- Bir iş yapmak, bir girişimde bulunmak için gereken her şeyini tamamlamış, hazırlamış olan, anık: Biz hazırız, artık gidelim.
- Belli bir işe yayacak bir duruma getirilmiş, tamamlanmış: Yemek hazır, haydi oturalım.
- Yapılmış olup alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: Hazır giyim. Hazır çorba.
- Başına getirildiği eylemin bir fırsat diye alındığını anlatır: Hazır ayağa kalkmışken bir çay koy. Hazır gelmişken eski komşulara da uğrayalım.
Hazır ile ilgili birleşik kelimeler
- Hazırcevap:
- Gerektiğinde, hemen, yerinde cevaplar bulup veren: Bir gün Nasreddin Hoca'ya sormuşlar: — Hocam, dünya kaç arşın? Tesadüf bu ya, o sırada yoldan bir cenaze geçiyormuş. — Bakın demiş, dünyanın kaç arşın olduğunu öğrenen biri gidiyor...
- Hiçbir lafın altında kalmayan: Hazırcevap bir zat, kara kuru ve sıska olan çocuklarını alarak bir tanıdığını ziyarete gitmiş. Herif şakacı imiş ve (çocukları için) sormuş: — Hazret! Bu gübre böcekleri senin midir? Herif cevap vermiş: — Evet efendim! Kokunuza geldiler. (İlgili metin kaynağı: Zaparta)
- Hazır kıta: (askeri terim) Ani durumlarda görevlendirilerek güvenliği sağlamak üzere kışla, konak ve ordugahlarda, çabucak hazırlanacak biçimde bekletilen askeri birlik.
- Hazır mal: (iktisat) Satışa sunulabilecek mal.
- Hazır ol!: (askeri terim) Esas duruşa geçilmesi için verilen komut: "Hazır ol" deyince sağ ayağını sol ayağının yanına birleştirdi. (M. İ. İsmetoğlu)
- Hazır ol duruşu: Esas duruş.
- Hazır para:
- Herhangi bir iş için ödemeye hazır bulundurulan para.
- Emeksiz elde edilmiş ya da biriktirilmiş para.
- Hazır ve nazır:
- Her yerde bulunan kimse.
- Her şeyi gören (Rab): O hâlde, şöyle itikat edesin ki, Allahü Teâlâ bizim idrakimizin ötesinde olan bir şekilde hazır ve nazırdır. (B. Aktaş)
- Hazır yiyici: Önceden kazanılmış varlığı harcayan: Hepsi de aylak ve hazır yiyicidir. Hiçbirinin belirli bir işi yoktur. (A. Bezirci)
Hazır ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "hazır" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Hazır baş olmak: (eskimiş) Hazır durumda olmak, hazırlanmak: Metanet üzere her tedariklerini görüp hazır baş oldular. (Evliya Çelebi)
- (bir yerde) Hazır bulunmak (olmak):
- Bir yerde var olmak, kendi bulunmak: Çünkü o gün bütün insanların toplanacağı bir gündür. Ve hazır bulunmak zorunluluğu olan bir gündür. (Hud Suresinden)
- Bir işi hemen yapabilecek durumda olmak: Düşman hücumu karşılamak için hazır bulunuyordu. (A. N. Kurat)
- Gelecek için hazırlanmış, önlem almış olmak.
- (bir şeyi) Hazır etmek: Hemen kullanılabilecek duruma getirmek: Ziyafette her türlü yiyeceği hazır etti (M. Öztürk). Güzel bir at hazır ettirip ata bindi.
- Hazır evin has kadını: Daha önce kurulmuş bir düzenden yararlanıp kendisi bu düzene katkıda bulunmayan.
