Almanca - Türkçe yazılışı aynı olan kelimeler

Yayınlanma: 9.3.22 Düzenlenme: Soru/Yorum: 0
Almanca ve Türkçe dillerini temsilen Alman ve Türk bayrakları, dillerin TR ve DE kısaltmaları
Almanca ve Türkçe'nin genel kabul görmüş sözlüklerine göre yazılışları birebir aynı olan, anlamları farklı olabilen ortak kelimeler ve kısa açıklamaları [liste 893 kelime içerir; DE: Almanca (Deutsch) TR: Türkçe (Türkisch) demektir]:


  • ab: (DE) Gitti, bitti, -den itibaren, -da. (TR) Su.
  • abi: (DE) Bakalorya, olgunluk, lise bitirme sınavı. (TR) Büyük erkek kardeş, ağabey.
  • abrakadabra: (DE, TR) Eski çağlarda kullanılan sihir sözü.
  • adam: (DE) Adem, insanoğlu. (TR) Erkek insan.
  • adrenalin: (DE, TR) Adrenalin, organizmayı acil harekete hazırlayan hormon.
  • Afrika: (DE, TR) Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
  • ag: (DE) Anonim Şirket. (TR) Gümüş elementinin simgesi.
  • agora: (DE) Antik Yunan şehrinin pazar yeri. (TR) Agora, meclis, meydan.
  • ah: (DE, TR) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen ünlem.
  • aha: (DE) "Ha! Şimdi anladım". (TR) İşte.
  • akne: (DE, TR) Sivilce.
  • akrobat: (DE, TR) Tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, cambaz.
  • akrobatik: (DE, TR) Cambazlık ile ilgili.
  • aktivist: (DE) Militan, eylemci. (TR) Eylemci.
  • akupunktur: (DE, TR) Vücudun belirli noktalarına iğne batırılarak yapılan tedavi.
  • akustik: (DE, TR) Yankı bilimi, yankılanım.
  • akut: (DE, TR) Aniden, aceleci, çabuk ilerleyen.
  • alarm: (DE, TR) Alarm, tehlike işareti, bu işareti veren düzenek.
  • albatros: (DE, TR) Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir deniz kuşu.
  • allem: (DE) Herkese. (TR) Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak anlamıyla "allem etmek, kallem etmek" sözünde geçer.
  • alp: (DE) Yüksek dağ, dağlık, otlak, yayla. (TR) Yiğit, kahraman.
  • alpaka: (DE, TR) Alman gümüşü, gümüş taklidi, lama cinsinden bir hayvan, bu hayvanın yünü, bu yünden dokunan kumaş.
  • alpinist: (DE, TR) Dağcı.
  • alt: (DE) Kart, kocamış, yaşlı, bayat, demode, eski. (TR) Yere bakan yan, yere yakın yer, taban, aşağı.
  • amalgam: (DE, TR) Dişe dolgu yapılan cıvalı karışım.
  • amber: (DE, TR) Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde.
  • Amerika: (DE, TR) Amerika Kıtası, Amerika Birleşik Devletleri.
  • Amerikanist: (DE, TR) Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci.
  • amme: (DE) Sütanne, sütnine, besleyici. (TR) Bir ülkedeki halkın hepsi, kamu.
  • an: (DE) Hemen hemen, aşağı yukarı, -in yanında, -a, -da. (TR) En kısa zaman.
  • analog: (DE, TR) Benzer, aynı, eş.
  • ananas: (DE, TR) Ananas meyvesi.
  • andante: (DE, TR) Müzikte yarı yavaş bir biçimde.
  • angora: (DE, TR) Ankara keçisi ve tavşanı ya da bunların kıl ve tüyleri.
  • anilin: (DE, TR) Benzenden türeyen bir amin.
  • anime: (DE, TR) Japon çizgi filmi.
  • anorak: (DE, TR) Yağmurluk giysi.
  • anormal: (DE, TR) Normal olmayan.
  • antagonist: (DE, TR) Rakip, düşman.
  • Antarktika: (DE, TR) Güney Kutbu'ndaki kara bölgesi.
  • antidot: (DE, TR) Panzehir.
  • antik: (DE, TR) İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.
  • antimon: (DE, TR) Mavimtırak beyaz renkte bir element.
  • antisemit: (DE, TR) Yahudilik karşıtı olan.
  • antiserum: (DE, TR) Özel antikorlu serum, bağışık serum.
  • antiviral: (DE, TR) Virüs karşıtı ilaç.
  • apatit: (DE, TR) Doğada bulunan, içinde flor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.
  • aperitif: (DE, TR) Yemek öncesi yenen içilen.
  • april: (DE, TR) Nisan.
  • apriori: (DE, TR) Önsel.
  • apsis: (DE, TR) Yarım kubbe şeklinde. (TR) Başlangıç noktasına uzaklık, koordinat.
