- Hızlı olan, süratli: Böyle nasıl değiştim ben, / Ne de çabuk geçti yıllar. (K. Erzurum)
- Alışılandan ya da istenilenden, beklenenden daha kısa bir zamanda, tez: Her şeyin çabuk unutulduğu, çabuk tüketildiği, çabuk hayran olunduğu, çabuk silinip atıldığı bir dönem bu. (Varlık)
- (ünlem) "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü: Çabuk hazırlan gelin! Çabuk, çabuk! (Gökmenzâde)
Çabuk ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "çabuk" kelimesi geçen deyimler, birleşik kelimeler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Çabuk ol! (çabuk!): Çabuk davran, acele et! İşini çabuk gör!: "Çabuk ol savaş eri, çabuk gel de buradaki ahvali gör" diye bağırdı. (İlgili cümle kaynağı: N. Öztekin)
- Çabuk olmak: Çabuk davranmak, oyalanmamak: Gün kısa çabuk olmak zorundaydılar. (M. Adıbeş)
- Ayağına çabuk: Ayak işlerini çabuk gören: Az sonra ayağına çabuk bir ulak, paşanın buyruğunu silahendaz eskisine ulaştırdı. (K. Bilbaşar)
- El çabukluğu:
- Bir işi başkalarının gözü önünde ve onlara sezdirmeyecek kadar çabuklukla yapabilme becerisi: El çabukluğuyla çantasındaki boş zarfı çıkarıp adamın iç cebindeki zarfla değiştirdi. (Ç. Babacan)
- Bir işi çabuklukla yapabilme ustalığı: Her zamanki el çabukluğuyla yatağı ve odayı toparlayıp çoktan kahvaltı hazırlamaya başlamış olan Gülcan, mutfaktan seslendi... (P. Selek)
- Eli çabuk: Çabuk iş gören: Atom karınca gibidir. Zorluk karşısında kolay pes etmez, erkeklerin çalışacağı işlerde çalışır. Hızlıdır, eli çabuktur. (S. Çetiner)
- Eline çabuk: Eli çabuk iş gören: Eline çabuk ve bir o kadar da maharetliydi. Kalıbın üzerinde gezindi. Ne bir açıklık ne de bir çaplık vardı. Beklediğinden de iyi bir usta bulmuştu. (M. İsfahan)
- Elini çabuk tutmak: Çabuk davranmak: "Aman Süleyman Efendi elini çabuk tut, durum kötü!" diye bağırdı. (E. Yel)
- Ne çabuk: Çok hızlı bir biçimde: Muradına ne çabuk erişmişti. (F. Türkoğlu)
Çabuk ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "çabuk" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Çabuk parlayan çabuk söner*:
- Olağan sayılamayacak kadar kısa bir sürede gerçekleşen bir gelişme sürekli olamaz.
- Çabuk öfkelenen çabuk yatışır.
- Çabuk veren iki kere verir: İnsana yardım etmek iyidir, hele ihtiyaç anında gecikmeden edilirse değeri iki kat artar.
- Acemi tilki kapana çabuk düşer: Tecrübesiz kişilerin yaptıkları işlerde kolayca hata yapabileceklerini ifade eder. Deneyimsizlik ve dikkatsizlik, insanı kısa sürede zarara uğratır.
- Aferine koşan tazının bacakları çabuk kırılır: Başkaları tarafından beğenilmek için yapılan hareketler kişiyi bazen zor durumlara sokabilir.
- Ağır ağır demeli, çabuk çabuk yemeli*: Yemeği çabuk yemelisin, dediğinin anlaşılabilmesi için de sözleri tane tane ve yavaş yavaş söylemelisin.
- Akşam güneşidir çabuk geçer: Akşam güneşinin hızla batması gibi, bazı durumların veya dönemlerin de hızla geçtiğini ifade eder. Bu, özellikle geçici olan şeylerin veya zor zamanların hızla sona erebileceğini ve hayatın her anının kıymetini bilmek gerektiğini vurgular.
