Her yeri aynı düzeyde olan, düz: Mektep meydanı için iki kilometre tulünde ve 700 metre arzında müstevi bir mahal lazımdır (İlgili cümle kaynağı: A. Kurter). Plağın iki yüzü zımpara olacaktır. Plak müstevi olaca…
Müsteşrik Doğu bilimi uzmanı, Şarkiyatçı, oryantalist. Müsteşrik, doğu memleketlerini ve halklarını, din, dil ve tarihleri başta olmak üzere her yönden araştırıp tespite çalışan gayrimüslim ilim adamı, ga…
Başbakana bağlı MİT Müsteşarlığı Kendisinden bilgi alınan, kendisine danışılan, kendisiyle istişare edilen kimse. Bakanlıklarda, elçiliklerde bakan veya büyükelçiden sonra gelen en büyük yönetici: Bakan ö…
Bir bütünün veya kuralın dışında olan: Sur'a üflendiğinde Allah'ın dilediği müstesna, yer ve gökte bulunanlar düşüp ölecek... (Zümer Suresi, 68. Ayeti Kerime) Benzerlerinden üstün olan, benzerleri az bu…
Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan, içi rahat olan: Müsterih, mümin kuldur, dünyanın yorgunluk ve eziyetinden kurtulup Allah'ın rahmetine kavuşur, istirahat eder. (İlgili cümle kaynağı: S. Ustaos…
Kitap vb. eserleri el ile yazarak kopya eden kimse, suret çıkarıcı, çoğaltıcı, istinsah edici. Eskiden nadir bulunan bir kitaba sahip olabilmeniz için onu bir istinsah yoluyla çoğaltmanız gerekiyordu. Bu işi yap…
Oy vermekten veya bir karara katılmaktan çekinen, çekimser: Bu arada o partiyi bu ortaklığa dahil görmemek, sadece müstenkif görmek isterdik... Müstenkif kalmak: Çekimser kalmak, çekimser davranmak: Bu hususta …
Müstenit, dayalı, dayanan, yaslanan, istinat eden demektir: Bunun böyle tanıtılması ise, herhangi yazılı bir belgeye müstenit olmayıp, sadece söylentiden ibarettir. (örnek cümle) Müsteniden: Dayanarak: Mahkem…
Müstemleke sömürge (sömürülen ülke) demektir. Sömürge, bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülkedir: Onlara: "Türkleri neden bu …
Satılan mal ve hizmetleri satın alarak kullanan veya yararlanan, tüketen kimse, tüketici. Müstahsil (üretici) karşıtı. Örnek cümleler: Müstehlikin satın alabilecek bir halde bulunması için refah seviyesinin yükse…
Müstehcen Açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız. Gizlenmesi ve mahrem kalması gerekenin herkesi gözü önünde sergilenmesi, ahlaki düzlemde "ayıp" veya dinen "haram" olanın açığa vurulmas…
Geçmiş zamanlarda yaşamış hayvanların ve bitkilerin günümüze ulaşan yer kabuğu içindeki kalıntıları veya izleri, fosil. (mecazi) Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalan: Aksi halde, fikir…
Yararlanan: Akıl her gördüğünden müstefit olabilir her işittiğinde bir hissei marifet bulabilir... (örnek cümle) Müstefit olmak : Yararlanmak, faydalanmak, istifade etmek: Sonrasında insan, fıtratını temiz tut…
Kira karşılığında bir şeyi veya yeri tutan kimse, kirayla tutan, kiralayan, kiracı: Bir müstecirin gölü kiralamış olduğu ve gölde balık avcılığı yaptıracağı söyleniyordu (H. Serinken). Aşıkların fasıl yaptıkları …
Eğreti olarak alınmış, takma (ad). Ad ve soyadın yanında kişiler kullanılması zorunlu olmayan adlar da kullanabilirler. Bunlar müstear ad ve lakaptır. Müstear ad kişilerin belli bir faaliyette bulunurken gerçek …
Sanıkları sorguya çeken yargıç, sorgu hakimi, sorgu yargıcı: Müstantik bey "Bu adamlar olduğuna yemin eder misin?" diye sordu. Kadın feryat ederek "Evet efendim, evet... Ederim... Elbette ederim&qu…
Kullanılan, istimal edilen: Bu vasıfları haiz olan bu kanun evvel emirde, hiç değilse, milletin, o kanunu okuyabilenlerinin anlayabileceği bir sadelikte, o cemiyet içinde en çok müstamel kelimeler kullanılarak k…