  • ar: (DE, TR) 100 m² değerinde yüzey ölçü birimi. (TR) Utanma, utanç duyma.
  • ara: (DE) Çağ, devir, bir papağan türü. (TR) İki şeyi ayıran uzaklık, aralık; iki olguyu veya olayı ayıran zaman, fasıla.
  • arabesk: (DE) Bir Türk müziği türü. (TR) Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü; girişik bezeme.
  • Arabistik: (DE, TR) Arap dili, edebiyatı ve kültürü araştırmaları.
  • arboretum: (DE, TR) Botanik bahçesi, ağaç parkı.
  • arena: (DE, TR) Yarış, oyun, güreş gibi mücadele alanı.
  • argon: (DE, TR) Bir tür gaz element.
  • aristokrat: (DE, TR) Soylu erki yanlısı, soylu, asil mizaçlı adam.
  • armada: (DE, TR) Donanma.
  • armut: (DE) Fakirlik. (TR) Bir meyve türü; çok bön, çok aptal.
  • arnika: (DE, TR) Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi, sığırgözü, mastı çiçeği.
  • aroma: (DE, TR) Hoş koku.
  • arsenik: (DE, TR) Metal görünümlü bir element.
  • art: (DE) Çeşit, usul, karakter, tabiat, tür. (TR) Arka, geri.
  • artist: (DE, TR) Sanatkar.
  • artistik: (DE, TR) Güzel sanatların gerektirdiği niteliğe uygun.
  • asbest: (DE, TR) Bir mineral türü.
  • aspirin: (DE, TR) Bir tür ağrı kesici olan Aspirin ilacı.
  • ast: (DE) Dal, şube, kol, kambur. (TR) Alt, alt dereceli, rütbece düşük.
  • astronom: (DE, TR) Gök bilimci.
  • atlas: (DE, TR) Harita kitabı, saten kumaş.
  • atom: (DE, TR) Atom, elementleri oluşturan parçacıklar.
  • atonal: (DE, TR) Ton ve makam temeline dayanmayan, ahenksiz.
  • atropin: (DE, TR) Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
  • au: (DE, TR) Altın elementinin simgesi. (DE) "Ay!, vay!".
  • bad: (DE) Banyo, plaj, açık yüzme havuzu. (TR) Rüzgar.
  • balkan: (DE) Balkanlar, Balkan Yarımadası, Güneydoğu Avrupa'daki dağlar. (TR) Sarp ve ormanlık sıradağ.
  • balkon: (DE, TR) Bir yapının dışarı çıkıntılı açık ve parmaklıkla çevrili bölümü, tiyatroda asma kat.
  • balsam: (DE) İlaç, merhem. (TR) Bitkilerden elde edilen kokulu reçine.
  • banal: (DE, TR) Bayağı, sıradan.
  • banjo: (DE, TR) Gitara benzeyen telli bir müzik aleti.
  • bank: (DE, TR) Parklarda oturulacak sıra.
  • banker: (DE, TR) Banka sahibi, bankacı, çok zengin.
  • baptist: (DE, TR) Protestan mezhebinden kimse.
  • bar: (DE, TR) Ayaküstü içki içilen meyhane, demir veya çelik çubuk, hava basıncı birimi. (DE) Peşin, nakit olarak.
  • barbar: (DE) Acımasız, gaddar, insafsız. (TR) Uygarlaşmamış, ilkel, kaba saba, kırıcı.
  • bariton: (DE, TR) Tenor ve bas arasındaki erkek sesi. Basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir ağız çalgısı türü.
  • barograf: (DE, TR) Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet, barometre.
  • baron: (DE, TR) Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.
  • basar: (DE) Pazar, pazar yeri, çarşı, kapalı çarşı, kermes. (TR) Göz, ileriyi görme, algılama yetisi.
  • basen: (DE) Bazlar ("baz"ın çoğulu). (TR) Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü.
  • basil: (DE) Yarı tabaklanmış deri. (TR) Bir bakteri türü.
  • bat: (DE) Rica etmişti. (TR) Ucu sivri bir takoz türü.
  • belladonna: (DE, TR) Güzelavrat otu.
  • benzin: (DE, TR) İçten yanmalı motorlar için yakıt olarak kullanılan petrol ürünü.
  • benzol: (DE, TR) Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt.
  • berber: (DE) Berberi halkından olan. (TR) Kuaför.
  • beriberi: (DE, TR) Genellikle Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden ileri gelen bir hastalık.
  • beste: (DE) En iyi, en iyisi, en fazlası, birinci. (TR) Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü.
  • beta: (DE, TR) Yunan alfabesinin ikinci harfi.
  • betatron: (DE, TR) Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç.
  • beter: (DE) Dua eden kimse, duacı. (TR) Daha kötü, çok kötü.
  • beton: (DE, TR) Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi.