- Baba mirası mum gibi çabuk söner: Çalışmayıp, yalnızca babadan kalanla yaşamını sürdürmeyi düşünen kısa zamanda yoksulluğa düşer.
- Bir deliği olan fare çabuk tutulur: Kaçacak fazla seçeneği olmayan kişinin veya varlığın tehlike karşısında kolayca yakalanacağını ifade eder. Tehlikelere karşı yeterli önlem almayan veya plan yapmayan kimselerin zarar görmesi kaçınılmazdır.
- Çok koşan çabuk (tez, çok) yorulur*: Hangi alanda olursa olsun iyi zamanlama yapmadan işin başında aşırı çaba gösteren kimse, çabuk yorulacağı için sonucu elde etmekte gecikir.
- Çok koşan çabuk yorulur, çok kazanan hiç yorulmaz: Başarıya ulaşmanın sadece fiziksel çaba değil, akıl ve stratejiyle mümkün olduğunu vurgular. Akıllıca hareket eden kişi, daha az eforla daha çok kazanç sağlar.
- Dil kılıçtan çabuk öldürür: Sözlerin güçlü bir silaha dönüşebileceğini anlatır.
- Doğru yolda düşen çabuk kalkar: Dürüst ve doğru bir yolda ilerleyen kişilerin karşılaştıkları zorlukları ve engelleri daha hızlı aşacaklarını ifade eder. Dürüst ve doğru davranışların, kişinin hayatında sağlam ve güvenilir bir temel oluşturduğunu ve bu temelin, kişinin zor durumlarla başa çıkmasını kolaylaştırdığını vurgular.
- Eli ağır eskiciden, ayağı çabuk dilenci yeğdir: Bir insan yaptığı işte ne kadar uzman ve başarılı olursa olsun eğer zamanında gerçekleştirmezse bu başarının hiçbir anlamı olmaz.
- Eline geç ustadan ayağına çabuk dilenci yeğdir: Bir işi zamanında bitiremeyen usta kişiden, işi daha az bilen ama zamanında yetiştiren kimse daha yararlıdır.
- Erken yola çıkan çabuk döner: Bir işe erkenden başlayan kişinin işini daha hızlı tamamlayacağını ifade eder. Zamanında hareket eden kişi, gecikmeden ve sorunsuz bir şekilde işini bitirir.
- Fakir dost çabuk unutulur: Çıkarcı kişi fayda görmediği arkadaşını aramaktan kaçınır.
- Gergin ip çabuk kırılır (kopar): Olur olmaz her şeye sinirlenip bela çıkaran kimseler kısa zamanda bunun cezasını çekerler.
- Hazır para çabuk biter: Kişi emeksiz elde ettiği paranın değerini bilmez çabuk tüketir.
- Kalp bir sırça saraydır, değme çabuk kırılır: İnsan kalbi çok naziktir. En ufak bir kötü davranış o insanı yıkabilir.
- Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet: Gözbağcıların (illüzyonistlerin) yaptıkları gösterinin el çabukluğu ile hünere dayandığını ifade eden söz.
- Palamut çok (çabuk) biterse, kış erken olur*: Kimi olaylar onu izleyecek olayların da habercisidir. Bazı yörelerde palamut çabuk biterse kışın erken geleceğine inanılır.
- Sayılı gün tez (çabuk) geçer*: Bir işin yapılması veya gerçekleşmesi için konulmuş olan belli bir süre çabucak geçer.
- Vakitsiz açan gül çabuk solar: Zamansız gelen mutlulukların veya sevinçlerin kalıcı olmadığını ifade eder.
- Yedeği olan şey çabuk zayi olur: Kişi bir şeyin fazlasına sahipse onu sakınarak kullanmaz.
- Yıkılacak değirmen çabuk döner: Hırsla öfkeyle hareket edenler mutlaka bir belayla karşılaşırlar.
- Zulüm ile yapılan çabuk yıkılır: Adaletsizlik ve haksızlık üzerine kurulan işlerin kalıcı olmayacağını anlatır. Zulme dayalı düzenler kısa sürede çöker ve yok olur.
Soru/Yorum Gönder