Fışkın Bir ağacın gövdesiyle kökünün veya gövdesiyle toprağın birleştiği yerden aynı yıl içinde süren (yeni büyüyen) ince dal: Halbuki geniş yapraklı ağaçlardan bir kısmı kurusa bile kökleri derhal ölmediği…
Fıskiye Havuzda suyu yukarıya doğru türlü biçimlerde püskürten ağız ve böyle fışkıran su. Fıskiye fırıldağı : Bahçe sulamasında kullanılan, karşıt yöne bakan ağızlarından akan suların geri tepmesiyle dön…
Fifre - Ahşap yan flüt Fifre, üflemeli çalgılar arasında yer alan, yanlamasına çalınan, genellikle anahtarsız, altı delikli ve çoğunlukla ahşaptan yapılan, flüt benzeri basit bir çalgıdır. Ses genişliği y…
Fırtına Sert rüzgar: Fırtına öncesinin durgunluğu. Sert rüzgarın etkisiyle denizde ya da kum çöllerinde oluşan dalgalanma: Kum fırtınası. (mecazi) Güç anlatılan kötü durum: Savaş çıktı çıkacak derken, f…
Yunanca fi harfi "Hatırlanamayan oldukça geçmiş bir tarihte" anlamında söylenen fi tarihinde deyiminde geçer: İstanbul'a fi tarihinde göçmüşlerdi. (S. Faik) Yunan alfabesinin yirmi birinci h…
İnsan topluluğu, bölük, cemaat, taife: "Size üç şeyi emreder ve üç şeyden de menederim: Size Allah'a itaat etmenizi ve O'na hiçbir şeyi şirk koşmamanızı, Allah'ın Kitabına toplu olarak sarılmanı…
Fırın Dört bir yanından ısı alarak ya da bir köşesinde yakılan ateşin sıcaklığıyla çeşitli pişirme işlerinde ya da teknik alanda ısıl işlemlerde kullanılan, kapağı ve havalandırma deliği dışında her yanı o…
Fırıldak Kanatları rüzgarla dönen, tekerlek biçiminde çocuk oyuncağı. Ocak ya da sobanın tütmemesi için baca borusunun tepesine takılan rüzgarla birlikte dönerek açık ağzın rüzgardan koruyan özel yapımlı …
Fırdöndü Biri döndüğünde diğeri sabit kalabilecek şekilde serbest bir eksenle bağlanmış çift halkalı teknik düzen. Topaç gibi çevrilerek oynanan, tunçtan, altı yüzlü bir çeşit kumar aracı. (mecazi) Beli…
Bir şeyi fırça sürerek temizlemek ya da parlatmak: Günde en az 1 kere dişleri fırçalamak gereklidir. (derleme cümle) (Avcılıkta) Sık ya da bataklık ormandan geçmek. (argo) Bir kimseyi çok azarlamak, fırça atm…
Fırça Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte ya da bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan bir arada bağlanmış kıl ya da kıla benzer başka tellerden yapılmış araç: Boya fırçası, elbise fırçası. (mecazi) Res…
Fındık (botanik) Fındıkgillerden, kuzey yarıkürenin ılık yerlerinde ve Türkiye'nin en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen, 17 kadar türü bulunan bodur bir ağaççık ve bunun sert kabuk içindeki yağlı tohum…
Gözler için çabuk çabuk ve durmaksızın sağa sola dönerek: Gözleri fıldır fıldır, muziplikle doluydu yine... (P. K. Karakuş) Fıldır fıldır bakmak : Zekice, kurnazca, hiçbir şeyi kaçırmadan bakmak: Hasibe Saliha…
(edebiyat) Gazete ve dergilerin değişik sayfalarında, belirli özel başlıklar altında güncel bir konuyu belirli bakış açılarından irdeleyip yorumlayan kısa yazı türü: Fıkra yazarı. Herhangi bir düşünceyi örnek …
Suyun ya da başka bir sıvının kaynayışını anlatır: Su fıkır fıkır kaynıyor demlesene çayı. Cilveli, oynak. Fıkır fıkır ile ilgili deyimler ve anlamları Fıkır fıkır etmek : Oynak hareketlerle, hafif sesle …