  • biber: (DE) Kunduz hayvanı. (TR) Biber sebzesi ve bunun baharat olarak kullanılan kurutulmuşu.
  • bikarbonat: (DE, TR) Hidrojen karbonatların genel adı.
  • bikini: (DE, TR) Kadınlar için iki parça deniz giysisi.
  • bilge: (DE) Sızıntı suyunun toplandığı bir geminin sintinesi, geminin en altındaki oda. (TR) Bilgili, iyi ahlaklı, olgun kimse.
  • bin: (DE) "sein (olmak, bulunmak)" fiilinin şimdiki zamanının birinci şahsa göre çekimlenmiş hali. (TR) 1000 sayısı.
  • bis: (DE) -e değin, -e kadar, -e dek. (TR) İkinci kez.
  • bistro: (DE, TR) Küçük bar veya lokanta.
  • bit: (DE) İkil, ikili, ikili rakam. (TR) Küçük asalak bir böcek türü.
  • bitter: (DE, TR) Acımsı olan, tatlı olmayan.
  • boa: (DE, TR) Bir yılan türü, boyun veya yaka kürkü.
  • bolero: (DE, TR) İspanyol dansı, kısa ceket.
  • bombe: (DE) Bomba. (TR) Şişkinlik, kabarıklık.
  • bonbon: (DE, TR) Şekerleme.
  • bor: (DE, TR) Bor madeni, bor elementi.
  • bora: (DE) (Adriyatik) rüzgarı. (TR) Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgâr.
  • bot: (DE) Sunmak, sunmuştu. (TR) Küçük gemi, küçük sandal; uzun konçlu ayakkabı, çizme.
  • botanik: (DE, TR) Bitki bilimi.
  • boy: (DE) Erkek, erkek çocuk. (TR) Uzunluk; kabile.
  • brahma: (DE) Hindu. (TR) İri yapılı, bacakları tüylü, paçalı bir tavuk ırkı.
  • brahman: (DE, TR) Hint rahip kategorisi.
  • bravo: (DE, TR) Aferin!.
  • brom: (DE, TR) Sıvı bir element türü.
  • bulgur: (DE, TR) Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday.
  • bumerang: (DE, TR) Açık "V" şeklinde kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı.
  • burlesk: (DE, TR) Sanat alanında ve özellikle edebiyatta rastlanan, komikliğe dayanan bir tür.
  • büro: (DE, TR) Büro, daire, çalışma odası, yazıhane.
  • bürokrat: (DE, TR) Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici.
  • cup: (DE) Kupa, fincan. (TR) Suya düşen bir şeyin çıkardığı ses.
  • Dadaist: (DE, TR) Dadacılık akımına bağlı olan.
  • dank: (DE) … sayesinde, memnuniyet, teşekkür. (TR) Kafaya dank etmek" deyiminde geçen söz.
  • debil: (DE, TR) Bedensel ve zihinsel bakımdan güçsüz.
  • dekan: (DE, TR) Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör. (DE) Başpapaz, kilise cemaati başkanı.
  • dekor: (DE, TR) Süs, süsleme, oyunda sahnenin oyuna göre düzenlenmesi veya süslenmesi.
  • delta: (DE, TR) Nehrin çatallanarak denize döküldüğü yer, Yunan alfabesinin dördüncü harfi.
  • dem: (DE) İşaret zamiri. (TR) Çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu; zaman, çağ.
  • demo: (DE) Gösteri, gösterilme. (TR) Tanıtım gösterisi.
  • demokrat: (DE, TR) Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi olan demokrasi yanlısı.
  • denim: (DE, TR) Kot, kot pantolon kumaşı.
  • deodorant: (DE, TR) Hoş olmayan kokuları gideren güzel kokulu madde.
  • despot: (DE, TR) Acımasız, zorba, tiran.
  • determinist: (DE, TR) Kaderci, belirlenimci.
  • diaspora: (DE, TR) Sürgünden sonra dağılmış ve başka ülkelere yerleşmiş Yahudi toplulukları.
  • didaktik: (DE, TR) Öğretici; öğretim yöntemlerini ele alan bilgi, öğretim bilgisi.
  • diktafon: (DE, TR) Bir tür ses alma cihazı, ses kaydedici.
  • dilemma: (DE, TR) İkilem, sürünceme.
  • diminuendo: (DE, TR) Müzikte sesin gittikçe hafiflemesi, azalması.
  • dimmer: (DE, TR) Işık azaltıcı cihaz, reosta, karartıcı.
  • dinar: (DE, TR) Bir para birimi.
  • diplomat: (DE, TR) Politika ve uluslar arası ilişkiler uzmanı. (DE) Becerikli, akıllı.
  • diplomatik: (DE) Eski tarihi belgeleri okuma bilgisi. (TR) Diplomasi ile ilgili.
  • direkt: (DE, TR) Aracısız, dolaysız, doğrudan doğruya.
  • disko: (DE, TR) Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen kulüp, diskotek.
