- Ün, san, şöhret: Beşbin yiğidin şanı, bu gökkubbeyi aştı, Çin Seddi'nin ardındaki ecdâda ulaştı! (F. Ersavaş)
- Azamet, büyüklük, ululuk: Selam sana, şanlı ordu; Sen kurtardın, aziz yurdu! (Türk Klasikleri)
- Gösteriş, gösterişlilik, çalım.
- Vasıf, nitelik, karakter: Bağışlamak da erkekliğin şanındandır. (İlgili cümle kaynağı: A. Püsküllüoğlu)
- (müzik) İnsan gırtlağından çıkan makamlı, uyumlu ses dizisi, şarkı: Şan dersi, "şarkı söyleme" eğitimi üzerine kurulan, daha ileri düzeyde, sese dayanıklılık ve sağlamlık kazandırmayı hedefleyen, daha ileri teknikler kullanan, artistik söylemeye yönelik bir eğitim türüdür. (Y. D. Bozdağ)
Şan ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde "şan" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Şan almak: Herkesçe duyulmak, meşhur olmak: Deniz cenklerinde kahramanlıkları ile şan almış ve III. Selim zamanında sadrazamlıkta bulunmuş meşhur kaptan ve vezirdi. (İ. A. Gövsa)
- Şan olmak: Pek çok insan tarafından duyulmak, şöhreti yayılmak: Uzun ağa vallah zorlu adamsın... Kimseye haber vermeden bir iş ettin ki yedi düvele şan oldu... (A. Naim)
- Şan olsun (diye): Gösteriş olsun veya ün olarak yayılsın (diye): Oğlunun düğünü için, yedi iklime şan olsun diye emeksiz kazandığı yüz milyonları savuruyordu! (E. Atasü)
- Şan vermek: Ün salmak: Anadolu'ya gelip, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarını kurarak tarihe şan verenler ise göç yolunda Hazar'ın güneyini seçen Türk boylarıydı. (Y. Toker)
- (bir hâl birinin) Şanına düşmek: Büyüklüğü veya durumu gereği o şeyi yapması gerekmek: Arif meclisinde nice çiğ pişer / Affetmek er kişi şanına düşer (E. Düştü)
- Şanına layık (olmak): Büyüklüğüne ve durumuna yaraşır şekilde, şerefiyle mütenasip (olmak): Hiçbir ibadetimiz senin şanına layık değil ya Rabbi! (M. E. Coşan)
- Şanına yakışmak: Şanından olmak: Şanlı ordumuzun şanına yakışır zaferlerine bir halka daha ekleyelim. Gazanız mübarek, mücadeleniz kutlu ola... (Ş. Altın)
- Şanına yedirememek: Yenilgiyi kabul edememek: Şu tüysüz oğlandan korkmayı şanına yediremedi. (Y. Bahadıroğlu)
- Şanından olmak: Birinin büyüklüğüne, ününe yakışır olmak: Başkalarının aleyhinde hüküm verebildikleri gibi, kendi aleyhlerinde de yine hakça hükmetmeleri de bu zatların şanındandır. (İsmail Hakkı Bursevi)
Şan ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde "şan" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )
- Affetmek büyüklüğün şanındandır: Bağışlayıcı olmanın güçlü ve olgun insanların özelliği olduğunu ifade eder. Gerçek büyüklük, intikamda değil, affedebilme erdeminde gizlidir.
- At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şanı (namı) kalır*: Kişi yaşarken iyi ve olumlu işler yapmalı, ardında iyi bir ad bırakmaya çalışmalıdır.
- Dost sanma şanlı vaktinde dost olanı, dost bil gamlı vaktinde elinden tutanı: İyi günlerinde yanında olanı değil, kötü günlerinde yardımına koşanı dostun bil.
- Mal kazanmakla şan kazanılmaz, kişi kerim gerek: İnsan malı mülkü olmakla itibar sahibi olmaz, aynı zamanda iyiliksever, dürüst ve doğru olmalıdır.
- Ne kadar da büyük olsa onun şanı, taştır onun nişanı: Yaşarken, toplumdaki mevkiimiz ne olursa olsun, öldüğümüzde aynı yere, mezara gideriz. Mevkiimizden ötürü böbürlenmemiz yanlıştır.
Soru/Yorum Gönder