- İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısı, nem gibi durum: Demir tavında dövülür. (atasözü)
- Hayvanlarda besili olma durumu, semizlik.
- (mecazi) En uygun zaman ya da durum: Beni her zaman bu tavda bulamazsın. (K. Tahir)
- (argo) Oyun, hile.
Tav ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "tav" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Tav olmak:
- (argo) Kandırılmak, aldanmak: İki nefeslik sefaya tav oldu nefsimiz, / Hakikate kapandı, kör oldu gözlerimiz (M. B. Sak)
- Tam olarak istediği olmasa da kabul etmek: Bir yirmiliğe tav oldu şoför, üç-beş dakikalık bir homurtunun ardından. (M. Ü. Eriş)
- Tav vermek:
- Gereken nemi vermek.
- (mecazi) En uygun duruma getirmek: Meraklısına düşerse bunların tatlı satılacağına inanan Ayaşlı işe tav vermek için eve getirmiş. (M. Ş. Esendal)
- Tava düşürmek: Aldatmak, kandırmak, inandırmak suretiyle dolandırmak: "O kadar zorladık, çarıklıyı bir türlü tava düşüremedik!" "Baksana sen ona be, hiç tava düşecek göz var mı onda?" (M. Arslan)
- Tava gelmek:
- Toprak sürülecek duruma gelmek: Tarla, toprak tavında sürülür. Tava gelmeden sürülmez. Tavsız sürülse de tohum tutmaz. (G. Ünal)
- (mecazi) Yumuşamak, kanmak, yola gelmek: Söylediğim sözlerle tava geldi; tamam, yapalım dedi. (O. Sarıgöz)
- Tava getirmek:
- Gereği kadar ısıtmak.
- (mecazi) Olayları istenilen duruma getirmek, uygun duruma getirmek: Kimileri de subaşıyla asesbaşını tava getirerek kimi dükkânların ardında kahve açma izni alır. (S. Birsel)
- (argo) Aldatmak, kandırmak: Onu tava getirmek için bir hamle daha yaptım. (M. Güven)
- Tavı kaçmak (geçmek): Uygun zamandan yararlanamamak: Bir kere işin tavı kaçtı, bundan sonra ne yapsan boştur.
- (İşi) Tavına getirmek: İşi en uygun kerteye (dereceye, raddeye) getirmek: Bir hoca bir dervişin bir kusurunu düzeltmek için bazen on sene beklermiş. İşi tavına getirecek, münasip zamanda söyleyecek, anlayacağı şekilde söyleyecek. (M. E. Coşan)
- Tavını bulmak: İş vb. için en uygun şartları yakalamak: Belki kolayına gelecek gününü, tavını bulur bu işin dedim. (Ülkü)
- Tavını kaçırmak: Yapılacak en uygun zamanı kaçırmak: Yarım saat fazla geçirmekle bu işin tavını kaçırmış olabilirsin. Bugün ayağına gelen bu kısmeti havaya bırakma... (H. R. Gürpınar)
- Av avlanmış, tav tavlanmış: İş işten geçmiş, olan olmuş: Kırk gün kırk gece düğün yaparlar. Av avlanır, tav tavlanır, deli uslanır, akıllı evlenir, konu komşu tellenir. Horoz uçar, kervan göçer, üvey ana hasedinden kendinden geçer. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine... (Masal Zinciri)
Tav ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "tav" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Av avlandı, tav tavlandı, deli uslandı, horoz evlendi, komşu tellendi:
- Bir dizi olayın gerçekleştiği ve normalde beklenmeyen durumların meydana geldiği durumları anlatır.
- Bir olaya, bir toplantıya, bir fırsata vb. duruma her şey bittikten iş işten geçtikten sonra ulaşıldığını anlatır.
- Demir tavında, dilber çağında (Demir tavında gerek)*: Her işin, yapılması için uygun olan bir zamanı vardır.
- Demir tavında dövülür (Demiri tavında dövmeli)*: İşin zamanında ve en uygun koşullarda yapılması gerektiğini anlatır. Fırsat kaçmadan harekete geçmek başarıyı getirir.
- Kurban etiyle (kemiğiyle) köpek tavlanmaz*: Geçici bir ödül veya faydanın kalıcı sadakat getirmeyeceğini ifade eder. Kısa süreli çıkarlar, uzun vadeli güven ilişkileri kurmaya yetmez.
Soru/Yorum Gönder