  • diva: (DE, TR) Sinema, tiyatro, müzik vb. alanında uzmanlaşmış kadın sanatçı, ünlü kadın yıldız.
  • dogma: (DE, TR) Akide, doktrin, inak, kesin fikir, inanç.
  • dogmatik: (DE) Bir öğretinin temeline ait bilgi. (TR) Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal.
  • doktor: (DE, TR) Hekim; bir akademik unvan.
  • doktrin: (DE, TR) Öğreti.
  • doku: (DE) Belgeler, belgesel rapor, belgesel film veya benzeri. (TR) Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü.
  • dolmen: (DE, TR) Taş gömüt, Taş Devri mezarı.
  • dolomit: (DE, TR) Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral.
  • domestik: (DE, TR) Yerel, yerli. (DE) Ulak; bisiklette yardımcı yarışçı. (TR) İç, ülke içi; evcil.
  • dominant: (DE, TR) Egemen, başat, baskın, hakim.
  • domino: (DE, TR) Üzerinde noktalar olan taşlar ve bu taşlarla oynanan oyun. (DE) Maskeli pelerin veya bunu giymiş kimse.
  • doping: (DE, TR) Spor için vücudu güçlerinden ve uyaran ilaç.
  • döner: (DE, TR) Ateşte döndürülerek pişirilen bir Türk kebabı olan döner kebap.
  • drama: (DE, TR) Sahnede oynamak için yazılmış tiyatro oyunu; acıklı olay.
  • dramatik: (DE, TR) İçinde gerilim, heyecan vb. olan olay. (TR) Sahne oyununa özgü, acıklı.
  • dramaturg: (DE, TR) Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse, dram rejisörü.
  • dübel: (DE, TR) Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarda açılan deliğe vidadan önce çakılan tırtıklı plastik yuva.
  • düse: (DE) Meme, enjektör, püskürtücü, jet. (TR) Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de üç benekli olan yanlarının üste gelmesi.
  • eder: (DE) (Geometride) … yüze sahip, … yüzlü. (TR) Fiyat, paha, değer.
  • ego: (DE, TR) Ben, benlik, nefs.
  • egoist: (DE, TR) Bencil, ben merkezli, benlikçi.
  • eh: (DE) Zaten, nasıl olsa, eskiden, evvelden, önceleri. (TR) "Olur, peki, fena değil"; bezginlik anlatır).
  • ekliptik: (DE, TR) Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire, tutulum.
  • ektoderm: (DE, TR) Dış deri.
  • elan: (DE) Davranma, hamle, canlılık, şevk. (TR) Şimdi, şu anda, henüz.
  • elektrik: (DE, TR) Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
  • elektron: (DE, TR) Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.
  • elektronik: (DE, TR) Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı, elektron temeline dayanan, elektronla ilgili.
  • elektrostatik: (DE, TR) Elektriklenmiş cisimler üzerinde elektriği denge durumunda inceleyen fizik dalı, elektrikle ilgili.
  • element: (DE, TR) Element, ayrışmayan madde. (DE) Eleman, element, öğe, unsur, batarya, pil.
  • emir: (DE, TR) Arap ülkesi başkanı. (TR) Emir, buyruk, ferman.
  • endokrin: (DE, TR) İç salgı.
  • endoskop: (DE, TR) İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet.
  • engel: (DE) Melek, temiz kimse. (TR) Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap.
  • epik: (DE) Anlatı, anlatı türü, epik tür. (TR) Destansı.
  • epilog: (DE, TR) Son söz, son deyiş.
  • epsilon: (DE, TR) Yunan alfabesinin beşinci harfi.
  • er: (DE) Uzakta olan, hakkında konuşulan kimse veya şeyi belirten bir söz: "O". (TR) Erkek, kahraman, yiğit, koca, rütbesiz asker.
  • erbin: (DE) Mirasçı, vâris. (TR) Erbiyum oksit veya erbiyum hidroksit.
  • erden: (DE) Topraklar, topraklamak. (TR) Bakire, bakire olarak, bakire bir biçimde.
  • erika: (DE, TR) Süpürge otu.
  • eristik: (DE, TR) Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, didişim, didişimcilik.
  • es: (DE) O, onu, altben, alt benlik. (TR) Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı; Einsteinyum elementinin simgesi.
  • Eskimo: (DE, TR) Kuzey Kutbu'nda yaşayan toplulukların adı.
  • Esperanto: (DE, TR) Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, dil bilgisi on altı kurala dayanan bir yapma dil.
  • espresso: (DE, TR) İtalyan usulü kahve.
  • ester: (DE, TR) Oksiasitten elde edilmiş bileşikler.
  • etalon: (DE, TR) Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli, standart ölçü.
  • etamin: (DE, TR) Pamuk, keten veya ipekten, seyrek dokunmuş delikli bir kumaş türü.