- Hazır mezarın ölüsü: (şaka yollu) Her hizmeti başkalarından bekleyen tembeller için söylenen bir deyim: "Kalk da bi' işe yara. Hazır mezarın ölüsü, sütçü beygiri İlhami... Sen adam olacan da ben görücem İlhami." (Ö. Babur)
- Hazıra eyvallah: Halihazırda olana razıyım, mevcut olan bana yeter: Ne güzel sözdür; Dervişe hazıra eyvallah demek düşer. Çünkü derviş geçmişle kayıtlanmaz, gelecekle de meşgul olmaz. Hâle razı olur... (Kenan Rıfai)
- Hazıra konmak: Başkasının emeğiyle ortaya çıkmış bir şeyden yararlanmak: Sanki kendi bir şey yapmış gibi konuşuyor, aslında hepsini ben yaptım o hazıra kondu. (A. S. Özbaşar)
- Hazırda olmak: Yararlanabilecek bir durumda, el altında olmak: Hazırda olan yemek ise Türkistan pilavı idi. Pilavı büyük bir iştahla yedik. (Ş. H. Akalın)
- Hazırdan yemek: Yenisini kazanmaksızın, bir iş yapmaksızın elindekini harcamak: "Hep hazırdan yiyor. Hazıra dağ dayanmaz," diye söylendi... (Ş. N. Başar)
- Hazırlık görmek: Hazır olmak için gereken şeyleri toplamak veya durumları sağlamak: İlle gideceğim, dedi Köroğlu, hazırlık gördü. Her şeyi hazırlandı. Bolu Beyi bir at bindi, kendisi kır ata bindi, sürdüler. (Ü. Kaftancıoğlu)
- Hazırlıklı olmak (bulunmak): Hazırlanmış olmak: Ölümden sonraki hayata hazırlıklı olmak önemlidir. (B. Ayaz)
- Hazırlıksız olmak (bulunmak): Hazırlanmamış olmak: "Milletimi hazırlıksız olarak savaşa sürüklemiş olacağım. Ben bunu yapamam..." (O. Öymen)
- Hazırlıksız yakalanmak: Ani gelişen bir olayla beklenmedik bir biçimde karşılaşmak: Böyle bir saldırıya hazırlıksız yakalanmıştı. (N. U. Ucuzsatar)
- Dünden razı (hazır) olmak: "Çoktan razı, seve seve kabul eder" anlamında kullanılır: Onunla barışmaya zaten dünden razıydı (F. Yıldırım). Dizginleri onun eline vermeye dünden hazırdı.
- Zemin hazırlamak: Uygun ortam oluşturmak: Kötü bir idarecilik örneği gösterdi ve makamların ehil olmayanların eline geçmesine zemin hazırladı.
Hazır ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "hazır" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-u salah: Barışı sağlamanın ve devam ettirmenin tek yolu her an savaşa hazırlıklı olmaktır.
- Hazır para çabuk biter: Kişi emeksiz elde ettiği paranın değerini bilmez çabuk tüketir.
- Hazıra dağ (dağlar) dayanmaz* (Hazır yemeğe dağlar dayanmaz): Yenisini kazanmaksızın hazırdan tüketmeye ne kadar çok kaynak olsa yine de dayanmaz.
- Hazıra hanak, pişmişe konak (Hazıra hanık, sofraya konuk): Emek vermeden hazır olana ortak olmayı, konmayı anlatır. Zahmete katlanmadan kazançtan pay alma eğilimini ve fırsatçı davranışı dile getirir(?). [hanık: (halk dilinde) Hazıra konan]
- Hazırı sakla, Hızır'a lüzum kalmaz: Elindekini koruyup doğru kullanan kişinin zor zamanda başkasının yardımına ihtiyaç duymayacağını ifade eder. Tedbirli davranan insan, umulmadık sıkıntılarda bile kendi imkânlarıyla ayakta kalır.
- Abdala "kar yağıyor" demişler, "titremeye hazırım" demiş*: Varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz.
- Ağaç ne kadar uzarsa, balta dibinde hazırdır: İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, sonunda bir yerde durur.
- Altımız yarım hasır, üstümüzde Mevla'm hazır: İnsanın dünya nimetleri bakımından ne kadar yoksul olsa da Allah’ın her zaman lütfedici, koruyucu ve gözetici olduğunu ifade eder.
- Ayıyı korkut, seyrine bak; kurdu korkut, kefeni hazırla: Her insanın veya her durumun aynı tepkiyi vermeyeceğini ve ölçüsüz davranışların ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eder. Ölçüsüz şakalar, istenmeyen ve tehlikeli durumlara yol açabilir.
- Domuzu an, baltayı hazırla: Kötü ve geçimsiz birinden bahsederken, o kişi her an çıkıp gelecekmiş gibi hazırlıklı olmalıdır.
- Emanetin peşinde şeytan hazırdır: Değerli veya önemli bir şeyi korumanın zor olduğunu ve emanete sahip çıkmanın güzel bir davranış olduğu için şeytanın böyle davranılmasını istemediğini ifade eder. Emanetler, her zaman hırs, kıskançlık ve kötülük gibi tehlikelerle karşı karşıya kalabilir.
