Ulak Haberci, haber ileten kişi: Bugüne bugün, kaymakam ulağıyız. (İlgili cümle kaynağı: K. Tahir) Ulak, Osmanlı Devleti'nde devlet hizmetinde bir yerden başka bir yere gönderilen hızlı hareket edebil…
Bir olayı anlatmada ki düzen, anlatış düzeni: Tahkiye, bir ifade tarzıdır, bir anlatım biçimidir, bütün edebi türlerde az ya da çok kullanılabilir. Hikaye ederek anlatmaktır. Kurgu yapmaktır. Karakter oluşturmak…
Takipsizlik, (hukuk) kovuşturmaya gerek olmama durumudur. Takipsizlik kararı: Savcının, kamu davasının açılmasına gerek olmadığı yolundaki kararı. Takipsizlik kararı davayı düşüren ceza sorumsuzluğu nedenler…
Yaygın, herkesçe duyulmuş (söz ya da haber): Hatta irtibatın kesik olması ve malumat edinilememesi dolayısıyla bir ara Gazi Osman Paşanın yaralandığı ve esir düştüğü gibi bazı haberler şayi olmuştu. (İlgili cüml…
Yiğitlik, kahramanlık, gözü peklik, yüreklilik: İslam, celadet demektir. Başka bir şey değil. Şahsiyet, celadet demektir. (Yerine göre) Kabadayılık demektir. Hiçbir tehlikeye girmeden, hiçbir şey olmaz. (N. Şahin…
Banjo ya da Türkçede söylenişiyle banço , Amerikan caz müziğinde ve özellikle Amerikan halk müziğinde yaygın olarak kullanılan, gitara benzer görünümlü, dört ya da beş telli bir telli çalgıdır . Gövdesi genelli…
Bağışlamak, karşılıksız vermek, sunmak: "Onların kalplerindeki sadakati bildi de, üzerlerine huzur ve sükunet indirdi ve kendilerine yakın bir zafer bahşetti." (Fetih Suresi 18. Ayet) (Manevi bir mert…
(coğrafya) Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye ya da kuzeye karşı konumunu belirleyen, bu nedenle az çok doğal koşullarını da saptayan durumu. Teftiş. Bir dağ yamacının baktığı yön…
(müzik) Eskiden Latin ülkelerinde dans edenlerce söylenen kısa ve nakaratlı şarkı. (edebiyat) 14-15. yüzyılda Fransa'da çok yaygın olan, her biri sekiz, on dizeden ve genellikle üç bentten oluşan nakaratl…
Tahattur, hatırlama, anımsama, kendi kendine geçmişi anma demektir: Bize bir zevki tahattur kaldı, Şu sönen gölgelenen dünyada. (A. Haşim) Tahattur etmek : Hatırlamak, hatıra getirmek: Tayfur, Nasıra'ya da…
Çarpma, çarpışma, tokuşma, hızlı vurma: Boğuk bir gürültü, şiddetli bir sadme duydum. Araba çok süratli çarptı, şoke olmuştum. (İlgili cümle kaynağı: L. Öztürk) (mecazi) Bir kişi veya toplumun dengesini etkile…
Referans Bir kimsenin yararlığını, yeteneğini gösteren belge ya da bunu doğrulayan yetkili kişi: İyi referanslarınız var mı? Bir metinde öne sürülen düşünce ve savın kaynağı: Metinde referans gösterilen k…
Farklı renklerde reglan dikim giysi kolları (Fransızca) Giysilerde özellikle kazaklarda kolun omuzlardan geçerek boyna kadar uzanması ve bu şekilde yapılan dikim. Reglan kolda kol bedene omuz başında deği…
Reflektör (fizik) Üzerine vuran ışığın bir kısmını ya da tamamını yansıtan yassı araç, yansıtıcı. Fotoğrafçılıkta ışığın istenilen yere düşmesini sağlamak için kullanılan yansıtıcı bir objedir. Refle…
Refraktometri Refraktometre, kırılma indislerini ölçen ve genellikle sıvıların konsantrasyonlarını veya bileşenlerini belirlemekte kullanılan bir ölçüm cihazıdır. Işık, bir saydam ortamdan diğerine geçtiğinde…
Rakor (teknik) Havşalı bir borunun ucuna serbestçe dönebilecek biçimde geçirilmiş ve boruyu karşılığına eklemeyi sağlayan içten vidalı, somun biçiminde parça, bilezik. Sıhhi tesisatta döndürülemeyen iki …
(Farsça) "Doğru" anlamına gelir; gelmek, gitmek, getirmek eylemleri ve bunların türevleriyle bileşik eylemler oluşturur. Doğru düzgün. Tesadüf. Atılan şey hedefi vurma. Alaturka müzikte bir makam …
Bu örneklerde sıra siyahtadır. Siyah şah yerinden oynayamadığı için oyun pat olmuştur. Yassı, basık. Pat, satrançta bir oyuncunun oyun sırası geldiği halde kurallara uygun hiçbir hamle yapamadığı ancak ka…
(Latince) Kır yaşamını ve törelerini anlatan (yapıt). "Köy veya çiftlik hayatına dair" anlamına gelen sözcük. Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan edebiyat türü, çoba…
