Çürük elma Çürümüş olan, bozulmuş, niteliğini yitirmiş olan: Çürük elma. Çürük diş. Sağlam ve dayanıklı olmayan: Çürük yapı. Çürük eşya. Sağlam bir temele ya da kanıtlara dayanmayan: Biz bugüne değin böy…
Çul Kıldan yapılmış kaba dokuma: Emmim beni aba ve çul almaya gönderdi (A. R. Kars). Kimi zaman çul çaput bulmuştu yatak niyetine, kimi zaman üstü işlemeli tertemiz, beyaz astarlı saten yorganlar. (U. Bece…
İçinde "el (yabancı, ahali) " sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları: ( * yaygın bilinen ) El, adamı cömert der maldan eder, yiğit der candan eder : Başkalarının gereksiz pohpohlama ve övgüleri ins…
İçinde "el (yabancı, ahali) " kelimesi geçen deyimler, birleşik kelimeler, açıklamaları ve örnek cümleler: El adamı (Elin adamı) : Yabancı kimse: El adamı öğüt verir de ekmek vermez (M. Üçer). Şimdi.…
Bir elin nesi var, iki elin sesi var İçinde "el (uzuv) " sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları: ( * yaygın bilinen ) El benden, sebep Allah'tan : Kul çalışır, Allah verir. Bir kişinin ba…
1 soru/yorum
El ile ilgili deyimler ve anlamları İçinde "el (uzuv) " kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler: El açmak : Dilenmek: Oturup kör gibi, namerde el açmak iyi mi? / Kim kazanmazsa bu …
6 soru/yorum
Kibrit çöpü Küçük, saman inceliğinde herhangi bir sap, dal ya da tahta parçası: Kutusunda sadece tek bir kibrit çöpü vardı. Üzümü çöpünden koparıp ağzına attı.
Fırınlanmış çömlekler Süzülmüş çamurdan yapılıp fırınlanan (pişirilen) küçük boy sırlı kap. Toprak kap. Kil ya da başka silikatlardan elde edilen ürünlere verilen genel ad.
Çocuk olmak İnsan yavrusu, çağa: Okul çocuğu. Çocuk sesi. Bir ana babanın yaptıkları ya da doğacak olan yavru: Kaç çocuğunuz var? İkinci çocuğuna hamile. (Yaşlı da olsa, arkadaşlar arasında ya da çok yaşl…
Düğün töreni Evlenme ya da sünnet dolayısıyla yapılan, gelenekselleşmiş evreleri bulunan törenler, eğlentiler dizisi: Bir kaç ay sonra da nikah ve düğün yapılmasına karar verildi (A. H. Tanpınar). Sünnet dü…
Çivi İki şeyi birbirine tutturmak ya da sabitleştirmek için çakılan, ucu sivri, genellikle başlı, maden ya da ağaç çubuk: Salih Usta, iki tahtayı birbirine yanaştırdı, bir çivi çaktı. Kalkan balığının üze…
Pis, kokuşmuş, bulanık su: Çirkef sular, sokaklara akıp kokuşmuş seller durmadan akmış ve kaldırımsız yerlerde yemyeşil gölcükler ve bataklıklar yapmış. (Ş. Mağmumi) (mecazi) İğrenç ve bulaşkan kimse ya da şey…
Çilingir Kilit, anahtar gibi ufak tefek demircilik işleri yapan, anahtarı kaybedilmiş kilitli kapıları açan usta, anahtarcı: Kadın evine döndüğünde bir çilingir çağırıp kapıyı açtırdı, zira anahtar çantada …
Çingene kızı (T. Büyüküstün) Hindistan'dan çıktıkları sanılan, dünyanın çeşitli yerlerinde göçebe olarak yaşayan, çalgıcılık, falcılık, ayakkabı boyacılığı yapmak ve elek, ızgara, maşa, çiçek gibi şeyl…
İplik çilesi (mecazi) Zahmet, sıkıntı: Çekilecek çilesi varmış. (tasavvuf) Dervişlerin küçük bir odaya kapanarak, az yiyip az içerek, az uyuyarak, sürekli ibadetle benliklerini öldürmeye çalıştıkları, g…
Çiftçi Çiftçi, tarımsal üretimle uğraşan ve toprağı işleyerek bitkisel ürün yetiştiren kişidir. Geçimini tarla, bağ, bahçe gibi alanlarda yaptığı üretimle sağlar. Genellikle hayvan besleyerek süt, et gibi ü…
Romantik çift Bir şeyden iki tane olma durumu: Bir çift ayakkabı. Bir erkekle bir dişiden oluşan iki eş. Karı koca: Mutlu çift. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız …
Güzel bir beyaz çiçek Plumeria (botanik) Bir bitkinin, genellikle bir kılıf içinde olan üreme organlarını taşıyan, göz alıcı renklerle bezenmiş ve çoğu güzel kokulu bölümü. Çiçek veren bitki: Çiçek yetiş…
Küçük ve ince bir şeyin kırılırken çıkardığı hafif ve süreksiz ses: Çıt diye kırıldı. (askeri terim) Makineli tüfekte, namlu boşluk ayarı yapmaya yarayan ve namlu dibindeki dişler üzerinden bir tırnağın her at…
Çıra Ateş yakmak için kullanılan, çam gibi reçineli ağaçların çabuk yanmaya elverişli yağlı bölümü: Marmara çırası. Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullan…
Çıkmaz sokak Sonu kapalı olup hiçbir yere ulaşmayan, çıkış vermeyen: Ona göre, Kemal Paşa'nın açtığı yol, çıkmaz bir yolmuş. (Y. K. Karaosmanoğlu) Çıkmaz sokak : Çıkışı olmayan sokak, kör sokak. (mec…