Fıçı Ensiz tahtaların metal çemberle tutturulmasıyla yapılan şişkin karınlı, altı ve üstü düz kap. Bu biçimde, metal, karton, plastik vb. herhangi bir maddeden yapılmış kap. Fıçı dibinden ayrılmamak :…
Fezleke Özet, özetleme, birtakım yazılı kağıtlardan çıkarılan sonuç. Bir kararın kısaca yazılması. (hukuk) İnceleme kağıtları, tahkikat evrakı. (hukuk) Bir mahkeme kararının, bir hukuki bir soruşturma…
İki olay arasındaki sıkıntılı süreç, bunalımlı, karışık ara dönem. Fetret, hükümet boşluğunda devlet otoritesinin yeniden kurulmasına kadar geçen (sıkıntılı) süre: Halkın değer hükümlerini alt üst eden fetret v…
(tarih) Osmanlılarda, bir yerin alındığını bildirmek ya da muştulamak için, padişahın yabancı ülke hükümdarlarına ve şehzadelere, valilere vb. gönderdiği mektup. (edebiyat) Bir kentin ya da kalenin alınışını …
İstanbul'un fethi 1453 Fetih bir kenti, bir bölgeyi genellikle de bir ülkeyi, savaşla alma demektir. Ayrıca "fetih" sözcüğü Müslüman egemenliğinin genişletilmesi anlamında da kullanılır: "…
Bir yeri ya da ülkeyi savaşarak ele geçirmek: Bir gün İstanbul'u fethetmek niyetini ona açmış, fakat o, küçük Şehzade Mehmed'i göstererek, "Sen değil Padişahım, Kostantiniye'yi bu çocuk ile,&quo…
Fesuphanallah, olumlu veya olumsuz şaşkınlığı ifade eden bir ünlem olarak kullanılır. Alemin keyfi yerinde yine maşallah Bize de bir gün kader güler güler inşallah Böyle gelmiş böyle gidecek korkarım Allah Y…
Fesleğen Fesleğen, ballıbabagillerden, anayurdu Güney Asya olan, güzel kokulu aromatik yaprakları için yetiştirilen kısa boylu, beyaz çiçekli bir süs bitkisidir. Taze veya kurutulmuş yaprakları et, balık, s…
Fes Koyu kırmızı vişne çürüğü renginde, kalın çuhadan yapılmış, tepesinden püskülü sarkan, silindir biçiminde başlık. Fes, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaygın olarak kullanılması nedeniyle Avrupa'da Os…
Fesahat (edebiyat) , söz ve yazıda anlatımın düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluğu anlamına gelir: Ayrıca mana, ahenk ve telaffuz bakımından bir kusurun bulunmaması, yani fesahat da söze güç katan bir u…
Fersah, eskiden kullanılan ve yaklaşık 5,5 km (5685 metre) olan bir uzaklık ölçüsüdür. Fersah fersah : "Pek çok, oldukça fazla" anlamında arası zor kapatılacak bir mesafede, yetişilmesi ya da geri dö…
Fermuar çeşitleri Fermuar, giysi, çanta, kılıf gibi eşyalarda giyip çıkarmayı ya da açıp kapamayı kolaylaştırmak için kullanılan, karşılıklı iki sıra dişli ve bunları birbirine geçiren ya da ayıran metal ve…
Fermene Fermene, Osmanlılarda özellikle Rumeli'de giyilen, kaytan ve sırma işlemeli, kısa, kolsuz, önü kavuşmayan bir tür yelektir. Kesik yelek de denir. Deyrenin üstüne bu kısa yelek giyilirmiş. Eskide…
Fermantasyon Ekmeğin mayalanarak kabarması Fermantasyon kavramı, karmaşık yapıdaki kimyasalların, canlı organizmalar tarafından daha basit yapıdaki kimyasallara dönüştürülme işlemine verilen isimdir. Sıv…
Ferman Buyruk, emir: Ferman senden kabul benden. (Fuzuli) (tarih) Osmanlı devletinde padişah tarafından verilen, uyulması gerekli hükümleri içine alan yazılı emir, buyrultu, yarlığ: Kanuni Budin seferine…
Kümes hayvanlarının, keklik, bıldırcın gibi kuşların (büyüyerek) civciv durumundan çıkmış yavruları, civcivin büyüğü: Horozlar, tavuklar, ferikler, piliçler ve civcivler arasında bir koşuşturmadır gidiyordu. (İl…
