Adam kayırmak Koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, arka çıkmak; himmet etmek eş anlamı: Zayıfları ve kimsesizleri kayırmak; yurdu, yurttaşları korumak ve yükseltmek hususunda Türk'ten ibret almışt…
Kayıngillerin örnek bitkisi olan kerestelik orman ağacı. Karı ya da kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşi, kayınbirader. Kayın ağacı ve yaprağı Kayın , Kayıngiller familyasının örnek bitkisi olan ve…
Kayık, sandal Kürek ya da yelkenle yürütülen küçük tekne: Kayık, dalgalara hafifçe bata çıka, keyifle ilerliyordu. (R. Özdek) Kar veya buz üzerinde kaymak için yapılan oturaklı kayak, kızak. Bir yana kay…
Kaydırak Yassı, kaygan ve irice çakıl. Bu tür bir çakılı ayakla kaydırarak oynanan çocuk oyunu. Çocuk park ve bahçelerinde, çocukların oturup kayarak eğlenmelerine yarayan oyun aracı. Kaldırılacak yükün…
Kaya tuzu Doğada billur durumunda bulunan tuzdur. Kaya tuzu, sodyum klorürün mineral formudur. İzometrik kristalleri oluşturur. Mineral tipik olarak renksiz ya da sarıdır; ancak yabancı maddelerin miktarı v…
Kayakçı Kar ya da su üzerinde kayarak yol almak için ayaklara takılan uzun, tahta basacak. (spor) Bunlarla yapılan kayma sporu. Suya inebilen uçaklarda iniş tekerlekleri yerine geçen iniş kızakları.
Kayaç Kayaç (yerbilim) , yer kabuğunu oluşturan, doğal süreçler sonucunda bir araya gelmiş mineraller içeren, gerek sert kaya gerek bunun üstünde örtü olarak bulunan pekişmemiş moloz yığını biçimindeki hete…
340 tonluk büyük kaya parçası Büyük ve sert taş kütlesi: Yollarına çıkan devasa bir kayanın önlerini kestiğini görünce durup bir baktılar... (T. Bakay) Kayaç. Kayalık : Kayası çok olan (yer): Arkamdaki …
Sevgiliye kavuşmak Yokluğu çekilen bir şeye ya da bir kimseye erişmek: Ayrılık sona erdi, artık kavuşacağız. Gidip katılmak: Kızılırmak Karadeniz'e kavuşur. Bir araya gelmek, birleşmek: Ceketin önü i…
Donmuş kavurma et Kavurmak eylemi. Kavrulmuş. Tencerede pişirilip kendi yağıyla kızartıldıktan sonra dondurulup saklanan et. Kavurmak: Bir şeyi bir kabın içinde karıştırarak su katmadan pişirmek: E…
Kavurga Mısır, buğday gibi tanelerin kuruyemiş gibi yenmek üzere kavrulmuş hali: Ters çevrilmiş sacın üzerinde yıkanmış buğdayın gevrek hale gelinceye kadar kavrulmasına (yakmamaya dikkat edilmelidir) kavur…
Mevlevi Kavuğu Pamuktan yapılan ve çevresine sarık sarılan geleneksel erkek başlığı. Osmanlı döneminde özellikle devlet adamları, din adamları ve saray mensupları tarafından giyilen kavuklar, kişinin rütbe…
Dönel kavşak Irmak, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri ya da birleştikleri yer. Kavşak, farklı istikametlerdeki yolların birbiri ile aynı düzlemde kesiştiği, farklı yönlerden gelen araçların emni…
Kavrulmuş: Yaz gelir hava sıcak mı sıcak Kavun çatlar, mısır patlar Ten yanar kavruk mu kavruk. (Kelime ile ilgili cümle: H. Erdem) Kurumaya yüz tutmuş: Kavruk otlar ezilmiş, tarla kuşları kanat çırpmaz olmuştu…
Kavramcılık (felsefe) , tümellerin (tüm varlıkların) kendinde varlıklar olmadığını, zihnin bir kurgusu olduğunu bildiren skolastik öğretiye verilen addır; konseptüalizm. Kavramcılık kısaca ve basitçe "Ka…
Kavramak eylemi. Ahşap evlerde ucu çivi ya da cıvatayla tutturulan ağaç kuşak. Debriyaj. Kavramak: Elle sıkıca tutmak: Kabzayı kavramak. (mecazi) Her yönünü anlamak, iyice anlamak, tam anlamak: Sonunda…
(felsefe) Genel ya da soyut fikir. Soyut ya da somut tüm varlıkların zihnimizdeki açık seçik ve temel bilgisi. Kant'a göre, mutlak olmayan genel fikir: Kant deneyden, gelmeyen arı kavramı, yani kategoriyi…
Midye, salyangoz gibi kabuklu yumuşakçaların kireçten, sert kabuğu. Kavkılı : Kavkısı olan. İçinde kavkı bulunan. Kavkılı kum : Fosil kavkı bakımından zengin, beyaz, gri ya da kırmızı renkte olan, toprağı…
Kavitasyon (fizik) , akışkanlar mekaniğinde, su içindeki bir cismin (örneğin, türbin veya pervane) yüksek hızlara erişmesi sonucunda akışkan içinde sıvı içermeyen boşluklar oluşturması ve bu boşlukların hızla ve …