Etiketler: BdeyimSon Düzenleme: 6 Mayıs 2025Soru/Yorum: 0
Bir şeyin yapılamasını ya da yapılmamasını kesin olarak bildirmek, emretmek eş anlamı: Öğlenlere kadar döşekten çıkmıyor, kaynanasına iş buyuruyor.
(Saygılı konuşmada) Söylemek, demek: Bitirdikten sonra: "Evet ne buyuruyorsunuz?" diye sordu. (kelime ile ilgili cümle)
(Saygılı deyiş olarak) Gelmek, gitmek, geçmek, girmek: Bu akşam bize buyurmaz mısınız?
(Saygılı deyiş olarak) Vermek: Buyurun, çayınız!
"Etmek, eylemek" anlamında (ve saygılı deyişle) yardımcı eylem: Müsaade buyurmak.
Buyur?: (halk dilinde)
Efendim! Anlamadım, sözünüzü tekrarlar mısınız?: Baba Rüstem anlaşılmaz bir şeyler mırıldandı. "Buyur?" dedi yaşlı dostum, elini kulağının ardına atıp Baba Rüstem'den yana bakarak, "Anlayamadım." (C. Kavukçu)
Söyleyiniz, emrediniz: "Şemseddin!" "Buyur kardaşım!" "Sen de hakkını helal et!" "Helal olsun kardaşım!" (İlgili cümle kaynağı: G. Maraş)
Buyur etmek: Konuğu, ziyaretçiyi vb. "buyurun" diyerek içeriye almak: Onu güler yüzle karşıladı ve içeriye buyur etti. Ona saygı gösterdi. Baş köşeyi verdi (Y. H. Hacib). Teyze, Tahir'i içeri buyur etti. "Buyur, gir! Hoş gelmişsin oğul!.." (K. Bilbaşar)
Buyurun cenaze namazına!: (deyim) Hiç beklenmedik kötü bir durum karşısındaki çaresizliği şaka yollu anlatır: Daha birkaç saat yol almamıştık ki otobüsümüz bozuldu. Buyurun cenaze namazına. (N. Sanlı)
Soru/Yorum Gönder