Ufak ne demektir? Ufak ile ilgili atasözleri, deyimler ve anlamları

Güncellenme: Soru/Yorum: 0
  1. Boyutları normalden küçük: Ufak bir ev. Ufak bir ağaç.
  2. Yaşça daha küçük olan: Ufak bir çocuk. Ufak kardeş.
  3. Fazla bir önemi olmayan, önemsiz: Ufak bir görev. Ufak bir iş.

Ufak ile ilgili birleşik kelimeler

  • Ufak para: Bozuk para, metal para, değeri az kağıt para: Cebi şıkır şıkır dolmuştu ufak parayla... (R. Ilgaz)
  • Ufak ufak:
    1. Azar azar: Yemezsem çok kızarlar diye, ufak ufak bir şeyler atıştırıyorum. (A. Küçük)
    2. Küçük parçalar durumunda: Sırtın taşları da ufak ufak. İri taşlar neyse ne, ufak taşlarda yürümek, ölüme bedel. (Y. Kemal)
    3. Yavaş yavaş: Ekinler ufak ufak başlarını çıkarıyor. (C. Zarifoğlu)
  • Ufaklık:
    1. Ufak olma durumu.
    2. Bozuk para, bozukluk: Dört lira ve bir sürü ufaklık verdi. (S. Ali)
    3. (argo) Ufak tefek kimse, çocuk: Ufaklık ve arkadaşları zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar... (N. Şimşek)
    4. (şaka) Bit.

Ufak ile ilgili deyimler ve anlamları

İçinde "ufak" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:

  • Ufak çapta:
    1. Aslına göre küçük olan: Bir zamanlar ufak çapta bir konak olduğu ilk bakışta, büyüklüğünden anlaşılıyordu.
    2. Önemsiz: Mezhepler arasında ufak çapta farklılıklar vardır. (İmam Gazali)
  • Ufak tefek:
    1. Küçük ve önemsiz: Ufak tefek işler.
    2. Kısa ve zayıf: Ufak tefek bir çocuk.
  • Ufak tefek gördün de Karamürsel sepeti mi sandın?: Görünüşe bakıp da işe yaramaz, beceriksiz, değersiz sanma: Çelimsiz ama bileği kuvvetli, boşuna dememişler ufak tefek gördün de Karamürsel sepeti mi sandın? Diye. (E. Demirel)
  • Ufaktan ufağa: Yavaş yavaş, ufak ufak, azar azar: Kopacak fırtınayı ufaktan ufağa sezmeye başlamıştı.
  • Ufaktan ufaktan: Yavaş yavaş, azar azar: Ufaktan ufaktan gidelim.
  • Kül ufak olmak: Çok küçük parçalara ayrılmak: Damarına rastladı mı, en çetin taşlar böyle kül ufak olur. (K. Tahir)
  • Un ufak etmek: Çok ufak kırıntılar durumuna getirmek, parçalamak: Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti; Mûsâ da bayılıp düştü. (Araf Suresinden)
  • Un ufak olmak: Ufak kırıntılar haline gelmek, yok olacak şekilde parçalanmak: Onca insana direnen kaya üç vuruşta un ufak oldu. (H. Tokak)

Ufak ile ilgili atasözleri ve anlamları

İçinde "ufak" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )

  • Ufak at da civcivler yesin*: Çok yalan söyleyen veya olayları abartan kişilere inandırıcı olmadığını belirtmek için söylenen bir söz.
  • Allah'ın günü ufak darıdan çok: İnsan ömrü boyunca sayısız fırsatın ve günlerin olduğunu ifade eder. Her gün, yeni bir başlangıç ve imkanlar sunar; bu nedenle sabırlı ve umutlu olunmalıdır.
  • Elmasın irisi ufağı olmaz: Elmasın büyüğünün de küçüğünün de değerli olduğunu ifade eder. Büyüklüğe ya da küçüklüğe değil, özdeki kıymete bakmak gerektiğini anlatır.
  • Her şeyin ufağı sevilir: Küçük olan şeylerin genellikle daha sevimli ve değerli görüldüğünü ifade eder. İnsanlar da küçük yaşta, hayvanlar da yavru iken daha çok ilgi ve şefkat görür.
  • Kızın uzun saçlısı, tarlanın ufak taşlısı, öküzün başlısı makbuldür: Tarlanın taşlı olanı ve diğer her şeyin nasıl yararlı ve iyi olanı tercih edilirse toplumumuzda da saçı uzun olan genç kızın da becerikli ve iyi huylu olduğu kabul edilir.
  • Sinek ufak (küçüktür) ama mide bulandırır*: Önemsiz gibi görünen aksaklıklar can sıkıcı durumlar yaratır: Hani "sinek küçük, ama mide bulandırır" derler ya, işte öyle bir şeydi içine düşen sıkıntı. (A. E. Göksu)
  • Tanrı'nın çarkı yavaş öğütür, ama un ufak eder: Allah günahkar kullarına, doğru yola gelmeleri için sürekli fırsat tanır ve affeder. Ama yine de insan doğru yola gelmezse cezası da çok ağır olabilir.
  • Tok, aça ufak doğrar: Tok olan kişinin aç olanın durumunu anlamayabileceğini ve bu yüzden aç kişiye yardım etme konusunda duyarsız olabileceğini ifade eder. Tok insan, aç olanın sıkıntısını küçümseyebilir ve ona yardım etmede yetersiz kalabilir.