmak: Onbaşıdan umut kesince başka kurtuluş yolları aradı (N. Cumalı). Sivil polisler, inzibatlar aramaya başladılar. (Y. Z. Ortaç)
- Bir şeyi, üzerine düşerek, direterek istemek: Hakkını aramak.
- Araştırmak, yoklamak: Ceplerini aradı, bir daha aradı... (B. Felek)
- Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek: Sonra bu günleri çok ararsın... İçkiyi bıraktım, hem de hiç aramıyorum... Yavaş yavaş kendi gençliğinde olan zamanları aramaya koyulur. (A. Ş. Hisar)
- Önemli görmek, önem verip istemek: Ben böyle şeyleri aramam... Aradıklarını bende bulamamıştı. (B. Necatigil)
- (halk dilinde) Belayı üzerine çekmek: Sen arıyorsun, şimdi dayağı yersin.
- Görmeye gitmek, gelmek: Komşularım da beni artık eskisi gibi aramıyorlar. (R. N. Güntekin)
- Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek: Neden beni arıyor ki şimdi?.. Açmalı mıyım telefonu? (S. N. İymen)
- Arama!: (Olumsuz buyruk) Bulunduğunu sanma: Bizde para pul arama!
Aramak ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "aramak" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Aramak taramak: Dikkatle aramak, inceden inceye aramak: Aradı taradı ve evde sadece bir miktar ekmek olduğunu gördü. (N. Salihoğlu)
- Arayıp da bulamamak: Beklenmedik, umulmadık iyi bir olanakla karşılaşmak: Sen arayıp da bulamadığım güzel kız. Sen canım içi, Sen ruhumun ilacı, Sen derdimin dermanısın. (M. Tandoğan)
- Arayıp soranı bulunmamak (olmamak): Kimsesi olmamak, kimseden ilgi görmemek: Hiç kimsesi, bir tek arayıp soranı olmayan bu pek ince ve güzel genç kıza hastanede acımayan bir kimse yoktu. (N. Muhiddin)
- Arayıp soranı yok: Kimsesiz, yalnız: Ne arayıp soranı var ne küçük bir uğraşı. Hem sahip olduğu görünmezlikle yaşamaya çalışıyor hem de hayıflanıyor buna. (S. Gümüş)
- (birini) Arayıp sormak: Biri hakkında haber sormak ya da birini görmeye giderek ona karşı ilgi göstermek: Arayıp sordu. Konuşup dert dinledi. Gülüp neşelendirdi. (M. K. Çelik)
- Ağız aramak: Birisinin gizlemek istediği sanılan bir sorunu, sözü o sorun üzerinde dönüp dolaştırarak ve dolaylı sorular sorarak sezmeye çalışmak, ağız yoklamak: İstanbul işgali aleyhinde çalışmak isteyen kimi sivri akıllılar varmış, hiç bu olur, söker şey midir? Diye ağız arıyordu (H. İ. Dinamo). Fakat açıkça da sormaya pek cesareti yok. Ancak, devamlı olarak babasından bahsediyor, hastaneye yürüyerek mi gitti, yemek veriyorlar mı, göreceğim geldi.. gibi yoklamalarla ağız arıyor. (A. Yüksel)
- Ayıp aramak: Kusur bulmaya çalışmak: Ayıp arayıp bulmak, zafer kazanmak değil, şeytana ve nefse yenik düşmektir. (S. Uçar)
- Bela aramak: Kavga çıkarmak için fırsat kollamak: Niye böyle yapıyor, başına bela mı arıyor?
- Bir kolayını aramak: Bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi araştırmak
- Bucak bucak aramak: Her yerde aramak: Hırsızın peşine düşmüş. Bucak bucak onu aramış.
