![]() |
Keramet, Allahü Teâlâ’nın sevgili dostları olarak kabul edilen veli kullarına, O’nun izniyle bahşedilen ve normal şartlarda insan gücünü aşan, tabiat kanunlarına aykırı olağanüstü haller ve işlerdir. Bu durumlar, sahiplerinin kazandıkları manevi dereceler ve Allah’a olan yakınlıkları sayesinde gerçekleşir ve genellikle nadir olarak görülür. Keramet, peygamberlere özgü olan “mucize” ile benzerlik gösterse de, peygamber olmayan salih kullarda ortaya çıkmasıyla farklılık taşır.
Keramet ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "keramet" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Keramet buyurdunuz (Keramette bulundunuz): "Çok doğru söylediniz", "pek güzel yaptınız" anlamlarında söylenen bir söz: Keramet buyurdunuz, doğru söze ne denir (H. Alptekin). Bir gün sokakta rast geldim. Dedi ki "Keramet buyurdunuz, ben de size geliyor idim." (H. İbrahim)
- Keramet göstermek: Kendisinden keramet sayılacak olağanüstü bir hal zuhur etmek: Yörüyen duvara dur dedi durdu, / Keramet gösterdi kılıcın vurdu, / Karataşı hamur etti yoğurdu, / Kerameti belli Bektaş merhaba! (Aşık İbrahim)
- Kerameti kendinden bilmek: Başka bir etkenle ulaştığı konumu kendi başarısı olarak değerlendirmek: Onun sayesinde adı duyuldu ama kerameti kendinden biliyor.
- Kerameti kendinden menkul:
- Sahip olduğu nitelikleri kendisi söyleyen: Burada öyle bir şey de yok, şeyhin kerameti kendinden menkul. Yani kerametini anlatıyor ama kendinden başkası görmemiş... (İlgili cümle kaynağı: F. Çıtlak)
- Kişinin değerinin sadece kendisi tarafından dile getirildiğini, bu konuda bunun dışında herhangi bir objektif gösterge bulunmadığını ve dolayısıyla da bu iddianın uydurma olabileceğini ifade eder: Kıymeti kendinden menkul insanların gölgeleri bir puta döndürülmüş, korkutuyor insanları.
- Başka bir şey sayesinde kavuştuğu iyi durumu kendi çabasının verimi veya değerinin karşılığı saymak, kendinden bilmek: Kimse güzel hasletleri kendinden menkul saymasın, bütün güzellikler Allah'tandır.
- Keramette bulunmak: Doğaüstü olaylar ortaya koymak: Babası İstanbul'u alamamanın hıncıyla şeyhi Hacı Bayram Veli'den ne yapması gerektiğini sorunca şu cevabı aldı: "Beyim İstanbul'u sen alamayacaksın, ben de göremeyeceğim, onu şu beşikteki şehzade, şu köse şeyh ile beraber alacaklar." diye keramette bulunarak Fatih ile Akşemseddin'i işaret eder.
Keramet ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "keramet" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Az sabırda, çok keramet vardır: Küçük bir sabrın bile büyük fayda ve güzellikler getireceğini anlatır. Sabretmek umulmadık hayırlara kapı açar.
- Nikahta keramet vardır*: Evlilikleri söz konusu olan kişilerin mutlu olup olmayacaklarını çok da düşünmeden, nikahın bağlayıcı ve birleştiriciliğine güvenmek gerekir. Nikah evlenenleri sevgi bağıyla bağlar.
- Herkes kerameti kendinden bilir: İnsanlar sahip oldukları başarıları ve yetenekleri genellikle kendi çabalarına bağlar anlamındadır. Oysa bunda başkalarının katkısı ve nasip payı da vardır.
Soru/Yorum Gönder