  • Eu: (DE) Avrupa Birliği. (TR) Evropiyum elementinin simgesi.
  • fa: (DE, TR) Müzikal ses dizilerinde mi ile sol arasındaki ses, fa notası. (DE) Firma, şirket.
  • faksimile: (DE, TR) Bir yazı, desen, tablo vb.nin fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı, tıpkıbasım.
  • fan: (DE) Hayran, taraftar, aşırı düşkün. (TR) Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör.
  • farad: (DE, TR) Elektrik ölçü (sığa) birimi.
  • fatalist: (DE, TR) Kaderci, yazgıcı.
  • faul: (DE) Tembel, bozuk, çürük, kokmuş, şüpheli. (TR) Spor karşılaşmalarında rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket.
  • fauna: (DE, TR) Bir bölgeye özgü olan hayvanlar ve yaşamları.
  • feldspat: (DE, TR) Potasyumlu, sodyumlu ve kalsiyumlu olmak üzere üçe ayrılan en önemli silikatlı mineral grubu.
  • feminist: (DE, TR) Feminizm yanlısı olan kimse, kadın hakları savunucusu.
  • ferment: (DE, TR) Fermantasyonu yapan şey, maya.
  • fes: (DE, TR) Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. Müzikte fa bemol notası.
  • festival: (DE, TR) Şenlik.
  • fiber: (DE) Kas, bitki lifi; iplik; güçlü sentetik elyaf. (TR) Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva veya tahta.
  • fiberglas: (DE) Plastik ve fiberglastan yapılmış malzeme, fiber cam. (TR) Plastik maddelerden, özellikle polyesterden parçalar yapımında kullanılan sağlamlaştırma maddesi.
  • fibrin: (DE, TR) Kanda pıhtılaşma sonucu oluşan bir protein.
  • filet: (DE) Hayvanların yumuşak sırt eti, fileto. (TR) Sığ su alanı.
  • filigran: (DE) Telkari, telkari benzeri formlardan oluşan, ince, narin, hassas bir mücevher parçası. (TR) Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı.
  • film: (DE, TR) Sinemalarda gösterilen eser, sinema filmi. (TR) İnce tabaka, bükülebilir şerit.
  • final: (DE, TR) Son, en son.
  • finalist: (DE, TR) Şampiyonu belirleyecek son yarışmaya kalan sporcu veya takım.
  • fink: (DE) İspinoz kuşu. (TR) "Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek" anlamına gelen fink atmak sözünde geçer.
  • firma: (DE, TR) Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi, işletme, şirket, kurum, kuruluş.
  • fit: (DE) Uygun, formda. (TR) Birini başkasına kışkırtma, ödeşme, razı olma.
  • flamingo: (DE, TR) Leyleksilerden bir kuş türü.
  • flor: (DE) Tül, krep, çiçek açma, çiçeklenme. (TR) Halojenler grubunun ilk elementi olan basit element.
  • flora: (DE, TR) Bitki örtüsü.
  • florin: (DE, TR) Hollanda para birimi, gulden.
  • fokus: (DE, TR) Odak, odak noktası.
  • folk: (DE, TR) Halk, insanlar, ahali.
  • folklorist: (DE, TR) Folklorcu, halkbilimci.
  • font: (DE, TR) Yazı tipi, yazı karakteri. (TR) Dökme demir, yazı tipi.
  • forint: (DE, TR) Macar para birimi.
  • form: (DE) Biçim, şekil, kalıp, kılık, sporcunun verimi. (TR) Biçim; matbu boş belge; bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu.
  • formalist: (DE, TR) Şekilci, biçimci.
  • format: (DE) Boy, boyut, büyüklük, çap, önem. (TR) Biçim, boyut.
  • formel: (DE) Formül, kalıp, ifade, deyim, düstur. (TR) Biçimsel, resmi.
  • formen: (DE) Biçim vermek, biçim almak, biçimlenmek, figürler, şekiller. (TR) Ustabaşı.
  • forte: (DE) Sesli, güçlü, yüksek seslilik. (TR) Müzikte güçlü bir biçimde çalınmak.
  • fortepiano: (DE, TR) Önce güçlü daha sonra hafif bir biçimde (çalınmak).
  • forum: (DE, TR) Oturum, toplantı, halkın toplandığı alan, halk meclisi.
  • foto: (DE, TR) Fotoğraf, resim, portre.
  • fundamentalist: (DE, TR) Köktenci, aşırı tutucu kimse.
  • fürs: (DE) Bunun için. (TR) Eski Fars halkından olan kimse.
  • gaga: (DE) Deli, bunak, aptal. (TR) Kuşların ağzındaki sert uzantı.
  • gala: (DE, TR) Gösterişli şölen. (DE) Gala elbisesi. (TR) Ön gösterim.
  • gamet: (DE, TR) Erkek veya dişi üreme hücresi.