- (birini) Cepten aramak: Bir kimseyi cep telefonundan aramak: Öbür odaya geçip cepten birini aradı. Çok ciddi konuşuyordu. (A. E. Kavaklı)
- (Halep yolunda) Deve izi aramak: Karmakarışık olarak bir arada bulunan binlerce benzeri arasında aradığını bulmaya çalışmak: Yüzlerce e-posta vardı ve çoğu açılıp okunmamıştı bile. "Püf," dedim, "neredeyse hepsi kızlardan". "Evet," dedi, Halep yolunda deve izi arayacağız anlaşılan. (Ö. D. Koç)
- Dost ararsan Allah: Gerçek ve en iyi dost ancak Allah'tır: Dost ararsan Allah, doğru ararsan minare... (A. Güriz)
- Eskisini aratmamak: Yenisi eskisinin yerini doldurabilmek, yokluğunu sezdirmemek: Eskisini aratmayacak bir yolda ilerliyor. (A. Taşgetiren)
- Gelen gideni aratır*: İşbaşına bulunduğu sırada gitmesi istenen yöneticinin yerine onu bile aratacak daha kötü biri gelirse oradakiler gideni arar duruma düşerler: "Gelen gideni aratır, derler. Yokluğunu hep hissedeceğim" dedi içlerinden en yaşlı olanı. (Y. Özbek)
- Girecek delik aramak: Saklanmak istemek: Hayatını tehlikede görerek girecek delik arıyordu. (M. Z. Korgunal)
- Gökte ararken yerde bulmak: Yokluğu şiddetle duyulan, çok güçlükle elde edilebileceği sanılan şeyi ya da kişiyi bir rastlantıyla kolayca bulmak: — Ooo, Şeyh Efendimiz de buradaymış, gökte ararken yerde buldum, diyerek kucaklaştılar. (A. Avgın)
- Gökte yıldız ararken yerdeki çukuru görmemek: Büyük işler başarmak isterken en kolay işlerde beceriksizlik göstermek: Belki onu tanınmağa değer görmüyordu bile. Gökte yıldız ararken önündeki kuyuya düşen bilgine benzetti. (A. Givda)
- Hakkını aramak: Hakkı olduğuna inandığı şeyi elde etmeye çalışmak: Hakkını aramak için hakem kurullarına, mahkemelere baş vurdu.
- Kaçacak delik aramak: Korkudan saklanacak yer aramak: İşte bu onun yenilmesi demekti, bir fare gibi kaçacak delik arıyordu. (A. Tekin)
- Kapı kapı aramak: Her yeri aramak: O şaşkın, feryat içinde aranır durur; her yanda sorup soruşturur, kapı kapı arar. "Atımızı çalan nerede, kimdir?" der. (Hz. Mevlana)
- Macera aramak: Başına geleceklerden habersiz, sonu bilinmeyen, tehlikeli, heyecanlı bir işe girişmek: Açık denizlerde macera arıyordu. (Y. Öztuna)
- Maraza aramak: Çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak.
- Mumla aramak: Çok isteyerek ve özlemle aramak: Mutlu olmak bir yana huzuru mumla arıyor, huzursuzluğun yarattığı fırtınalarla boğuşmaktan kendimizi rahatlığın limanına bir türlü demirleyemiyorduk (G. Doğan). İshat'lar, Cevdet'ler, Hilmi'ler bilmem kimler, bir sürü esafil bu mesleği öyle telvis eylediler ki, herkes Murad Bey'i mumla arıyor. (B. Emil)
- Mumla aratmak: Yeni fakat daha kötü olan bir şey, bir durum, bir kimse, pek iyi olmayan eskisini aratmak: Gün günden kötü geliyordu. Her geçen gün bir öncekini bile mumla aratıyordu (J. Gülizar). Bir oldubittiyle yıkarak onun yerine oturttuğu sistem, eskiyi mumla aratıyordu. (H. Alptekin)
- Ne arar (onda ... ne gezer)?: Onda yoktur: "O daha kendisi çocuk be hocam; onda çocuk ne arar!" (H. Taşkın). Onlarda kültür ne arar?
- Öküzün altında buzağı aramak: Olmayacak sebeplerle kusur ve suç aramak: Muhalefet, öküzün altında buzağı aramak peşinde (B. Tünay). Bizi sevmediği belli ki öküzün altında buzağı arıyor. (A. Güçer)
- (birinin) Parmağını aramak: İlgisini, bağlantısını aramak, kurulan düzeni araştırmak: Onun bu açıklamalarının gerisinde dış dinamiklerin parmağını arıyordu.