(psikoloji) Sözcük karşılığı, bir sözcük yerine başka bir sözcük kullanma biçimindeki konuşma bozukluğu. Örneğin: Bu bazen kaşık yerine çatal da olduğu gibi aynı kategoride bazen de domates yerine totomis gibi …
Örneklem, herhangi bir bütünden o bütünü temsil edecek biçimde seçilen daha küçük sayıdaki olgu, gözlem ya da bireylerin oluşturduğu kümedir. Numune eş anlamı. Örneklem istatistikte belirli bir yığından alınan …
Kısım, parça: Dağılmışım, topla beni / Pare pare kılma beni... (S. Ayverdi) İster as, ister pare pare et; bu gün de söyleyeceğim budur, yarın da (İlgili cümle kaynağı: B. Büyükarkın). Adet, tane: Padişahların s…
Lavta Lavta, uda benzer, eskiden 6 - 24, günümüzde 6 - 8 telli, telleri çekilerek çalınan küçük bir Batı müziği ve Türk müziği çalgısıdır. Ud gibi lavta da, en eski milli sazımız olan Kopuz'un sonrada…
Gamlı, kederli, tasalı, üzüntülü: Bir gün gayet mağmum ve mahzun, bir gün de son derece neşeli ve uçarı... Denebilir ki, tamamen sathi bir tip olduğu halde, bazen (Prens Hamlet)in melankolisini yaşamakta, bazen …
Kail, Arapçada "söylenen", "anlatan" demekse de, dilimizde "aklı yatmış", "razı olmuş", "inanmış" anlamında kullanılır: Ben bu işin doğruluğuna kail oldum. Kai…
Saklanmak ve korunmak istenen bir nesnenin içine konduğu kutu: Yatağın başucunda mahfaza içinde bir Mushaf asılı. (İlgili cümle) Genellikle kıymetli şeyleri muhafaza etmeye yarayan şey: Sağ omuzunda mahfaza tor…
Oktant Oktant, (gök bilimi) yıldızların yüksekliğini ve açı uzaklığını gözlemeye yarayan, uçaklarda da kullanılan aygıttır; özellikle denizciler tarafından yön bulmak ya da saptamak için kullanılır. Gök ci…
Oligopol (iktisat) , aynı malı üreten ve birbirinin davranışını göz önüne almak durumunda olan az sayıda satıcının oluşturduğu piyasaya verilen addır. Oligopol piyasası: Genelde 2, 3 veya 4 oyuncunun (üretici…
Düzgün ve iyi konuşma yetisi: Her asır, o zaman dilimine kelâm-ı ezelî ve ebedî adına söz söyleyecek bir kutlu natıka ihtiyaç duymuş ve o natıkın nutkunu okuyanlar, dinleyenler; kâinatın gelmiş ve geçmiş en nadi…
(eskiden) Mektup: Yirmiden çok name yazdım, bir kızıl verd ekledim / Kûy-i yârdan bir güzel söz, bir de mektup bekledim... "Yazılı belge ya da küçük kitap" anlamıyla adların sonuna getirilerek bileşi…
Ötürü, dolayı, sebebiyle demektir: İşte Memduh ihtilaf hep zanni delillerden naşi olarak gündeme delmiştir. İki yönden de kat'î olan delillerden naşi olan tek bir ihtilaf dahi vuku bulmuş değildir... (İlgili …
Temiz soydan gelme, soyluluk, asillik: Bed asla necabet mi verir hiç üniforma, Zerduz (altın) palan vursan eşek yine eşektir (Ziya Paşa). Huy temizliği, asalet: Necabet kişiye sermaye-i itibardır. Necabeti sada…
Lastikotin kumaş İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. Smokin dikiminde kullanılan sık dokulu, kara ve parlak bir kumaş türü. 1/2 dimi veya 2/2 sepet dimisi örgülerinde ince kamgarn ipliklerden do…
Allahü Teala tarafından suçu bağışlanmış kimse, mağfiret olunmuş (edilmiş): Ne olur, duamı kabul buyur ve bu kulunu mağfur eyle. Ey Yüce Rabbim! Günahlarının affedilmesi için Cenab-ı Hakk'a duada bulunulmuş…
Dişi ve erkek lepistes balığı Lepistes , zoolojide kemikli balıklar sınıfına ait, lepistesgiller ( Poeciliidae ) familyasında yer alan, bilimsel adı Poecilia reticulata olan küçük yapılı bir tropikal tatlı…
Maharetli, becerikli: Herkesi inandırmakta son derece mahirdi. (İlgili cümle kaynağı: Ö. Seyfettin) Uzman, işini iyi bilen, usta, eli uz: Sanatında mahir olan bir efsunlunun yılanı tutup, zehirle panzehiri ayır…
(Hayvanlarda) Burun ucu, burun deliği. Çelik çomak, top vb. çocuk oyunlarında kazanılan sayıyı göstermek için kalenin yanına konan taşlar. Gelin tacı. (müzik) Kimi üflemeli çalgılarda borunun son bulduğu hun…