  • gang: (DE) Çete, gidiş, işleme, hareket, saldırma, koridor. (TR) Bir madeni, bir değerli taşı saran değersiz madde.
  • gangster: (DE, TR) Çete üyesi.
  • gar: (DE) Pişmiş, hazır, pek, çok, belki. (TR) Büyük tren istasyonu.
  • gastronom: (DE) Restoran yöneticisi, lokantacı, iyi yemek düşkünü, yemek meraklısı. (TR) Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse.
  • gastroskop: (DE, TR) Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiber optik alet.
  • gebe: (DE) Veriyorum. (TR) Hamile.
  • gen: (DE, TR) Kalıtımsal hücre öğesi. (DE) …e, …a doğru. (TR) Boş tarla.
  • gene: (DE) Genler. (TR) Yine.
  • general: (DE, TR) Komutan.
  • genetik: (DE, TR) Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili, kalıtım bilimi, genetik bilimi.
  • genom: (DE, TR) Genetik yapısını temsil eden bir hücredeki basit kromozom seti.
  • Gerede: (DE) Boş laf, gevezelik, dedikodu, söylenti, gıybet. (TR) Bolu ilinin bir ilçesi.
  • Germanist: (DE, TR) Cermen dilleri uzmanı.
  • Germanistik: (DE, TR) Cermen dillerini konu olan bilim dalı, Cermen filolojisi.
  • gestalt: (DE, TR) Biçim, boy, durum, yapı. (DE) Figür, kişi. (TR) Psikolojik olayların bir bütün veya biçim olduğunu savunan görüş.
  • gestapo: (DE, TR) Nasyonal Sosyalist rejimin siyasi polisi.
  • getto: (DE, TR) Sınırlı Yahudi mahallesi. (TR) Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.
  • ginseng: (DE, TR) Uzakdoğu'da yetişen, alternatif tıpta kullanılan bir bitki.
  • global: (DE, TR) Küresel, dünya çapında.
  • golf: (DE, TR) Çimenlik alanda özel sopalarla topa vurularak deliklere sokmaya dayalı spor. (DE) Körfez, koy.
  • gotik: (DE, TR) Bir sanat ve mimarlık üslubu.
  • göre: (DE) Küçük yaramaz, hareketli çocuk (kız çocuğu). (TR) Bir şeye uygun, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.
  • graben: (DE) Kazmak, eşmek, hendek, çukur, siper. (TR) Çöküntü hendeği.
  • grafik: (DE) Çizim, şema, diyagram, özgün baskı. (TR) Biçim, desen veya çizgilerle gösterme; çizge.
  • grafiker: (DE, TR) Grafik tasarımcısı, grafik dizayncı, çizim yapan kişi, grafikçi.
  • grafit: (DE, TR) Kurşun kalemi ve bazı araç parçalarının yapımında kullanılan, yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir tür doğal karbon.
  • gram: (DE) Kızgın, acı, elem, gam. (TR) Kilogramın binde birine eşit olan ağırlık ölçüsü birimi.
  • granit: (DE, TR) Kuvars, feldspat, ortoklaz ve mika minerallerinden birleşmiş türlü renkte, billursu, çok sert bir kayaç türü.
  • grip: (DE) Kavrama, iyi tutunma, kaymama. (TR) Grip virüsünün neden olduğu hastalık.
  • grotesk: (DE, TR) Acayip, garip, gülünç, tuhaf. (TR) Bu şekilde süsleme üslubu veya tiyatro oyunu.
  • guano: (DE, TR) Martı gübresi.
  • gulden: (DE, TR) Eski Hollanda para birimi.
  • guru: (DE, TR) Hintli bilge.
  • gusto: (DE) Tat, özenti, zevk, iştah, haz. (TR) Beğeni.
  • gut: (DE) İyi, güzel, eşya, mal, mülk. (TR) Damla hastalığı.
  • gülle: (DE) Hayvan gübresi. (TR) Küre şeklinde eski top mermisi, sporda atletizm yarışmalarında atılan metal küre.
  • ha: (DE, TR) Sürpriz, şaşma, uyarma, soru vb. bildiren bir ünlem. (DE) Hektar.
  • hab: (DE) Mal, mülk, servet, varı yoğu, varlığı. (TR) Uyku.
  • habitat: (DE, TR) Bitkinin doğal olarak yetiştiği ortam.
  • habitus: (DE) Görünüş, dış görünüş, tavır. (TR) Bitkinin morfolojik görünüşü.
  • hain: (DE) Ağaçlık, koru, küçük orman. (TR) Hıyanet eden, zarar vermekten, üzmekten veya kötülük yapmaktan hoşlanan kötü niyetli kimse.
  • halt: (DE) Durma, durdurma, "Dur!", işte, ne yapalım, öylesine, aynen, istemiyor işte, tabi. (TR) Uygun olmayan, uygunsuz konuşma veya iş yapma.