- Evliyayı an, seccadeyi hazırla: Çok sevdiğimiz ve saydığımız birisi çoğu zaman kendisinden bahsedilirken çıkıp geliverir.
- Fakir adam hazır şeytan: Yoksulluk bazen insanı o kadar çaresiz bırakır ki kötü yollara düşmesine neden olabilir.
- Gündüz kandilini hazırlamayan gece karanlığa razı demektir: Geleceğini düşünmeden hazırlık yapmayan veya elindeki imkanları değerlendirmeyen kişinin, ilerde sıkıntıya düştüğü zaman yakınmaya hakkı yoktur.
- Hamama giden tasını tarağını hazırlar: Bir işi yapmaya karar veren kişinin o iş için gerekli olan araç ve gereçleri önceden hazırlaması gerektiğini ifade eder. İşi düzgün ve sorunsuz gerçekleştirmek için gereken hazırlıkların yapılması önemlidir.
- Her vaktini hazır (her geceyi Kadir), her geleni Hızır bil: Her anın ve her insanın kıymetli olduğunu anlatır. Zamanı iyi değerlendirmeli, insanlara değer vererek yaklaşmalıdır; çünkü hayır ve hikmet nereden geleceği bilinmez.
- İti an çomağı hazırla*: Görgüsüz, geçimsiz, kötü huylu birinden bahsederken her an bir yerden çıkıp gelecekmiş gibi hazırlıklı olunmalıdır.
- Kapına geleni Hızır bil, ne verirsen hazır bil: Gerçekten ihtiyacı olanlara yardım etmekten kaçınmamalı, çünkü mutlaka bir mükafatı vardır.
- Karıncadan ibret al, yazdan kışı (kışa) karşıla (hazırlan)*: Çalışabildiğimiz günlerde çalışamayacağımız kötü günleri düşünerek hazırlık yapmalıyız.
- Kalendere "kış geliyor" demişler, "titremeye hazırım" diye cevap vermiş: Hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen kimse, yaşamdaki en sevimsiz, hatta rahatsız durumları bile hoş karşılayabilir.
- Keçi keçidir, ama yatınca yerini hazırlar: Kişi bir işi yapmadan önce gerekli hazırlığı yapar ve sonunda kendi seçtiği düzen içinde hareket eder. Yani, bir kişi işine başlamadan önce uygun düzenlemeleri yapar ve sonra o düzen içinde çalışır veya yaşar.
- Kış hazırlığı gör de yaz gelirse kadere: İnsan, işleri hep ters gidecek gibi önlem almalıdır; bu sayede işler kötü giderse zarara uğramaz, yolunda giderse de elbet daha çok sevinir.
- Minareyi çalan kılıfını hazırlar*: Yolsuzluk veya büyük bir suç işleyen kimse, yakalanmamak veya sorumluluktan kurtulmak için önceden çeşitli önlemler ve mazeretler hazırlar. Bu atasözü, kötü niyetli kişilerin planlarını yaparken, işledikleri suçun izlerini örtbas etmeye yönelik tedbirler aldığını ifade eder.
- Peynir ekmek, hazır yemek: Yemek pişirmeyi bilmeyenler peynir ekmek vb. şeyleri pişirilmiş hazır yemek olarak kabul ederler.
- Sade sudan zerde olmaz bal kazana girmeyince, hazıra hazine dayanmaz bir taraftan gelmeyince: Elde yeterli imkan olmayınca kaliteli iş üretilemez. Hiç kazanmadan harcayan kişi de ne kadar varlıklı olursa olsun zenginliği uzun sürmez.
- Yazdan kışa hazırlık gerek: Gelecekte karşılaşılacak zorluklara karşı önceden hazırlıklı olmanın önemini vurgular. Yazın rahat zamanlarını, kışın ihtiyaç duyulacak hazırlıkları yapmak için kullanmak gereklidir.
- Yemeğin iyisi hazırıdır (Taamın iyisi hazırı): Aç bir insan için en iyi yemek, beklemeden hemen yenebilecek olandır.
- Zeytin ekmek hazır yemek: Çabuk hazırlanan zahmetsiz yiyecekler daha çok tercih edilir.
Soru/Yorum Gönder