İstanbul boğazında araç ve yolcu taşıyan 80 araç ve 600 yolcu kapasiteli Suhulet feribotu Motorlu taşıtları, tren ya da vagonları yolcuları ile birlikte iki kıyı arasında taşıyan gemi, arabalı vapur. Şirket…
Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde, teferruat: Asli hükümlerden feri hükümler çıkarmak. (İlgili cümle) Asıl olmayıp ikinci derecede olan: Gecikme zammı asıl alacağa bağlı feri bir alacaktır. Delili Fe…
Ertesi gün, yarın: Dün ne kadar uzaklaşmış ve ne kadar kendi cinsinden olmayan bir ferdaya yerini terk etmişti (İlgili cümle kaynağı: H. Suphi). Bu günlük iş bugün lazım yapılmak, yoksa ferdaya / Bırakmışsan... O…
Anlayış, çabuk kavrama, zeki, hızlı ve doğru karar veren gibi anlamlara gelmektedir. Ferasetli bu gibi yeteneklere sahip olan kişi demektir: Bir doktor ferasetli olsa hastalığı daha iyi anlar, bir hakim ferasetli…
Kanun neferlerinin taktığı ferahi Bol, geniş, ferah: Ferahi aydınlık bir yer istiyoruz. (E. Gürsoy) (tarih) Osmanlı'da kanun adı verilen ve bugünkü inzibat erlerinin vazifesini gören güvenlik güçlerinin b…
Klasik Türk müziğinde, yegah perdesinde karar kılan bir bileşim makam: Ferahfeza, musikimizde acemaşiran makamı ile yegahta buselik beşlisinin birleşmesinden meydana gelen ve yegah perdesinde karar kılan bir bir…
Haklarından kendi isteğiyle vazgeçme, el çekme: Askerlik, fedakarlık ve feragat mesleğidir. Feragat etmek : İsteyerek vazgeçmek, el çekmek: Cihadı diniye uğrunda şahsi rahatımızdan feragat ederek mutlak bir fe…
Ferace Uzun ve geniş kollu, geniş yakalı ve vücut hatlarını belli etmeyecek kadar bol bedenli olan, önden düğme veya fermuarla kapanan, eteği ayak bileklerine kadar uzanan kadın dış giysisi. Ferace, çarşafta…
Parlaklık, aydınlık. (Göz için) Canlılık: Bunlar insanlıktan çıkmış, gözlerinin feri kaçmış ve çoktan ilkelleşmiş görünüyor. Feri kaçmak (sönmek/gitmek) : Göz için bakışlardaki canlılık gitmek, ten için sol…
Feodal sistem Ortaçağda Avrupa'da büyük toprak sahipliğine ve toprağa bağlı köylülerin emeğine dayanan ekonomik düzen. Yıkılmış, çözülmüş köleci ve komünal toplum düzenlerinin yerini alan ve kapalı ek…
Fenotip : (biyoloji) Bir organizmanın genotip özelliklerinin çevreyle karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan, gözle görünür özellikler. Belirli bir fenotipi paylaşan bir grup organizma. Genotip : (biy…
Fenol kristalleri Fenol, aromatik bir halkanın parçası olan bir karbon atomuna bağlı bir hidroksil (―OH) grubu ile karakterize edilen bir organik bileşik ailesidir. Aynı zamanda fenol terimi, benzenol veya …
Fen bilimleri Fizik, kimya, matematik ve biyoloji bilimlerinin genel adı: Fen dersleri. Bilimi uygulama alanına koyan bilgilerin tümü, teknik: Botanik bilim, tarım fendir. Fenni : Fen ile ilgili: Fenn…
Fenil (kimya) , aromatik hidrokarbonlardan benzen halkasından bir hidrojen atomunun ayrılmasıyla oluşan, formülü C 6 H 5 olan tek değerlikli bir köktür . Fenol, anilin ve çok sayıda aromatik bileşiğin yapısal te…
Gece deniz feneri manzarası Rüzgar ve yağmura karşı cam ya da kağıt korumalı aydınlatma aracı. Gemilere yol gösteren, bulunduğu yerin sığ ve kayalık olduğunu bildiren uyaran ışık kulesi. Tepesinden kulpl…
