Al nedir, ne demektir? Al ile ilgili atasözleri, deyimler ve anlamları

Güncellenme: 2 Aralık 2025 Soru/Yorum: 1

al (I)

  1. Kızıl alev rengi, kan rengi, narçiçeği rengi, kızıl, parlak kırmızı: Her rengi istemez, gönlümüz şimdi aldadır. (Y. K. Beyatlı)
  2. [At donu (at rengi)] Dorunun açığı: Al bir ata binmişti, al. (F. H. Dağlarca)
  3. Yüze sürülen pembe boya, allık, düzgün: Gözüne sürme çekmiş, yüzüne al sürmüş.
Mavi bulutlu bir gökyüzüne karşı dalgalanan al kırmızı Türk Bayrağı
Al Bayrak
  • Al bayrak (sancak): Türk bayrağı, Bayrağımız.
  • Albastı: Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın (yeni doğum yapmış kadının) tutulduğu ateşli hastalık.
  • Al duvak: Eskiden gelinlerin yüzüne örtülen, kenarları sırma işlemeli kırmızı duvak.

al (II)

  1. Aldatma işi, dolap, düzen: İstanbul, insanı kendi haline bırakmaz, zorlar, büyüler, binbir al ile ta içine işleyip ille de kendi düşüne sürükler. (İlgili cümle kaynağı: N. Ataç)
  • Al etmek: Aldatmak, oyuna getirmek: Dedim lebin şeker midir, bal mıdır? / Dedi bana edeceğin al mıdır? (Gevheri)
  • Ala düşmek: Tuzağa düşmek, aldatılmak: Ahmet beni ala düşürdü.

Al (III)

  1. (kimya) Alüminyum elementinin simgesi.

Al ile ilgili deyimler ve anlamları

İçinde "al" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:

  • Al al olmak: Pençe pençe kızarmak, kıpkırmızı olmak: O gül yüzlü, bu soruma alındı ve yüzü al al oldu. (S. Murad)
  • Al bağlamak: (Eskiden genellikle kadınlarda) Fesin, başlığı üzerine al yazma sararak mutluluğunu ve sevincini belli etmek: Al bağlarım divanına dururum. (Karacaoğlan)
  • (Loğusayı) Al basmak: (Loğusa) Albastı hastalığına uğramak: Yanıbaşıma bir süpürge olsun koymamışlar. Al basmış da nasıl basmış? Bilemiyorum. (H. R. Gürpınar)
  • Al giymedim ki alınayım: Bir kimsenin, belirli bir durumda alınganlık göstermesi için herhangi bir neden olmadığını belirtmek amacıyla kullandığı söz.
  • Al kanlara boyanmak:
    1. Yaralanmak: Çok gaziler al kanlara boyandı / Gökte melek yerde insan beğendi (Ş. Elçin)
    2. Şehit olmak: Eşlerinden ayrıldı kara gözlü ceylanlarım; / Al kanlara boyandı kumral saçlı arslanlarım (M. E. Yurdakul)
    3. Vurularak ölmek: Günahsız insanlar, yaşlı-genç, çoluk-çocuk al kanlara boyandı. Yüreklere ateş açıldı. (Y. Aslan)
  • Al kiraz üstüne kar yağmış: Düşünülmeyen, beklenilmeyen şeylerin de olabileceğini anlatan bir söz.
  • Al yakışırken, el bakışırken (Giydiği yakışırken eller bakışırken): "Gençken, güzelken" anlamında kullanılan bir söz: Allar yakışırken, eller bakışırken baş göz edeceksin kızı! Yirmisini aştıktan sonra dul adam harcı olur gayri (N. Yeğinboğalı). Giydiği yakışırken, eller bakışırken, evlenmeye baksın, daha sonra evde kalır. (A. Püsküllüoğlu)
  • Alı al moru mor: Yüzü telaş ya da coşkudan kıpkırmızı olmuş: Neden bırakacakmışım, bak kız ne hale girdi, alı al moru mor. (A. Rasim)
  • Alı alına, moru moruna:
    1. Heyecan ve telâştan yüzü kıpkırmızı olmuş: Bunları duyan ana ile kızın alı alına moru moruna karışmış. (O. Tansel)
    2. Sağlıklı, kanlı canlı: Çam yarması gibi alı alına, moru moruna yakışıklı bir delikanlı; mum gibi paltosu, beyaz ipek boyun atkısıyla gerçekten moda gazetesi resimleri gibi bir insan olmuş. (R. N. Güntekin)
  • Alı sat doru al: Doru atın daha değerli, daha makbul olmasından kinaye, değersizi bırakıp değerliye bakmak gerektiğini anlatmak için söylenir.

