Münasip bulmak: Uygun olduğunu, yerinde görüldüğünü kabul etmek: "Baban da münasip buldu. Şimdi iş senin kararına kaldı. Ne diyorsun?" (R. Baydur)
Münasip düşmek: Uygun düşmek: Aramızda hem zahiri hem batini ilimlere sahip bir alim varken, hutbeyi okuma ve namazı kıldırma da ona münasip düşer. (N. İncetepe)
Münasip görmek: Uygun ve yerinde bulmak: Kızınızı oğlumuza münasip gördük ve istemeye geldik, siz de münasip görürseniz bu yavruların yuvasını kuralım, ocağını tüttürelim... (E. Özbay)
Soru/Yorum Gönder