Feminizm Feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için yapılan bir mücadeledir. Kadınların ekonomik, sosyal, kültürel vb. alanlarda erke…
Felsefe Düşünen adam heykeli Rodin Varlıkların ve şeylerin ilk nedenlerini ve ilk ilkelerini araştıran bilgi alanı (18 yy. kadar): Varlığın var olup, var olmadığını, varsa ne olduğunu en geniş bir biçimd…
Başka bir çaresi olmayarak telaşla, bir yandan bir yana koşarak, çok çaba harcayarak heyecanla aramak: Sueyma fellik fellik ne edeceğini düşünüyor, çevresindekilere çatıyor, divanda bir o yana bir bu yana gidip d…
Suriye, Mısır ve diğer Arap ülkelerinde köylü ya da tarım işçisi. Fellah, Türkiye'de genellikle Adana ve Mersin illerinde yaşayan Araplara verilen isim. Fellah olarak adlandırılmalarının sebebi Çukurova'…
Granit bileşimindeki feldispat Feldispat (feldspat), yer kabuğunun yaklaşık %60–65'ini oluşturan ve sodyum, potasyum, kalsiyum, lityum gibi alkali ve toprak alkali elementlerin alümina silikat bileşim…
Felah, kurtuluş, selamet, onma demektir: Sizden öyle bir topluluk bulunmalıdır ki, herkesi hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükten vazgeçirmeye çalışsınlar. İşte onlar felaha erenlerin ta kendileridir.…
Fekül , kimya alanında özellikle bitkisel kaynaklı nişastalı karbonhidrat bileşiklerine verilen addır. Sebze köklerinde doğal olarak bulunan fekül, en yoğun biçimde patates başta olmak üzere mısır, buğday, piri…
Feda, bir amaç uğrunda değerli bir varlıktan ya da bir değerden vazgeçme, uğruna verme demektir. Feda etmek : Bir şey için herhangi bir şeyi gözden çıkarmak, uğruna vermek, kurban etmek: Şehitler, dünya hayatl…
Kendi içlerinde göreli bir bağımsızlığa sahip birkaç devletin ortak anayasa, ortak ordu, ortak bütçe çerçevesinde oluşturdukları birlik, devletler topluluğu. Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla …
Fecir Sabaha karşı ufkun ağarmaya başladığı zaman, tan vakti, gün ağarması: Fecir, kelime olarak "yarmak" anlamında olup, aydınlığın karanlığı yarıp çıktığı zaman anlamına gelmektedir (S. Z. Merç…
Gelin arabası olarak kullanılan bir fayton Hayvan gücüyle ilerleyen, körüklü ve ahşaptan dört tekerleği olan standart olarak karşılıklı dört kişiyi ve sürücüsünü taşıyabilen, atlı yolcu arabası, payton. P…
Erkek favori (faul) Yalnızca çene tıraş edilerek yüzüm iki yanında kulaklara paralel ve aşağı doğru bırakılan saç sakal karışımı uzantı. Yarışı kazanması beklenen at. Herhangi bir iş ya da yarışmada üstü…
Benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, ayrılık, değişiklik, başkalık, değer ayrılığı, ayrım. İki sayıyı ya da iki cebirsel ifadeyi birbirinden çıkarmakla elde edilen sonuç. Bir niceliğin bir başka nicelikt…
Faraş Yerde toplanan süprüntüleri alıp atmaya yarayan, plastik teneke vb. maddelerden yapılmış yassı bir kürek biçiminde saplı gereç: Bir elinde faraş, ötekinde süpürge, habire süpürüyor. (F. Erdinç) Far…
Otomobil farı - Audi A4 Kara taşıtlarının ön kısmında bulunan ve yolu aydınlatan güçlü ışık verici. Genellikle parabolik olan bir aynayla, ayna odağına yerleştirilmiş çift filamanlı bir elektrik ampulünden…
Sonu olan, ölümlü, kalıcı olmayan, gelip geçici, kalımsız: Dünya altın da olsa fani; ahiret toprak da olsa bakidir. Baki olan çömlek, fani olan altına tercih edilir. Lakin biz aksini yapıyoruz. (İlgili söz: Fuda…
