Jul (fizikçi Joule'ün adından) , fizikte bir newton'luk bir kuvvetin, uygulandığı noktayı kendi doğrultusunda 1 m hareket ettirmesiyle yaptığı işe eşdeğer enerji (mekanik, ısı ve elektrik) birimidir. Simg…
Jönprömiye (ya da jön) bir tiyatro oyunu ve sinema filmindeki başrol ve bu başrolü oynayan erkek oyuncuya verilen addır: Bir adam, evet, beyaz smokinli, çenesine kadar briyantine batmış bir jönprömiye var arkamda…
Saç jölesi Saçların istenen şekli alması ve bu şekli uzun süre muhafaza etmesini sağlayan, saçlara sürüldükten sonra kuruyarak iyice katılaşan, yumuşak, parlak ve yarı saydam madde: Saç jölesi. Meyve suyun…
Jurnal, II. Abdülhamit döneminde jurnalciler tarafından, devlet ve özellikle saray aleyhinde çalıştığı ileri sürülenler için saraya verilen soruşturma yazısıdır. Jurnal etmek : Bir kimseyi jurnalle ele vermek.…
Jüri Yarışma, sınav vb. etkinliklerde yarışmacıların performanslarını değerlendirmek, başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla işinin ehli kişilerden oluşturulmuş geçici kurul, seçiciler kurulu. (hukuk) …
Bir sandalda küreği tutan ıskarmoz (denizcilik) Kürekli tekne, kayık ve sandalın yan kenarına küreğin bağlanması ve oturması için dikine yerleştirilmiş iki adet sert ağaç çubuk veya hilal ay şeklindeki oyn…
Hasat zamanı çalışan ırgatlar Tarla, bağ, bahçe ve toprak işlerinde ağır işleri gören gündelikçi, tarım işçisi ( rençper , amele eş anlamları): Sonra tarla bizden korksun diye bir besmele ile girer ırgatlar …
Eski bir konuyu ikide bir de yeniymiş gibi söz konusu yapmak, sıkacak şekilde tekrar tekrar aynı konuyu açmak: Ne söyleyeceğini bilemeyen politikacı, her gittiği yerde eski nutuklarını ısıtıp ısıtıp sürüyordu (N.…
Şüpheye, vehme, tereddüde ve kuruntuya düşürme: Hilmi Efendi Hazretlerinin irad ettiği kelamdan bazı cümleler bendenizin nazar-ı dikkatini celbetti. Yani, mutlak surette irad ettikleri kelam, bazı manalar iham e…
Çok kötü ve zararlı kimse: Her işte bir ifrit gibi kabaran izzetinefis, sevdanın önünde siner, büzülür, yok olur. (İlgili cümle kaynağı: H. R. Gürpınar) Cinlerin çok zararlı ve çok korkunç kabul edileni: Süleym…
Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma, sağlam bir temele dayandırmadan iyi kötü yoluna koyma, idare etme, geçiştirme: Her müşkül karşısında amirleriniz size: "İdare-i maslahat ediniz&…
Bir iş yapmak için duyulan karşı gelinemez istek: Bunlardan biri taklit içtepisi olup, insanlarda doğuştan vardır; insanlar bütün öteki yaratıklardan özellikle taklit etmeye olağanüstü yetili olmasıyla ayrılır v…
(dil bilgisi) Bir nesneyi ya da kavramı, adını oluşturan seslerle değil de, doğrudan doğruya grafik olarak simgeleyen işaret: Hiyeroglifler, Çin ve Japon alfabesi ideogram örnekleridir. (toplum bilim) Bir nes…
Bir şeyi bir durumdan ya da biçimden başka bir duruma çevirme: Hastane gemisi haline ifrağ olunmuş ticaret gemileri muhasamatın devamı müddetince başka bir cihete tahsis edilemeyeceklerdir (Resmi Gazete - 1953).…