  • halter: (DE) Sahip, mal sahibi, işleten, kulp, tutacak, sap. (TR) Ağırlık kaldırma sporu.
  • hamam: (DE, TR) Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı halka açık yer.
  • hamburger: (DE, TR) Arasında büyük bir köfte olan bir tür sandviç, sığır kıyması. (DE) Hamburglu.
  • hangar: (DE, TR) Kapalı yer, kapalı araç deposu.
  • harem: (DE, TR) Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm ve buradaki kadınların hepsi.
  • hart: (DE) Sert, katı, zalim, kuvvetli, kötü, acımasız, zor, çetin. (TR) Birden ve sert bir biçimde ısırmayı anlatır.
  • hat: (DE) Onun var, o sahip. (TR) Çizgi, yazı, yol, kablo sistemi, biçim.
  • he: (DE) Ey!, hey!, hu!, yahu!. (TR) Evet.
  • hedonist: (DE, TR) Zevkin tek değer ve amaç olduğunu savunan "hazcılık"ı savunan kimse, hazcı.
  • hektar: (DE, TR) Yüz ar (10.000 m²) değerinde yüzey ölçü birimi.
  • helikopter: (DE, TR) Dikey iniş ve kalkış yapabilen, üstten pervaneli, döner kanatlı, uçan taşıt.
  • heliport: (DE, TR) Helikopter pisti.
  • helme: (DE) Miğferler, kasklar. (TR) Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı. Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde.
  • her: (DE) Beri, beriye, bu tarafa, buraya, bu yöne. (TR) Teker teker, birer birer.
  • hermetik: (DE) Simya, büyü; hava geçirmez aparat, vakumlu alet. (TR) Yalıtımlı.
  • hertz: (DE, TR) Saniyede bir titreşim yapan devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi.
  • herze: (DE) Kalp. (TR) Saçma söz.
  • hin: (DE) O tarafa, oraya, o zamana; bozuk/kırık olmak. (TR) Kurnaz, cin fikirli kimse.
  • hindi: (DE) Hint dili, Hintçe. (TR) Tavuktan büyük kümes hayvanı.
  • Hindu: (DE) Hindistan'ın yerli halkı. (TR) Hindistan'ın resmi dili, Hindistan'ın Mecusi halkından olan.
  • hit: (DE) Moda olan şarkı, sevilen şarkı. (TR) Liste başı.
  • hol: (DE) Getir. (TR) Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer, sofa.
  • holding: (DE) Şirketler topluluğu. (TR) Ana ortaklık, büyük şirket.
  • homolog: (DE) Benzer kökenli, birbirine benzer. (TR) Bir başkasının tam olarak yerini tutan.
  • hormon: (DE, TR) İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin vb. fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı.
  • horst: (DE, TR) Fay bloku. (DE) Yırtıcı kuş yuvası.
  • hu: (DE) Korktuğunu belli eden söz, korku ifadesi ya da ünlemi. (TR) Rab, İlah, Tanrı. Bir seslenme sözü.
  • humor: (DE) Mizah, şakacılık, keyif, neşe. (TR) Gülmece, alay, dalga geçme, hafife alma, boş verme.
  • humus: (DE, TR) Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkli toprak.
  • hurra: (DE, TR) "Yaşa!, yaşasın!" anlamında destek vermek amacıyla kullanılan söz.
  • hülle: (DE) Kılıf, örtü, zarf, deri. (TR) Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi.
  • ibis: (DE, TR) Leyleksilerden uzun gagalı, uzun bacaklı bir kuş türü.
  • ideal: (DE, TR) Mükemmel, kusursuz, uygun, ülkü, amaç, gaye.
  • idealist: (DE, TR) Ülkücü, idealizm öğretisine bağlı.
  • idol: (DE, TR) Tapınan nesne, put; örnek alınan hayranlık duyulan kimse.
  • iglu: (DE, TR) Kutuplarda Eskimoların içinde yaşadığı buzdan kubbe biçiminde ev.
  • ikon: (DE, TR) Simge.
  • illegal: (DE, TR) Yasa dışı.
  • im: (DE) İçinde. (TR) İşaret, alamet.
  • imam: (DE, TR) İslam halifeleri, cemaate namaz kıldıran kimse.
  • in: (DE) İçine, içinde, moda, popüler. (TR) Yaban hayvanlarının yuva edindikleri küçük mağara, kovuk.
  • informel: (DE) Formalitesiz, yaygın, şekilsiz, şekli olmayan. (TR) Biçimsel olmayan, resmi olmayan.
  • integral: (DE, TR) Parçalardan oluşmuş bütün veya bir bütünün ayrılmaz parçası olan.
  • interferon: (DE, TR) Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları protein yapılı özel savunma maddesi.
  • intermezzo: (DE) Aranağme, kısa müzik parçası, bir olgu sırasında oluşan önemsiz olay. (TR) Serbest bir biçimde yazılmış olan ve kendi kendine bir bütün oluşturan müzik eseri.
