Günah veya günah doğuracak ağır sorumluluk: Yanılarak yaptığınız hatalardan ötürü size vebal yoktur, ama kalplerinizin bile bile yaptıklarında vebal vardır. Allah bağışlayandır, rahmet edendir. (Ahzap Suresinden)…
Gürültü, bağrışma, gereksiz telaş, yaygara, heyecan: Avazı çıktığı kadar bağırması ortalığa velvele vermeye yetmişti... Musikide usullerin zamanlarını daha küçük parçalara ayırarak (darp parçacıklarına ayırarak…
Bir şeyi başkasına eriştirmek, ulaştırmak: Kalemi verir misiniz? Karşılıksız olarak bırakmak ya da bağışlamak: Onlara ne verdiyse hep gönlünden. Ondan bilmek: Saygısızlığını hoşgörün, çocukluğuna verin. (Düşü…
Sevgi ya da heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme, esriklik, esrime: Vecd, ruhta baş dönmesi halini andırır. Vecd denen bu baş dönmesi, ruhu mutlak alemine yükseltir; onunla birleştirir. (İlgili cümle kayn…
Velinimet, nimetinden faydalanılan, birçok şeyin ona borçlu olunduğu, yaşam boyunca yararı olacak ve unutulmayacak bir iyilikte bulunan nimet sahibi kimse demektir: Peygamberimiz (sav) güçlü vicdanı ile ümmetini …
Satrançta vezir (tarih) Osmanlı Devleti'nde padişahın en yakın yardımcısı ve danışmanı olan, askeri ve idari yetkileri bulunan ve devlet işlerini padişah adına yürüten en yüksek rütbeli devlet memuru (günüm…
"İşte o kadar, son söz bu" anlamında olup sözün tamamlandığına işaret eder ve sözü sona erdirmek için cümle sonlarında kullanılır: Ben böyle bilmezdim bu bizim yurdu, bambaşka bir hali varmış vesselam!…
Casus Casus , veya eski dilde çaşıt, bir devletin, örgütün veya bireyin gizli bilgilerini, sırlarını veya stratejik verilerini başka bir kişi veya kuruluşun hesabına öğrenip iletme görevini üstlenen kişiye veril…
Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gök cismi. Bu tür yapılara doğal uydu denir ve en bilinen örnek, Ay'ın Dünya'nın uydusu olmasıdır. Uydular, gezegenin kütle çekim kuv…
Çevresinde olanları fark edememe, açık gerçeği görememe, dikkatsizlik, boş bulunma, aymazlık, dalgınlık, gafillik : Akılları sıra gazileri bir gaflet anında basıp geri püskürtmek istiyorlardı. (E. Subaşı) Hak…
Odak Küresel bir aynanın (ya da dışbükey bir merceğin) asal eksenine koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan (ya da kırıldıktan) sonra toplandıkları nokta. Birçok etkenin, öğenin ya da şeyin bir araya ge…
Damlataş Değerli ve yarı değerli taşların façetalı (çok yüzeyli) olarak kesilmemiş, damla gibi yuvarlak hatlara sahip olan hali: Kutsal emanetlerin mahfazaları genellikle kabartma motifler arasına çakılmış …
Vezaret, vezirin görev ve makamı, vezirlik (günümüzde bakanlık) demektir: Nihayet Rauf Beyefendi'nin hikayelerinden ve su-i tesirinden haberdar olan II. Abdülhamid onu Midilli'den getirtti ve vesile bular…
Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketini veya çıkardığı sesi anlatır: Sımsıkı sarıldıkları şeyle birlikte, lastik bir top gibi zıp zıp zıplıyorlardı... (H. A. Toptaş) (bilişim) Bilgisayar ortamında…
(teklifsiz konuşmada) Çıkışma, azarlama: Aferin beklerken böyle bir zılgıtla karşılaşan Necmi Uyanık apıştı, kaldı. (Yücel 22. cilt) Güneydoğu Anadolu'nun kimi bölgelerinde düğünlerde ve halaylarda şarkı ç…
Kara kış, yılın 22 Aralık ile 31 Ocak arasındaki bölümü: Zemheride zemherinin en şiddetlisi, en azametlisiydi. Adamı soğuktan çatlatacak cinstendi. (İlgili cümle kaynağı: H. Alptekin) Zemheri ile ilgili deyim v…
Zihin İnsanın duygulardan bağımsız olarak çalışan tanıma yetisi: Allah zihin açıklığı versin yavrum. Bellek: Zihinde bir sayı tut. Anlayış, kavrayış: Zihni açık. Bilincin, algılama ve düşünme görevini y…