- Samanlıkta iğne aramak: Çok zor ve neredeyse imkânsız bir işi yapmaya çalışmak: Samanlıkta iğne aramaktan da imkansız bir işti yaptığı; memleketi karış karış dolaşırsa bir yerde Hasret'le karşılaşacağını umuyordu. (M. Yazar)
- Sıçan (fare) deliği aramak: Saklanacak bir yer aramak: Ne yapacağını şaşıran ustabaşı, kaçacak sıçan deliği arıyordu. (Ş. Sıtkı)
- Tutunacak bir dal aramak: Güvenilecek, dayanılacak bir insana ihtiyaç duymak: Tutunacak bir dal arıyordu ve "İnşallah bu hal ve bu durum hayra alamettir?!" diyerek içinden kendi kendini teskin etmeye çalıştı. (Z. A. Zorbulut)
- Vakit saat aramamak: Zamana hiç aldırmamak: "Sabah, öğle, akşam gibi hani vakit saat aradıkları yok." (B. Felek)
- Vesile aramak: Bir fırsatını kollamak: Ey iman edenler Allah'tan korkun ve O'na ulaşmaya vesile arayın. (Maide Suresi, 5/35)
- Yol aramak: Çare aramak: Saatlerce düşünüyor, bir çıkar yol arıyordu.
Aramak ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "aramak" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Arama iğneyi samanlık içinde: Bazı kimseler o kadar akılsız olurlar ki olmayacak işlerle uğraşıp gereksiz yere çaba harcarlar.
- Aramakla bulunmaz* (Aramakla bulunmaz, meğer ki rastgele): Çok az rastlanır şeyleri tanımlarken söylenir: "O aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır" diye Bayezid-i Bestami (Hz)'nin bir sözünü söyledi. (F. Duman)
- Araması gayret, getirmesi şöhret, geçinmesi mihnet: Evlenecek kız bulmanın emek ve uğraş gerektirdiğini, evliliğin başta övünç kaynağı sayıldığını ifade eder. Asıl zorluğun evlilikten sonra başladığını, birlikte yaşamanın sabır ve fedakârlık istediğini anlatır.
- Arayan bulur, inleyen ölür: Derdine çare arayan kişinin sonunda isteğine ulaşacağını ifade eder. Sadece sızlanıp harekete geçmeyen kimse ise zamanla daha kötü duruma düşer.
- Arayan geçidi bulur: İnsanın gerçekten ister ve çaba gösterirse çözüm yoluna mutlaka ulaşacağını anlatır. Israr, sabır ve emek gösteren kimse, karşısına çıkan engelleri aşacak bir fırsat yakalar.
- Arayan Mevlasını da bulur, belasını da*: İyiye ulaşmak da kötülüğe ulaşmak da insanın kendi tercihindedir: Irmak gibi (göz yaşı akıtan) iki gözle onları ara; sakın ümidini kesme. "Arayan Mevlâsını da bulur, belâsını da" derler. Arayan bir gün elbet bulur. Sabırla beklemek, ısrarla aramak gerek. (Mesnevi-i Manevi Şerhi)
- Aç kurdun evinde ciğer kelle ne arasın: Aç bir kişiden ya da zor durumda olan birinden yardım beklemenin boşuna olduğunu ifade eder.
- Adam için iş değil, iş için adam aranır: İşveren, herkesin isteğine göre iş vermez. İşini yaptırabilecek kimseler arar.
- Akıllı köprüyü arayıncaya (aşıncaya) dek deli suyu geçer*: Tedbirli kişi sağlam yol ararken, atak kişi sonuca daha çabuk ulaşır.
- Aldığını veren aradığını bulur: Aldığı borcu zamanında ve eksiksiz ödeyen kişinin dara düşmeyeceğini ifade eder. Güvenini koruyan insan, ihtiyaç anında kapıların kendiliğinden açıldığını görür.
- Aldığını vermeyen aradığında bulamaz: İnsan aldığı borcu ödemezse, tekrar ihtiyaç duyduğunda kimse ona bir şey vermez.
- Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar*: Anneler, kızlarını sultanlar gibi yaşatacak olanakları sağlayabilirler ama, kızlarının gerçek mutluluğu ancak kocalarına bağlıdır.
- Asıl ara, soy ara, bulamazsan ne çare: İnsanın işinde ve dostluğunda köklü, güvenilir ve terbiyeli kişileri tercih etmesi gerektiğini ifade eder. Böyle kimseler bulunamadığında, eldekiyle yetinmenin zorunluluğunu anlatır.
- Aslan yelesinde bit aranmaz:
- Güçlü ve değerli bir şeyde küçük sorunların ya da eksikliklerin dikkate alınmaması gerektiğini anlatır.
- Değerli ya da güçlü olan bir şeyde önemsiz sorunların yer almayacağını belirtir.