Belirli bir ideolojinin taraftarı veya savunucusu: İdeolog, politik, felsefi, bilimsel, dinsel, toplumsal veya başka bir konuda bir öğreti oluşturan belirli bir düşünme şekline fanatik olarak bazen de körü körün…
Mahrem, batıni, ezoterik eş anlamları. İçte kalan, saklı, gizli: Herkes - aşağı yukarı bir düşünceyle - kabul eder ki, insan kendi içrek olaylarını, yalnız kendi vicdan durumlarını sezgili olarak algılar. (İlg…
Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma, taşkınlık: İfrat, haddini yani meşru sınırı aşmak, başkasının hak sınırlarına tecavüz etmek anlamına gelir. İfrata kaçmak : (deyim) Çok ileri …
Görüş, bakış açısı, anlayış, kavrama biçimi. Bir iş hakkında şahsi görüş açısına göre verilen hüküm. (hukuk) Yasada ya da örf ve adet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadı…
İçtima Toplanma, toplantı. (gök bilimi) Kavuşum. (askerlik) Askerlerin silahlı ve tam donatımlı toplanmaları: Bölük teftiş için içtimaya geçti. İçtima etmek : Toplanmak. İçtima mıntıkası : (askerl…
Irk eşitliği Soy. İnsan türünün, sürekliliği soya çekimle gerçekleşmiş belli başlı çeşitlerinden her biri: Beyaz ırk, siyah ırk vb. (zooloji) En az bir karakter bakımından değişik olan ve aralarında ver…
İçgüdü, psikolojide bir türün tüm bireylerinde doğuştan aynı özellikleri gösteren ve bilinçlilik dışında gerçekleşen ortama uyarlanma ve varlığını sürdürme gücüne verilen addır (eş anlamları insiyak, sevkıtabii):…
Irmak (Kızılırmak) Özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından, su, dere, çay gibi akarsuların en büyüğü, nehir: Burası da büyük bir ırmak kenarında, bağ ve bostanlarla kaplı, meyvelik ve ağaçlı…
Isının termal görüntüsü Fizikte bir cisimdeki sıcaklığın artmasına neden olan fiziksel enerji, hararet eş anlamı: Isı atomlar arası çekim gücünü yenerek maddenin oylumunu artırır. Isı ile ilgili birleşik …
Herhangi bir nedenden ötürü değerini yitirmiş (şey): Sanayileşmiş ülkelerdeki teknik buluşların hızlı bir tempoda gerçekleşmesi, yepyeni araç gereçlerin ıskartaya çıkmasına yol açıyordu. Bazı kağıt ve taş oyunl…
Dişlerini geçirip sıkmak: Köpek çocuğu bacağından ısırmış. Dişleriyle tutup koparmak: Elmayı ısıra ısıra yiyor. İçinde "ısırmak" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları: Isıran (ısıracak) köpek…
Irz, bir kimsenin, başkalarınca dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffetidir: Peygamberimiz (sav) "Kim (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kims…
Isıl Pil (TÜBİTAK) Isıl pil (fizik) , birbirine seri olarak bağlanmış çok sayıda ısıl çiftlerden oluşan ve sıcaklık farkını elektriksel bir gerilime dönüştürerek kolay ölçülebilir bir elektromotor kuvvet …
Müslüman olmayıp muhtemel düşman olan yabancı devletler ve bu devletlerin vatandaşları: Ali Onbaşı "At gâvur at, kanını emdiğin masum milletlerin parasıyla yığdığın o topların gülleleri Müslüman göğsünü del…
Kadın köle, cariye: Haremlerde barınan ve konumlarına göre, "besleme", "halayık" denen kızlar, köle olmadıkları gibi, bunlara ücret de ödenmez, ancak gördükleri hizmete karşılık büyütülüp eğit…
