Kötü bir davranışı dengiyle, aynısını yaparak karşılama, misli (misil: eş, benzer) ile karşılık verme, kısasa kısas: Çıkarlarına haksız olarak başka bir devlet tarafından müdahale edilen her devlet, müdahale e…
Madırga Madırga, murç ve benzeri araçların başına vurularak kullanılan, 2 - 3 kg ağırlığında bir çeşit yassı taş çekicidir. Örnek cümle: Kepirtepeli öğrencilerin ellerinde savrulan balyozların, madırga, kes…
Bir müzayede salonundaki açık artırma Açık artırma. Artırmaya katılanlardan en yüksek fiyat teklifinde bulunan kişiye yapılan satış. Müzayede yoluyla her türlü mal satılabildiği gibi genellikle antika değ…
Uyanık, tetikte, gözü açık, sak: Görevimizin bir yanı olanca ciddiyet ve süratle birleşmek, güçlenmek ve her türlü kötü gelişmeye karşı müteyakkız ve hazırlıklı olmaktır. (İlgili cümle kaynağı: Mahmut Esad Coşan)…
Meydana gelmiş, ileri gelmiş, dolayısıyla, ötürü: Şaşkınlıktan mütevellit dağılmış dimağını toplayamadığı için bir kaç saniye suskun kalmıştı (A. Sarsu). İzmir işgal edildi. Bundan mütevellit İstanbul'da miti…
Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kimse. Vakfiyedeki şartlara ve şer'i hükümlere göre vakfın işlerini idare etmek üzere tayin olunan şahsa mütevelli denir. Bir mescidin ya da caminin bakımına memu…
Herhangi bir işte elinden geleni yapıp daha sonrasını Yüce Allah'a bırakan, tevekkül eden, O'na güvenen, itimat eden: De ki: Allah bana yeter, hep ona dayanır güvenir mütevekkil olanlar. (Zümer Suresinden…
Kuruntulu, evhamlı, vehimli: Tevehhüm edene mütevehhim, tevehhüm ettiği şeye mütevehhem derler... (M. R. Efendi). Esasen yaradılıştan mütevehhim, canına düşkün adamdı; hele bu olaydan sonra vehmi, kuruntusu kat …
Ölmüş, vefat etmiş kimse. Müslüman olmayan kimseleri ölümünden sonra anarken kullanılan saygı sözü. Vefat eden Müslümanlar için müteveffa kelimesi yerine rahmetli anlamında "merhum ve merhume" kelimel…
Yönelik, yönelen, yönelmiş, tevcih etmiş: Gözüm Kabe'ye müteveccih kendinden geçmiş birisine takıldı... Birine yakınlık ve sevgi duyan, teveccüh gösteren: Kabe'den daha aziz, daha kıymetli, maddi manevi…
Birbirlerine çok karıştırılan "mütevazı" ve "mütevazi" kelimelerinin anlamları, yazılışları ve örnek cümleler: Mütevazı : Alçak gönüllü, büyüklenmeyen, tevazu gösteren, kurumsuz: Bu fani d…
Art arda gelen, üst üste olan, ara vermeden devam eden, peş peşe, ardışık: Fransız Cumhuriyetinin, Türkiye'yi harbe sokmak yolundaki bu mütevali diplomasi gayretleri yanında, ayrıca gizli tahrik usullerine de…
Olması, gerçekleşmesi bir şeye bağlı olan, bağlı: Bu alemin bütün aksamı birbirine muzaf, birbirine mütevakkıftır (Ö. N. Bilmen). Her nami cismin yaşaması, ve hayatının hıfzı, nasıl teneffüse muhtaç ise, devletl…
Teşekkür eden, teşekkür borcu olan, minnettar: Ancak kişi kendini düzelttikten sonra içinde bulunduğu kötü durumun önemini kavrar ve kendini uyaran dostuna müteşekkir olur... Şükür eden: Her şey Allah'ın is…
Oluşmuş, meydana gelmiş, teşekkül etmiş: İnsan, her birisinin kendine has ihtiyaçları olan ruh, nefis ve bedenden müteşekkil bir varlıktır (İlgili cümle kaynağı: A. Ünal). Milliyetleri ve inançları farklı toplulu…
Müteşebbis (girişimci) Girişimci. (ticaret) Ortaya bir sermaye koyup, makul derecede risk alarak, bir işe girişen, bir işi kurmaya teşebbüs eden kimse: Doğa, emek ve sermayeyi bir araya getirerek kar eld…