- At pazarında eşek izi mi ararsın?: Yanlış yerde yanlış şeyleri aramanın anlamsızlığını ifade eder. İnsan, bulunduğu yerin koşullarına ve amacına uygun davranmalıdır.
- Ata binen nalını mıhını arar*: Kişi, kullanacağı şeyin ayrıntılarını da hesaplamalı, eksik bir şeyi kalmamasına özen göstermelidir.
- Ayıpsız yâr arayan (dost isteyen), yârsız (dostsuz) kalır*: Hatasız güzel olmaz, "Eşim kusursuz olmalı" diyen eş bulamaz.
- Bedava ararsan başka kapıya yanaş: Kimse kimseye karşılıksız bir şey vermek istemez. Bazı insanlar her şeye bedava sahip olmak isteseler de bu yüzden pek başarılı olamazlar.
- Bezi daha kozada iken kızına koca arar: Bazı kişilerin olaylar olgunlaşmadan veya zamanı gelmeden aceleci davranarak hazırlık yapmaya çalıştığını ifade eder. Henüz vakti gelmemiş şeyler için telaş etmek, gereksiz aceleciliğe yol açabilir.
- Cehenneme giden yoldaş arar: Yanlış iş yapan kimsenin tek başına kalmak istemeyip başkalarını da aynı hataya sürüklemeye veya ortak etmeye çalıştığını anlatır. Kötü kişi, suçunu paylaşacak ortak arar.
- Çingene çadırında musandıra ne arar?*: Göçebe düzeninde yerleşik düzenle ilgili bir nesne aramak anlamsızdır (musandıra: yüklük, dolap, mutfakta yüksek raf).
- Çok arayandan çok soran yeğdir: Bilgiye ulaşmanın en kısa yolunun soru sormak olduğunu anlatır. Gereksiz yere arayıp vakit kaybetmek yerine, bilene danışmak daha doğru ve faydalıdır.
- Dağa çıkan düz aramaz: Bir kişinin zorlu bir görev veya hedef için adım attığında, zorlukları göze alarak ve kabul ederek bu yola girdiğini belirtir.
- Dam ardında eşeği bulmuş da erkeğini dişisini arıyor: İnsan istediği bir şeyi elde edince daha iyisini arzular.
- Davul zurna ile adam aramağa gidilmez: Bir işin ciddiyetle ve düzgün bir şekilde yapılması gerektiğinde, gereksiz şatafat veya gösterişten kaçınılması gerektiğini; işin sağlıklı bir şekilde sonuçlanabilmesi için gereksiz abartılardan kaçınılması gerektiğini vurgular.
- Davulla zurnayla yitik aranmaz: İnsan, değerli bir şey kaybettiği zaman bunu herkese duyurarak aramamalıdır. Çünkü o şeyi bulan vermeyebilir.
- Değirmenciye hırsızlık ayıp değil, başka ayıbını söyle (ara): Bir kişinin kendi çevresindeki kişilerin veya işlerin kusurlarını görmemesi veya bu kusurlara alışmış olmasını ifade eder. Burada, değirmencinin hırsızlık yapması, onun işinin doğası gereği alışılmış bir durum olarak görülür ve bu kişiye ayıp olarak kabul edilmez. Bu atasözü, kişisel ve çevresel alışkanlıkların, bir kişinin ahlaki değerlendirilmelerini etkileyebileceğini ve bazı olumsuz durumların alışkanlık haline gelebileceğini anlatır.
- Derdi çeken derman arar: Kimse dert çekmeyi sevmez. Bu yüzden de derdi olan bir insan bu dertten kurtulmanın çarelerini arar.
- Deve boynuz ararken kulaktan olmuş*: Elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu isteyen, elindekini de yitirir.
- Deve gitti yularını arar: Eldeki değerli bir şey kaybedildiğinde artık işe yaramayan bir ayrıntıyla uğraşmanın anlamsızlığını ifade eder.
- Dost ararsan dostunun dostunu, düşmanının düşmanını bul: Gerçek dost bizim diğer dostlarımızla da iyi geçinir, aynı zamanda bizim sevmediğimiz kişilere de yakınlık göstermez.
- Düşman ararsan temel dibinde ara: Bize kötülük etmek isteyen insanların o kadar uzağımızda olmadığını ifade eder.
- Düşmanı hariçte arama: İnsana zarar vermek isteyen birileri varsa onu uzakta aramamalıdır. Çünkü birine zarar vermek isteyen mutlaka onu tanıyordur ve yakınlardadır.
