Gayri mevkute: Belli aralıklarla yayımlanmayan basılmış yapıtlar.
Gayri mezru: Ekilmemiş, açılmamış (toprak).
Gayri muayyen: Belirsiz, belgesiz.
Gayri muharip:
Görevi bakımından muharebeye katılmayan sıhhiye, levazım gibi sınıflar.
Düşman zararına herhangi bir davranışta bulunmayan (sivil halk).
Gayri muhtemel: Umulmaz, olacağı sanılmayan, olma olasılığı bulunmayan.
Gayri muntazam: Düzensiz, dağınık. Gelişigüzel.
Gayri mutabık: Uymayan, uygun gelmeyen, uyuşulmayan.
Gayri mümbit: Çorak, verimsiz, bitek olmayan.
Gayri mümkün: Olamaz, olanaksız.
Gayri münasip: Uygun olmayan, yakışık almayan.
Gayri müslim: Müslüman olmayan.
Gayri müsmir: Verimsiz, ürünsüz.
Gayri mütecanis:
Heterojen.
Karışmamış, bağdaşmamış.
Gayri safi:
Karışık, saf olmayan, katışık.
Brüt.
Gayri safi milli hasıla: Bir ekonomide belirli bir dönem (genellikle bir yıl) içinde, amortisman harcamaları çıkartılmadan, üretilen mal ve hizmetlerin toplamı.
Gayri safi yatırımlar: Bir ekonomide, belirli bir dönem içinde, üretim araçlarında yer alan aşınma ve eskimeleri de içine almak üzere yapılan yatırımların toplamı.
Gayri şahsi: Kişisel olmayan.
Gayri şuuri: Bilinç dışı olan ya da bilinç dışı olarak, yaptığını bilmeyerek.
Gayri tabii:
Doğa dışı, doğaya aykırı.
Olağan dışı.
Gayri vaki: Olmamış, olmadık, yalan, asılsız.
Gayri varit: Olmamış, olma olasılığı bulunmayan, düşünülemeyen.
Soru/Yorum Gönder