Etiketler: MSon Düzenleme: 25 Ocak 2025Soru/Yorum: 0
Üzüntü, hüzün, keder, dert: Lakin heba olmuş güzellere, güzelliklere ağladığımız zaman kalbimizi üzen derin bir melal ve ağır bir hicran buharı tabiatın üstünde titriyordu. (Z. Gökalp)
Can sıkıntısı, bıkkınlık, usanç: Onun için konuşma ne kadar önemli olursa olsun, ifade ne kadar cazip bulunursa bulunsun, sık konuşmalar muhataba kelâl ve melâl verir. (S. Uludağ)
Melal duymak: Üzüntülü olmak, dertlenmek: "Her zaman, doğduğu, çocukluğunu geçirdiği memleketin rüzgarlarıyla bir melal duyardı." (İlgili cümle kaynağı: S. F. Abasıyanık)
Soru/Yorum Gönder