Ezgi (müzik) Belli bir kurala göre oluşturulan ve kulakta haz uyandıran ses dizgisi; melodi, nağme eş anlamları: Sesin geldiği yere bakıp: "Bu duyduğum en güzel ezgi!" dedi. (müzik) Bir müzik …
Kısaca, özet olarak, özetle: Müslümanların hakimiyeti döneminde Tanzanya yeni bir şehrin, yeni bir sanatın, yeni bir ruhun, yeni bir toplumun, ezcümle yeni bir medeniyetin doğuşuna şahitlik etti. (Halit İstanbull…
Bir metni ya da bir sözü tekrarlayacak biçimde akılda tutma. Ezberlenecek ders: Ezbere çalışıyorum. Ezberden : Ezber olarak, akılda kaldığı gibi. Ezberci : Herhangi bir şeyi anlayarak değil de, sözcük sözc…
Eyer Genellikle at gibi binek hayvanlarının sırtına yerleştirilen, binicinin hayvana güvenli ve dengeli bir şekilde binmesini, oturmasını ve yönlendirmesini kolaylaştıran, çoğunlukla deri veya sentetik malz…
(gün'ün çoğul şekli) Günler: Sadece 'güzel eyyam' geçip gitmekle kalmadı, gençliklerinin ikramı olan dinamizmleri ile birlikte parasal güçleri de çözülmeye yüz tuttu. (A. G. Sayar) Zaman, devir: &qu…
Eyvan Özellikle Güneydoğu Anadolu evlerinde avluya bakan, önü açık, üstü kapalı yüksekçe döşemesi olan, ortasında bir de küçük havuzu bulunan oturma yeri. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklularının cami ve…
Yönetimsel özerkliği olan büyük il: ABD'nin eyaletleri. (tarih) Osmanlı İmparatorluğunda en büyük sivil ve askeri yönetim bölgesi. Eyalet ile ilgili birleşik kelimeler ve anlamları Eyalet askeri : (ta…
Evraklar Üzerinde gerçeğe dayalı veya resmi bilgilerin bulunduğu yazılı belge: Bir çok resmi evrak iki nüsha halinde düzenlenir. Resmi işlem görmüş kağıt, kağıtlar: Çalışma masası adeta üst üste duran evr…
Yüce Allah'ı tanıma ve Allahü Teala'ya yakınlık konusunda birçok kuldan daha önde olan Allah'ın razı olduğu kimse, veli, eren. Evliya kelimesi "veli" kavramının çoğuludur. Veli, Allah&…
Tarlanın, tohum atılmadan önce saban iziyle ayrılan bölümlerinden her biri: Bahçede soğan, sarımsak vesaire gibi sebzelerin her birine ayrı bir evlek vardır. Her biri, kendi cinsiyledir, kendi evleğindedir... D…
Evlat sevgisi Bir kimsenin oğlu ya da kızı, çocuk: Ana başa taç imiş, her derde ilaç imiş / Bir evlat pir olsa da, anaya muhtaç imiş. Soy, döl: Asker evladı. Belli bir özelliğe sahip veya belli bir grupt…
A4 kağıdı hemen hemen hayatın her alanında sıkça kullanılan vazgeçilmez bir kağıt ölçüsüdür. Bu kadar sık kullanılmasına rağmen birçoğumuz boyutlarını bilmeyiz. A4 kağıdının çeşitli ölçüleri: 210 × 297 milime…
Evladiyelik, uzun yıllar, babadan evlada birkaç nesil eskimeden bozulmadan kalacak ve kullanılabilecek kadar dayanıklı (eşya) demektir: Saat yaklaşık elli yıllık, yazılarsa neredeyse saatle yaşıt: Evladiyelik ola…
Evla, daha iyi, daha uygun, yeğlenebilir (tercih edilebilir) demektir: Budala dosttan akıllı düşman evladır (Türk atalar sözü). Bir iş bin laftan evladır (Halkbilgisi). Son kararını verir ve rezil olmaktansa şere…
Vakıf kelimesinin çoğulu, vakıflar: Yaşlı adam, sabahın bir vakti yağmur çamur demeden İstanbul'un öbür ucuna Evkaf'a, mal bağışlamaya gitmişti. (A. Çelik) Vakfedilmiş olan mallar: Emlak ve evkafının to…
Yapısını değiştirmek, taklip etmek. Döndürmek, çevirmek. Evirmek ile ilgili deyimler ve anlamları Evire çevire : İyice, istediği gibi adamakıllı: Evire çevire dövdü. Evirip çevirmek : Çevire çevire her …