Müteselsil kefillerin bir borç karşısında müteselsilen sorumluluğu Müteselsil zincirleme olarak, birbirini izleyen, art arda gelen şekilde demektir. Müteselsilen de aynı anlamda olup "müteselsil bir şe…
Birbirine dayanan, destek olan, birbiriyle dayanışma içinde bulunan, tesanüt eden: Sulh içinde Türk Milletine güven sağlayan ve herhangi bir tecavüzü derhal ve yerinde önlemek kudretine haiz, mütesanit bir kuvvet…
Tereddüt eden, çekingen, bir türlü karar veremeyen, kararsız (kimse): Fiili destek konusunda mütereddit davransa da ilerleyen günlerde desteğini açıkça dile getirmiştir (V. Kurt). Hala mütereddit idi, hala nasıl …
Mütercim Mütercim, yazılı bir eseri (kitap, metin, gazete, ansiklopedi, hukuki veya ticari sözleşmeler, makaleler vb.yi) bir dilden başka bir dile yazılı olarak çevirme işini yapan kişidir. Mütercimin tercü…
Birikmiş, toplanmış, yığılmış, teraküm etmiş, kümülatif: Diğer taraftan da bu mükelleflerin müterakim vergi borcu ödemeye mecbur kalarak sıkıntıya düşmeleri önlenmiştir (İ.Ü. Maliye Enstitüsü). Düşüncelerimiz pla…
Çeşit çeşit, muhtelif, çeşitli, değişik değişik, türlü türlü: Haremi Hümayun ve sultan efendiler ikişer atlı arabaları ile akşama yakın gidip, türlü şekillerde, mütenevvi renklerde kandiller, fenerlerle donatılmı…
Orantılı, oranlı, uygun, tutarlı: İnsanın çalışmaktan hoşlanması ve zevklenmesi için mesleğini kabiliyetlerine uygun ve kuvveti ile mütenasip olarak intihap etmiş olması lâzımdır (Afet). Burada herkes, şerefiyle …
Birbirlerine çok karıştırılan "mütenakız" ve "mütenakıs" kelimelerinin anlamları, yazılışları ve örnek cümleler: Mütenakız : Birbirine uymayan, birbirine zıt olan, birbirini bozup nakzeden,…
Mütemmim cüz Tamlayan, tamamlayan, bütünleyen, bütünleştirici: Eski Türklerde kadın tabu olmadığından ve bilakis erkeğin mütemmimi bulunduğundan, kadınsız hiç bir iş görülemezdi. Hükümdar emirnameleri yaln…
İstekli görünen, eğilimi olan, temayül eden, meyleden: Verdiğimiz teklifi kabul etmeye mütemayil bir vaziyetteydi (kelime ile ilgili cümle). Bu suretle ruhların müşterek duyguları mütecanis (özdeş) olan bu fertle…
Acısını, kederini, derdini unutur gibi olan, avunan, teselli bulan: Yokluğunu derin bir acı ile hissederken, onun varlığının, var olmuş olmasının Türk şiiri, edebiyatı ve kültürü için ne büyük bir kazanç ve şans …
Ara vermeden, sürekli olarak, kesintisiz ve devamlı olarak: Kazanmak, kazanmak, gene kazanmak, mütemadiyen kazanmak istiyordu... (kelime ile ilgili cümle) Geceden beri mütemadiyen kar yağıyor (Y. Kemal). Menfiler…
Sürekli, aralıksız, kesintisiz, devamlı: Senin mütemadi nimetlerine ben de mütemadi hamdü senalarla mukabelede bulunmak istiyorum Allah'ım! (M. Yılmaz). Harbin başladığı günden bu ana kadar işin cihan mikyası…
Olgunlaşmış, gelişmiş, tekamül etmiş olan (gelişmiş olan): Bilmiş olunuz ki, Aziz ve Celil olan Allah, gönül dudaklarımıza iman şurubu içirerek bizi en mütekamil bir din olan İslam ile şereflendirmiştir. (İlgili …
Belirli bir süre çalışıp belli bir yaşa gelindikten sonra kanunlar gereği işinden ayrılarak kendisine aylık bağlanmış olan kimse, emekli: Sonra da, babası Azerbaycan'dan dönüp de mütekait olunca Orkide Apartm…
Mütekabiliyet esası Karşılıklı durum, aynen karşılık. (hukuk) Devletler arası ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme veya yapılan bir davranışın aynısını bekleme prensibini tanım…
Tekabül eden, biri ötekinin karşısında olan, karşılıklı: Aile hayatı, kadın erkek arasında mütekabil hürmet ve muhabbetle devam eder... İmparator II. Wilhelm'in İstanbul'u ziyareti sırasında karşılıklı je…