Al ile ilgili atasözleri ve anlamları

İçinde "al" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )

  • Al da giyer yaraşır, şal da giyer yaraşır: Bazı insanların ne giyerse giysin yakıştıracak bir görünüme ve zarafete sahip olduğunu ifade eder. Kişi, hem sade hem gösterişli giysileri üzerinde taşıyabildiği için her hâliyle güzel görünür.
  • Al elmaya taş atan çok olur*: Değerli kimselere çatarak, onlara saldırarak bundan ün ve çıkar sağlamayı amaçlayan insanlar az değildir.
  • Al giyen aldanmaz: Kırmızı rengin sıcak ve dikkat çekici bir ton olduğunu ifade eder. Kırmızı giysi, genellikle kişiye yakışır ve çevresindekilerin ilgisini çeker.
  • Al giyen alınır*:
    1. Göz alıcı giysi giyen güzele hemen istekli çıkar
    2. Bir işin yapılışıyla uzaktan bile olsa ilgisi bulunan kimse, o iş üzerindeki eleştirileri üzerine alır.
  • Al giyen alınır, mor giyen salınır: Giyilen renklerin insanın duruşuna ve algılanışına etkisini anlatır. Kırmızı giysi dikkat çeker ve sahiplenilmeye işaret ederken, mor giysi daha asil ve serbest bir tavrı simgeler.
  • Al (kırmızı) gömlek gizlenemez*: Çevrenin dikkatini çekecek işler gizli kalamaz.
  • Al kiraz üstüne kar yağar*: Umulmadık, beklenmedik, olanaksız gibi görünen şeyler de olabilir (kirazın iyice kızardığı sıcak havalarda bile kar yağabilir, hiçbir şey imkansız değildir).
  • Al (aldatma) ile aslan tutulur, güç ile sıçan (gücüğen) tutulmaz (Al arslan tutar, güç sıçan tutmaz)*: Gücün yetmediği birçok konuda zeka sayesinde başarı kazanılabilir.
  • Alı alına karışmış, gülü gülüne: Bir bayanın güzelliği ile ona uyumlu ve yakışan şeylerin bir araya geldiğini anlatır (?).
  • Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek: Güzelliğin esas kaynağının süs değil, kişinin kendi doğal hali olduğunu ifade eder. İnsan, içten gelen güzelliğe sahipse fazla süse ve gösterişe ihtiyaç duymaz (?).
  • Alımı aldırdım morumu soldurdum, ille ille mavili: Bazı şeylerde ısrarcı olmanın diğer değerleri olumsuz etkileyebileceğini ifade eder (?).
  • Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı*: Binicilerce al ve yağız tutulmaz, doru ve kır at makbul sayılır.
  • Avcı ne kadar al (hile) bilse ayı o kadar yol bilir*: Bir kişi başkasını alt etmek için çeşit çeşit ustalık kullanır ama karşısındaki de yenilmemek için türlü önlemler alır.
  • Esmere al bağla, karşısına geç ağla: Esmer tene kırmızı renkteki giysinin yakışmayacağını ifade eder. Kişi, uygun olmayan rengi seçerse ortaya hoş olmayan bir görüntü çıkar.
  • Güzele köpen yakışır, çirkine allar neylesin: Güzel insanın sade ve değersiz şeylerle bile alımlı göründüğünü ifade eder. Çirkin olanın ise en gösterişli şeylerle bile güzel olamayacağını anlatarak güzelliğin esasen doğuştan geldiğini vurgular (köpen: Kıldan dokunmuş çul, kaba yünden yapılmış giysi; deve çulu; yamalı giysi, adi dokunmuş kumaş).
  • Hırsızlıkla kahpelik al gömlek gibidir, saklanmaz; ya yeninden çıkar, ya yakasından: Hırsızlık yapan ve kahpelik eden kimseler ne kadar toplumdan saklanmaya çalışsalar da bir gün kendi kendilerini ele verirler.
  • Türkün gözü al da olur: Türk milletinin kırmızı renge olan ilgisini ve bu rengin kendileri için özel bir anlam taşıdığını ifade eder. Bayrak rengiyle de özdeşleşen bu renk, cesareti, tutkuyu ve milli duyguları simgeler.

Soru ve Yorumlar: 1

Anonim:
Ben çok begendim
03 Mayıs, 2013 10:40