![]() |
Kum |
- Doğal etkenlerle kaya ya da mineral parçalarının, en çok ya da silisli kütlelerin parçalanarak ufalanmasından oluşan ufak ve sert tanecikler. Deniz kumu dalgaların kıyıları döverek taşları ufalaması ile oluşur.
- Taş ve çakılların doğal olarak kırılıp ufalanması ile ortaya çıkan taneli malzeme.
- Armut, ayva, çilek gibi kimi yemişlerin etli kısımlarındaki sert tanecikler.
- Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin, boşaltım yollarında oluşan ince ve katı tanecikler.
- Bazı dokumalardaki çok ufak, sık ve kum görünüşlü süsleme öğesi.
Kum ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "kum" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Kum dökmek: İdrar yoluyla böbreklerde oluşan kum taneciklerini vücuttan atmak: "Önemli bir şeyi yok, kum döküyor, bol bol sıvı sıvı tüketsin" dedi doktor. (Z. Çiftçi)
- Kum gibi: Pek çok: Şehirde kum gibi insan vardı, kimse kimseye karışmaz, kimse kimsenin adımına çelme takmazdı. (A. Türedi)
- Kum gibi kaynamak: Çok kalabalık ve kıpır kıpır olmak: Para basıyordu herif. Kum gibi müşteri kaynıyordu ki muhtar da o kum tanelerinden biriydi. (S. Kaymaz)
- Kumda oynamak: Fırsat kaçırıp umulanı ele geçirememek: İnanan inanır, inanmayan kumda oynar.
- Denizde kum, onda para: (şaka) Çok paralı (kimse): "Reşid Efendi'nin biraz yaşı ileridir ama hem çok efendi adamdır hem de denizde kum onda para..." dedi. (S. Ayverdi)
- Deve kuşu gibi başını kuma sokmak (gömmek):
- Bir gerçek, bir olay, bir tehlike karşısında yararı olmayan bir yola başvurup kendini kurtardığını / koruduğunu sanmak
- Kendini aldatarak başkalarını kandırdığını sanmak: Gerçeklere gözünü kapayıp, deve kuşu gibi başını kuma gömüp, Türkleri bilmem kaç etnik gruptan biri gibi görmeye, Türk adını ortadan kaldırmaya tevessül etmeye ne ad verileceği ehlince bilinir. (O. Cengiz)
- Pabucuna kum dolmak: İşleri ters gitmek, önüne engel çıkmak: Hastalık.. Parasızlık.. Tatsızlanmasıyla antrenörün pabucuna kum kaçmış. (N. Muallimoğlu)
Kum ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "kum" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Kutsuz (Talihsiz) kuyuya girse kum yağar: Bahtsız ve uğursuz kimsenin ne yaparsa yapsın şanssızlıktan kurtulamayacağını anlatır. Talihi kötü olanın başına iyilik yerine bela gelir.
- Sel ağzı kum tutmaz: Sürekli hareket halinde olan, durulmayan yerlerde kalıcı bir şeyin barınamayacağını ifade eder. Kararsız ve istikrarsız durumlarda sağlam ve güvenilir sonuçlar elde edilemez.
- Sel gider, kum kalır*: Gelip geçici olayların sonunda geriye sadece kalıcı olanın kalacağını anlatır. Geçici güç ve coşkuya aldanmamak gerekir.
- Sel gider kum kalır, kişi ettiğini bulur*: Geçici olaylar ve zorluklar sona erdiğinde geriye sadece kalıcı izlerin veya sonuçların kalacağını ifade eder. İnsan, yaptığı iyilik ya da kötülüklerin karşılığını er ya da geç alır.
Soru/Yorum Gönder