Heyecana kapılmış, heyecanlı, coşkun, coşkulu: Ömrümde bu derece müteheyyiç olduğumu bilmiyorum (Mehmed Cavid Bey). Aşık Efendi bundan dört asır evvel Trabzon'da orta Hisarda iki çöğür, bir keman, bir de sant…
Çabuk öfkelenen, sinirlerine hakim olamayan, tehevvür eden, hiddetli, öfkeli, kızgın: Kılıç Ali Beyi birdenbire odaya girerken görenlerin ifadesinden anlaşıldığına göre, kendisi pek mütehevvir bir haldeydi (İlgil…
Değişen, tahavvül eden, başka bir hale dönmüş: Havanın mütehavvil renklerini ve ruhun firari raşelerini tespite hasredeceklerdir (İlgili cümle kaynağı: Ahmet Haşim). Çabuk değişen, bir durumda kalmayan. Karars…
Duygulu, hisli, duygulanan, duygulanmış: Dargın olduğumuz halde nikah törenime gelmesi beni çok mütehassis etmişti. Mütehassis olmak: Duygulanmak: Akif'in ruhu da benim memnun ve mütehassis olduğum gibi, …
Mütehassıs hekim Belli bir işte veya belli bir konuda, ihtisas yapmış, uzmanlaşmış, uzman kimse: Birçok meslekte kötü işgüzar olmaktansa bir sanatta tam mütehassıs olmak yektir. (sağlık) Bir tıp dalında …
Yer değiştirebilen, oynar, devingen, hareketli: Fakat hareket var olmak için, en basit bir müşahede ile anlıyoruz ki, evvela bir muharrik yani hareket ettiren, sonra da bir müteharrik yani hareket eden var olmak…
Tahammül eden, katlanan, dayanıklı, götürümlü: Başına gelen bela ve musibetler karşısında mütehammil bir yapısı vardı (Ümit Kesmez). Askerliğe vücudu mütehammil olmayanları hiçbir vakit kanun silah altına davet e…
Ufak tefek masraflar için ayrılan para: Maaşından başka yüz kuruş müteferrikası vardır. (Ş. Sami) Hesapta olmayan çeşitli masraflar için ayrılmış para. Güvenlik kuruluşlarında şüpheli kimselerin ilgili yerlere…
Birbirinden ayrılmış, ayrı ayrı, dağılmış, dağınık: Birbirinden müteferrik bu kadar akvamı, aynı milliyetin altında tutan İslam'ı, temelinden sallayacak zelzele kavmiyettir. (örnek cümle) Çeşitli, muhtelif:…
İslam düşünce tarihinin en büyük mütefekkirlerinden İbn-i Sina Genel sorunlar ve konular üzerine, yeni ve kendine özgü düşünceleri olan, fikir üreten kimse, düşünür. Mütefekkir, derin düşünebilen, doğru d…
Üzülmüş, üzüntülü: Anneler müteessir olurken çocuklar da müteessir olur, anneler ağlarken çocuklar da ağlarlar, sebebini anlamadan, akıl bile erdirmeden ağlar, müteessir olurlar. (İlgili cümle kaynağı: Şehbal De…
Üzülen, üzüntü duyan, kederlenen, esef eden: Rabbine karşı sorumluluklarını tam manasıyla yapmadığın için öyle müteessif, öyle mükedder ve öylesine perişansın ki. İşlemiş olduğun her günahı hatırlatmak ve gizled…
Tedavülde bulunan, geçer, elden ele gezen (para). Elde dönen, döner (sermaye). Mütedavil sermaye : Sermaye, sabit ve mütedavil olmak üzere ikiye ayrılır. Mütedavil sermaye, bir kullanılışta harcanan sermaye…
Bir şeye dair, bir şey ile ilgili, ilişkin, -e ait, -e dair: Yavuz'dan da, Anadolu'da istediği sancakların kendisine verileceğine, dahili işlerine müdahale edilmeyeceğine mütedair bir senet aldı (İlgili c…
Bir cinsten, aynı cinsten, bir türden olan, türdeş, hemcins: Bu millet etnik bakımdan mütecanis değildi ancak yeri geldiğinde öyle bir mütecanis oluyordu ki... (örnek cümle) Birbirine benzer karaktere ve yapıya s…
Gülümseyen, tebessüm eden, güleç: Asık suratlı olmayın, mütebessim, gülümser bir simaya sahip olun. Çünkü Efendimiz (sav) öyleydi ve bizden de mütebessim bir çehreye sahip olmamızı isterdi (Asım Şark). Her işte m…