Kişi ya da olaylar hakkında özel soruşturmalarla ve gizlice edindiği bilgileri ilgililere ileten kimse: Kendisini takip eden kişinin devletin istihbarat teşkilatında çalışan bir hafiye olduğunu öğrenen Mehmet Ak…
Bir mıknatıs manyetik alanının Gauss birimi ile gösterilmesi Gauss, manyetik alanla ilgili nicelikleri ifade etmek için kullanılan, manyetik akı yoğunluğunun (manyetik indüksiyonun) CGS (santimetre–gram–sa…
hal: Sebze ve meyve hali Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer: Sabah gün doğmadan halden mal alıyor. (E. Okçuoğlu) Tahttan indirme: Hatta Sultan Abdülaziz'in hal'ini hazırlayanların elebaşısı o…
Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni: Vücudu hafifti kuş tüyü gibi. (O. S. Orhon) Güç ya da yorucu olmayan, kolay: Hafif bir görev. Ağırbaşlı ya da ciddi olmayan: Hafif bir kız. Miktarı az ya da sindirilmesi kolay…
Hafızı kütüp, eskiden, bir kitaplıkta bulunan kitapların bakım ve korunmasını sağlayan görevliye verilen addır: Ben önce kütüphanenin okuma salonuna girdim. Altı yüzü aşkın talebe mütalaa ile meşguldü. Burada bir…
Bir çeşit kumru: Viran bu Rum evi adada oturduğumuz ev. Serinliğine serin ferah olmasına ferah da tam bir hakuran kafesi. Bu deyimi aslına döndürmek için mi nedir bir çift de kumru gelip yuva yapmış çatısına. Öyl…
Galvaniz sac plaka Galvaniz , günlük kullanımda genellikle " çinkoyla kaplama " anlamına gelen ve metallerin özellikle paslanmaya karşı korunması amacıyla uygulanan galvaniz işlemi teriminde geçe…
Galvanoskop Galvanoskop, mıknatıslı ibresinin sapmasıyla, bir elektrik akımının varlığını ve kabaca büyüklüğünü gösteren aygıta verilen addır, galvanometre olarak da adlandırılır. İlk temel galvanoskop 1820…
1 galonluk akaryakıt bidonu Başta Birleşik Krallık ve Kuzey Amerika olmak üzere bazı ülkelerde sıvı ve katıların ölçümünde kullanılan bir hacim ölçüsü birimi. Eskiden silindir biçiminde metalden yapılan ve …
Galeyan Kaynama: Nazar eyle ki bir nesne ateşte galeyan ederken üzerine kef (köpük) gelir. (Seyyid Mustafa Rasim Efendi) (mecazi) Coşma, taşma: Sayıları artarak yüzlere, binlere ulaştı. Öylesine galeyan …
"Zengin" anlamında olup dilimizde aşağıdaki deyimlerde geçer. Gani ile ilgili deyimler ve anlamları Gani gani : Bol bol. Gani gani rahmet : "Bol bol rahmet" anlamına gelir ve ölen bir kim…
Dört ana yönden güneşin battığı yön, batı, mağrip: Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar (M. A. Ersoy). Garp Cephesi. Bulunulan yere göre batı yönüne düşen yer veya ülkeler. Türkiye'ye göre Avrupa, dah…
Galeta unu Fırında iyice pişirilerek kurutulmuş türlü biçimde peksimet. Galeta unu : Kızartılmış ekmek kabuğunu ya da galetayı döverek yapılan, genellikle tavada kızartılacak kimi yiyecekleri bulamamakta…
Gama ışını Bir görüntünün ya da fotoğrafın yeniden üretilmesinde kullanılan kontrastlık ölçeği. Işıklandırmaya (pozlandırmaya) ilişkin olarak ortaya çıkan yoğunluk değişimlerini ifade eder. Sinemalarda gös…