Ölmek üzere bulunan hastanın bile iyileşeceğinden son anına değin umut kesilmez: Ömer'in ailesi yine de Çıkmadık candan umut kesilmez deyip her türlü tedaviyi deneyecekti tabi. (M. K. Çelik) Elden gitti san…
Çeyiz Çeyiz, evlenmeye hazırlanan gelin için ailesi tarafından özenle hazırlanan her türlü eşya ve malzemeyi ifade eder. Genellikle yatak örtüleri, havlular, mutfak gereçleri, el işleri, giysiler ve ev teks…
Çerçi Köy köy, pazar pazar dolaşarak ufak tefek şeyler satan ayak tuhafiyecisi: Ertesi yaz köyümüze, önleri eşekli iki çerçi çıktı geldi. Yıllarca köyümüze tabak, çanak, sabun, inci, boncuk, hoş kokular, ayna vs…
Çene ve çene kemiği Omurgalılarda kemik ya da kıkırdakla desteklenen, dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan eklemli bir organizma parçası: Alt çene, üst çene. Mengene ya da kerpeten gibi ar…
3 soru/yorum
Çevir kazı yanmasın (halk dilinde) , söylediği şeyi sonradan değiştirmeye kalkışanlara, sözünü çevirmeye, duruma uydurmaya kalkışanlara alay ya da şaka yollu söylenir: Söylediği tutmayınca her zaman ki gibi, çevi…
Birisinin etini iki parmak ucu arasında kıstırarak sıkma, çimdiklemek işi. Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktar, çitmik: Bir çimdik tuz. Bir çimdik biber. (mecazi) Gönül kıracak söz. Tatar…
Mum dibine ışık vermez Bir fitilin üzerine erimiş balmumu, içyağı ya da parafin dökülüp uzunca silindir biçiminde dondurulan ışık aracı: Mum yakmak. (fizik) Işık şiddeti birimi. Mum, 1948'e kadar ent…
Misafir Bir yere veya birinin evine ziyaret etmek veya kısa bir süre kalmak için gelen kimse, konuk, mihman: Eve gelen misafirleri sevinçle kapıda karşıladılar, buyur ettiler: "Hoş geldiniz, ne iyi et…
1 soru/yorum
Tasviri nur ışığı Kutsal ışık, aydınlık, ışık, parıltı. Işık, aydınlık, ziya, parlaklık; şan, şeref; eşyayı ortaya çıkaran ve onun gerçekliğini gözler tarafından görünür kılan.
Bir etki oluşturmak için yapılan konuşma, söz. (edebiyat) → Söylev. Mürşitlerin tarikata girenlere yol göstermek için söyledikleri, yazdıkları şiir. Nutuk ile ilgili deyimler ve anlamları İçinde "nu…
Numaralar Benzer şeyleri ayırt edebilmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı, no: Bizim evin numarası 22'dir. (Kimi eşyada) Ölçü: İki numara gömlek. 37 numara ayakkabı. Eğlendirici oy…
Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, kurma, maksat: Onların niyeti beni memleketten evlendirip, beni köydeki çiftçilik işleriyle, tarla işleriyle meşgul etmekti. (Z. Işık) (din) Bir ibadetin geçerli olabi…
Nişan yüzükleri İşaret, iz, belirti, alamet: Ya Ali! Seni sevenlerin üç nişanı vardır: Malını sana feda eder. Canını senin için feda eder. Senin sırrını gizli tutar. (A. H. Haksöyler) Evlenme sözünün kesi…
Yılın, Mart ve Mayıs ayları arasında yer alan ve otuz gün süren dördüncü ayı (Süryanice'den). Nisan yağmursuz, mayıs güneşsiz yakışmaz. Nisan ile ilgili deyimler ve anlamları İçinde "nisan" keli…
Nikah töreni Evlenmek üzere bir araya gelmiş kadınla erkeğin isteği üzerine, nikah memurunun iki şahit önünde onları evlendirdiğini söylemesi ve bu olayı resmi deftere geçirip ve imzalatarak belgelendirmes…
Nesneyle ilgili, nesneye değin. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif (felsefe) Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif. Nesnel ile ilgili birleşik kelime…
Riayet edilmesi zorunlu cinsel ve ahlaki kurallara bağlılık, iffet: Mümin erkeklere söyle: "Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar ve namuslarını korusunlar!" Mü'min kadınlara da söyle, gözle…
Müslüman bir genç Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığını ve Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve Rasûlü olduğunu kabul etmiş ve " Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve R…
Bir ailede çocukların evliliği, iyi bir makama geçmeleri, büyük adam olmaları vb. olaylardan büyüklerin duyduğu mutluluk, sevinç: Allah mürüvvetini göstersin bana. İyilikseverlik, cömertlik, insanlık: Dedi ki: …
Mutlak değer matematikte cebirsel bir sayının, işareti göz önüne alınmaksızın değeridir Hiçbir koşula bağlı olmayan, her türlü denetimin dışında kalan, kendi başına var olan, sınır tanımayan. İçinde yaban…
"Hangi yer" anlamına olup yer sormak için kullanılır: Bu fotoğraf nerede çekilmiş? Bu nerenin parası? Hangi taraf?: Nereye böyle? (Vücutta) Hangi yer? Hangi organ?: Nereniz ağrıyor. Nerede : Özlem a…