İşini bilen, ölçülü ve hesaplı iş gören, pratik (kimse): Siyasetçi; her işin önünü ve sonunu düşünüp evvelden çare arayan, ölçülü, evirgen, anlayışlı ve başarılı yolda yürüyen müdebbir kimseye denir (H. Aşık). Ha…
Bir şeyin içindeki öz: Öyle kavramlar ki bunlar, evinli görünen her söylemde onlarsız olmuyor sanki. (Virgül) Evin, buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe. Tahıl tanesi. Gelişmiş, dolgun taneli olma dur…
En yüce yer, en yüksek yer, zirve, evç. Evc-i felek: Feleğin en yüksek noktası. Evc-i hüsn: Güzelliğin doruğu. (gökbilimi) Yere göre yeröte; güneşe göre günöte. Yeröte, yer çevresinde dolanan bir uydunun yörün…
Öncelikle yapılması gereken, ivedili, acil, müstacel: Bu evgin bir iştir, fazla geciktirmeyiniz... Türk Tarihi Araştırma Kurumunca yazılmakta olan "Türk Tarihinin Ana Hatları" adlı eserin kültür kısmınd…
Etil, kimya alanında, bir bileşiğin yapısında etil kökü bulunduğunu ifade eden bir terimdir. Adlandırmada çoğunlukla önek olarak kullanılır ve bir molekülde iki karbonlu bir yan grubun yer aldığını gösterir. Öze…
"Öyledir" anlamında doğrulama ya da onama sözü. Konuşma arasında, o ana kadar söylenen sözleri pekiştirmek üzere kullanılır: Gidip konuştum, evet, sonra da... Evet efendimci : (deyim) Özel,…
Halk dilinde genellikle evlilik çağına gelmiş çocukların büyükleri tarafından evlendirilmek istenildiğini dile getirmek için kullanılan eski bir söz olmakla birlikte günümüzde de kullanılmaktadır: Oğlan askerden …
Evine, ailesine çok bağlı (kimse): Eşi Turan oldukça evcimen bir adamdı; mesai bitimi bir yere takılmadan, doğrudan evine giderdi. (İlgili cümle kaynağı: Çağrı Karlıdağ) Ev işlerini iyi bilen, evini iyi çeviren…
Evci izin kağıdı Tatil günlerini veya gecelerini evinde geçiren (yatılı öğrenci ya da asker). Evci çıkmak : Yatılı öğrenci, tatil günlerinde izin alarak evine gelmek. (askeri terim) Er ya da erbaş haf…
Etüv cihazı Kimi eşyaların üzerindeki mikrop ya da ufak böcekleri basınçlı buharla veya ısıyla öldürerek sterilizasyona yarayan büyük kazan. Kimi maddeleri kurutmak ya da onlara belli bir sıcaklık dereces…
Etüt Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma: Alacağınız gayrimenkulü iyi etüt etmeniz lazım. Ön çalışma: Bu ön etüt yapılırsa, önümüzü daha açık görebiliriz. Belli bir konuyu inceleyen, araştıra…
Ettirgen, (dil bilim) taşıdığı kavram başka bir kişiye ya da nesneye aktarılabilen eylemdir. Türkçe'de geçişli ve geçişsiz eylem kök ve gövdelerine -r-, -dır-, -dir-, -dur-, -dür-, -tır-, -tir-, -tur-, -tür-…
Fertlere mahsus özelliklerin tersine, bir topluluğun oluşturduğu, kültürel gruba özgü her türlü özellik ya da belirti: Yaptıklarını Allah için değil de ırkı, kabilesi, etnik mensubiyeti için yapmak, bir nevi ırk…
Etilen Etilen, kimyada doymamış bir hidrokarbon olarak tanımlanan, molekül yapısı CH 2 = CH 2 olan, en basit alken türüdür. Renksiz, az kokulu ve oda sıcaklığında gaz hâlinde bulunan etilen, düşük molek…
Fiyat etiketi örnekleri Bir malın türü, miktarı, fiyatı gibi niteliklerini ya da kitap defter gibi şeyleri kimin olduğunu belirtmek için üzerlerine konan küçük kağıt. (mecazi) Toplum içindeki davranışlar…