- El elin eşeğini türkü söyleyerek arar*: Başkasının sıkıntısına çare bulacak kişi bu işi içinden acı duyarak değil, eğlencesinden geri kalmayarak yapar.
- El elin eşeğini yırlaya yırlaya, kendi eşeğini terleye terleye arar*: İnsanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.
- Elindeki kuşu sıkı tut, kuş arama: Kişi, daha karlı işler için elindeki işi ihmal etmemelidir.
- Elinle ver, ayağınla ara*: Ödünç aldığı şeyi geri vermeyi savsaklayanlara yakınma olarak söylenir.
- Elli kemdir yüz karar, herkes dengini arar: İnsanın çoğu kez doğruyu bulmak için deneme yanılma yoluna gideceğini ifade eder. Herkes kendi hayatında dengeyi ve bu dengeye uygun kişiyi arar.
- Evinde delik, böğründe yara, var sırlarını ellerde ara: Gizlemesini bilmeyenlerin sırlarını herkes duyar.
- Geçmişin ardı aranmaz: Geçmişte yaşananların geride bırakılması gerektiğini ve sürekli geçmişi sorgulamanın bir fayda sağlamayacağını ifade eder. İnsan, geçmişin pişmanlıklarına ya da hatalarına takılmak yerine, geleceğe bakarak yoluna devam etmelidir.
- Gemisini batıran sandalını aramaz: Büyük bir yıkıma uğramış kişi, kaybettiği ufak tefek şeyler için fazla üzüntü duymaz.
- Göz kara, kaş kara, sevgiyi onda ara: İnsan birine bağlanmak için önce o kişinin güzelliğine ve çekiciliğine önem verir.
- Gün günü arattırır: Geçmişte yaşanan günlerin bazen bugünden daha iyi olduğunu ifade eder. İnsan, yeni ve daha çok sıkıntıyla karşılaştıkça sıkıntılı da olsa eski günlerini özler hale gelir.
- Güzel yüzlü arama, güzel huylu ara: Güzellik aldatıcıdır, yüzü güzel, huyu kötü kimseyle anlaşmak zordur.
- Halep yolunda deve izi mi ararsın? (Halep yolunda deve izi sayar): Sonuç alınamayacak akılsızca işlerle uğraşanlar için söylenen bir atasözü.
- Hasta hekimden derman aranmaz: Kendisine faydası olmayan kişinin başkalarına hiç yararı olmaz.
- İki çuval bir harar, herkes menfaatini arar: Herkesin kendi çıkarını gözettiğini anlatır. İnsanlar, paylaşımlarda veya işlerde genellikle fayda sağlayacak tarafı tercih eder.
- İnsan kısmetini aramazsa kısmeti insanı arar: Allah bir şeyi insana uygun görmüşse o şey insanı nerde olsa gelir bulur.
- Kadında vefa, borçluda sefa aranmaz: Kadınlar erkeklere oranla daha vefasız olarak bilinir (?). Borçlanarak geçimini sürdüren kimseler de eğlenmeye, rahat yaşamaya fırsat bulamazlar.
- Kadını sırdaş eden tellal aramaz: Kadınlar çok zor sır saklarlar; hiç kimseye söylemeseler bile dayanamayıp çok güvendikleri birine mutlaka söylerler. Ve kadınlar arasında iletişim çok hızlıdır.
- Kart kedi körpe fare arar: Güçlü veya yetenekli birinin zayıf veya savunmasız birini hedef alması durumunu ifade eder. Birinin kendisinden daha zayıf olanları veya fırsatları avlamaya çalışmasını anlatır.
- Kaş ararken gözsüz kaldı: Küçük bir kazanç peşindeyken daha büyük bir zarara uğramayı ifade eder. İnsanın daha iyisini elde etmeye çalışırken elindekini kaybetmesini anlatır.
- Keçi şarap içmiş dağa kurt aramaya gitmiş: Çok içki içen kişinin sarhoşken ne yaptığını bilmediğini, mantıklı düşünemediğini ve ayıkken cesaret edemediği işlere sarhoşken rahatça ve düşüncesizce giriştiğini ifade eder. Yani, içki etkisi altında, kişi riskli davranışlarda bulunabilir ve olası kötü sonuçları dikkate almaz.