(Suya) Batma, batırma, (suda) boğulma: Zira gark, deniz ve gemi ile alakalı bir hadisedir. (M. Doğan) (mecazi) Bir şeyle aşırı derecede dolmuş olma, bir şeye batmış, bir şeyde boğulmuş bulunma: Gark-ı mey: Şarap…
Fare Fare ve sıçan, kemirgenler ailesine ait küçük memelilerdir. Fare, küçük yapılı, uzun kuyruklu ve sivri burunlu bir hayvandır. Genellikle evlerde ve tarım alanlarında zararlıdırlar. Sıçan ise fareye benzer am…
Yalnız üflemeli bakır çalgılardan ve sayıları 20 - 150 arasında değişen çalgıcılardan kurulu mızıka takımı: Fanfar dediğimiz malum bol nefesli sazlarla donanmış çalgı takımı. (G. Akçura)
Vazgeçmek, çekilmek, usanmak, bezmek, bıkmak, fariğ olmak: Gönül farımadı güzel sevmeden / Ak göğsü bendi de gümüş düğmeden (Karacaoğlan) Yorulmak, güçsüz düşmek: Oğlan çok koşmuş, fena farımış. Baksana çoktan …
Balık şekilli cam fanus Uzun ayaklı süslü fener. Saat, mikroskop vb. gibi, dış etkenlerden korunması gereken şeylerin üzerine kapatılan, yarım küre, silindir vb. biçiminde cam kap. Mum, gaz lambası gibi …
Fantastik bir dünya Gerçekte olmayan, inanılmaz, masalımsı, hayal ürünü. Olağanüstü güzel, çok üstün, hayal gücünü aşan nitelikte. Fantastik ile ilgili birleşik kelimeler ve anlamları Fantastik edeb…
Allah (c.c.)'ın emri. Farz eş anlamı. Namaz, oruç, zekat gibi kesin delil ve manası açık olan ayetler ile Yüce Yaratıcı tarafından bildirilen emirler: Hac farizası hem mal hem de beden ile yapılan bir ibade…
"Tutalım ki, diyelim ki, ola ki, sayalım ki, söz gelişi, farz etki" gibi anlamlara gelir: Faraza geçmişe doğru yol alsak, kainatın yaratıldığı yirmi milyar sene öncesine varsak, zamanı bir o kadar daha …
Fanyalı balık ağı Fanya, geniş gözlü bir balık ağına mantarlı yakasından kurşunlu yakasına kadar uzanacak biçimde eklenen çok geniş gözlü ek bir ağa verilen addır. Fanyalı ağ: Küçük gözeli tor ağın ön v…
Fars dili, Farsça demektir. Farisi, İran'ın resmi dilidir ve bu dil Tacikistan ve bazı Afganistan bölgesinde de konuşulur: Klasik doğu edebiyatında Farisi, o çağlarda, -Avrupa edebiyatındaki Fransızca gibi- …
Ayın fazları Evre, safha, aşama: İçinde hilal ve dolunayında olduğu 28 kadar Ay fazı vardır. (fizik) Birbiri ardından gelen değişikliklerin her biri, evre. Bir fizik terimi olarak maddenin halleri, madde…
Fasiküller Fasikül, büyük eserlerin, kitapların ayrı bölümler halinde yayınlanan parçalarından her birine verilen addır; cüz olarak da adlandırılır. Fasikül fasikül yayınlanıp sonra ciltlenmiş bir kitap bu:…
Bölüm, kesim, kısım, ayrım: O müthiş dayak faslından sonra, İsmail bir süre benim odamda, büzülmüş kaldı. (İlgili cümle kaynağı: Y. K. Karaosmanoğlu). Orta oyununda oyun başlamadan önce çalınan köçek havası ve…
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, varsayarak: Farzımuhal yer çekimi olmasa, ırmaklar nereye akar? "Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki" anlamlarında ku…
İslam'ın beş farzı Müslümanlıkta, geçerli engel olmadıkça, kesinlikle yapılması, uyulması ya da yerine getirilmesi gereken Allah Emri. (mecazi) Yapılması zorunlu olan şey, boyun borcu: Bu durum üzeri…