- Kısmetin seni arar bulur: Kişinin kaderinde olan şeylerin, onu mutlaka bulacağını ve ondan kaçmanın mümkün olmadığını ifade eder. İnsanın rızkı veya talihi er ya da geç karşısına çıkar.
- Kol kesilirken parmak acımaz/aranmaz: Büyük bir felaket veya kayıp yaşanırken küçük sorunların dikkate alınmayacağını anlatır. Ana problem o kadar büyük olur ki, daha küçük sıkıntılar önemsenmez.
- Komşu komşunun kaybını türkü çağırarak arar: Kişi başkalarının kaybına kendi kaybı kadar üzülmez ve ilgilenmez.
- Kör körü arar, su çukuru: Herkes kendi karakterine uygun kişilerle arkadaşlık etmek ister.
- Kurt yiyeceğini bakkal dükkânında aramaz: Kazancını hırsızlıkla, şiddet yoluyla elde eden kötü huylu kişiler, ihtiyaç duydukları şeyi parayla satın almazlar.
- Kusursuz dost arayan dostsuz kalır*: Kusursuz kişi olmadığından, kendisine kusursuz bir dost arayan kimse aradığını bulamaz, dostsuz kalır.
- Mümkünsüz şey arayıp arzulama: İnsanın bazı şeyleri elde etmesi imkansızdır. Bu yüzden böyle şeylere fazla istek ve hırs duymamalıdır, nasıl olsa istekleri sonuçsuz kalacaktır.
- Oğluna kız aramaktansa kızına oğul ara: Kız çocuğu evlenme çağını geçirdiği zaman ona koca bulmak çok zor olur. Erkek, yaşı ilerlese bile istediği zaman evlenecek birini bulur.
- Öküz altında buzağı arama: Gereksiz yere sorun veya gizli neden aramanın yanlış olduğunu ifade eder. Bir şeyin basit ve açık nedenlerini araştırmak yerine, karmaşık veya gereksiz detaylara takılmamak gerektiğini vurgular.
- Ölmüş at arar, nalını sökmeye: Hiç olmayacak durumda bile çıkarcı davranan kişileri anlatır.
- Peşin para, zevkini ara: Veresiye satan kolay ve çok satar, ama peşin satan daha garantili kazanır.
- Rahat ararsan mezarda*: Herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.
- Sıçanın geçtiğini aramam, amma yol olur kalır: Bir iş için kötü bir yol açılırsa artık herkes o yolu tutar.
- Sırdaş aramak sırrını yaymak içindir: Kişiler arkadaşlarının sırlarını iyi niyetle de olsa güvendikleri kişilere açabilirler. Böylece sır bir çok kişi tarafından öğrenilmiş olur.
- Sürüyü yitirip bir buzağıyı arar: Büyük kayıpları görmezden gelip küçük şeylerin peşine düşen kişiyi anlatır. Asıl önemli olanı kaybeden, önemsizle avunur.
- Tabut arayanın gözleri yaşlı olur: Bir kimsenin herhangi bir eyleme girişeceği, o eyleme girişmesini zorunlu kılan durumundan anlaşılır.
- Yazın araması, kışın taraması olmazsa herkes besler mandayı*: İyi bir iş yapılmaya çalışılırken karşılaşılan sıkıntılara herkes kolay kolay katlanamaz.
- Yeni dostu ara ama eski dostu da unutma: Devamlı değişen çevremizle birlikte yeni dostlar edinirken eski dostlarımızı da ihmal etmemeli ilişkilerimizi kesmemeliyiz.
- Yoruluncaya kadar ara, ölünceye kadar geçin: Hayat boyu sürecek bir evlilik için doğru kişiyi bulmak için iyice aramanın önemini vurgular. İyi bir evlilik, uyumlu bir eş seçimine bağlıdır, bu nedenle sabırlı olunmalı ve acele edilmemelidir.
- Yumurtanın kulpunu arama: Her şeyin kendine ait bir açıklaması olduğunu ve gereksiz yere anlam aramaya çalışmanın yersiz olduğunu ifade eder.
- Yüze bakma edep ara (Yüzün güzelliğine, çirkinliğine bakma, adamda edep ara): Bir kişinin dış görünüşüne aldanmak yerine onun ahlakına, terbiyesine ve iç güzelliğine önem verilmesi gerektiğini ifade eder. Dış güzellik geçici, edep ise kalıcı ve değerlidir.
Soru ve Yorumlar: 2
Soru/Yorum Gönder