  • intifada: (DE, TR) İsrail işgaline karşı Filistin halkının başkaldırısı.
  • irin: (DE) İrlandalı, İrlandalı kadın. (TR) Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat.
  • iris: (DE, TR) Gözün renkli bölümü.
  • jaguar: (DE, TR) Kedigillerden postu siyah iri benekli olan bir yırtıcı hayvan.
  • jargon: (DE, TR) Bir meslektekilerin kendi aralarında kullandıkları sözcükler, meslek dili, meslek argosu.
  • jet: (DE, TR) Tepkili motora sahip çok hızlı giden uçak.
  • jeton: (DE, TR) Gişelerde, telefon ve türlü oyunlarda para yerine kullanılan küçük, metal veya plastik, genellikle yuvarlak nesne.
  • joker: (DE) Her şekilde kullanılabilen oyun kartı, bir yarışmadaki yardım seçeneği. (TR) Her işte her yerde kullanılabilen.
  • judo: (DE, TR) Japon kökenli silahsız yapılan dövüş sporu.
  • kabine: (DE, TR) Kabin. (DE) Kamara, gemi kamarası, soyunma odası, kulübe. (TR) Bakanlar Kurulu, hükümet.
  • kader: (DE) Kadro. (TR) Allah'ın her şeyi önceden bilmesi ve önceden takdir etmesi, yazgı, alın yazısı.
  • kaftan: (DE, TR) Değerli kumaş veya kürkten yapılmış uzun üst giysisi.
  • kakao: (DE, TR) Hint bademi ağacı, bu ağacın meyvesinin çekirdeği, bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen ve genellikle tatlı yiyeceklerde kullanılan kahverengi toz.
  • kalben: (DE) Buzağılamak, yavrulamak, doğurmak. (TR) İçten, gönülden gelerek, yürekten, kalpten.
  • kalender: (DE) Takvim. (TR) Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü kimse, ehlidil.
  • kam: (DE) Gelmişti. (TR) Şaman.
  • kamera: (DE) Fotoğraf ve video çeken cihaz. (TR) Video çeken cihaz.
  • kamikaze: (DE, TR) İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonların kullandığı intihar uçağı ve pilotu.
  • kamp: (DE) Fidanlık. (TR) Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri ve böyle bir yerde konaklama.
  • kanal: (DE, TR) Su yolu, ark, radyo TV frekans aralığı, iki kıyı arasındaki dar ve derin deniz.
  • kanon: (DE) Kural, hukuk, kanun. (TR) Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün.
  • kant: (DE, TR) Alman filozofu. (TR) Şeker ve limonla içilen sıcak su.
  • kanton: (DE, TR) Eyalet, İsviçre eyaleti.
  • kaolin: (DE, TR) Porselen yapımında kullanılan kil çamuru.
  • kaolinit: (DE) Kaolinde bulunan kristalli madde. (TR) Arı kilin temel maddesini oluşturan hidratlı alüminyum silikat.
  • kap: (DE) Kayalık bir sahilin çıkıntılı kısmı; burun. (TR) Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb.
  • kapital: (DE, TR) Ana para, sermaye. (DE) Çok büyük.
  • kapitalist: (DE, TR) Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, anamalcı. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse.
  • kaplan: (DE) Katolik papaz yardımcısı. (TR) Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan.
  • karate: (DE, TR) Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi.
  • karbon: (DE) Paleozoyik'in sondan bir önceki oluşumu, karbon devri. (TR) Doğada elmas, grafit gibi billurlaşmış veya maden kömürü, linyit, antrasit gibi şekilsiz olarak bulunan, canlı varlıkların aslını oluşturan ve yandıktan sonra kömür durumuna geçen element türü.
  • karbonado: (DE, TR) Kara elmas.
  • karbonat: (DE, TR) Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı. (DE) Karbonado.
  • kardinal: (DE) Papadan bir altta olan rahip, Papa'nın vekili. (TR) Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri.
  • karina: (DE) Bir bayan adı. (TR) Gemi omurgası, geminin su içinde kalan bölümü.
  • karnivor: (DE, TR) Et yiyen (bitki veya hayvan), etobur.
  • karo: (DE, TR) Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçimli benekli olanı, orya. (DE) Kare. (TR) Dört köşe döşeme taşı.
  • karst: (DE) Engebeli ve çorak arazi, kayalık, kaya oyuğu, kazma, çapa. (TR) Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi.
  • kartograf: (DE, TR) Harita uzmanı, haritacı.
  • karton: (DE, TR) Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt, mukavva. (DE) Mukavva kutu, koli.
  • kasko: (DE, TR) Kapsamlı otomobil kaza sigortası. (DE) Gemi teknesi.
  • kasten: (DE) Sandık, kasa, kutu. (TR) Kasıtla, bile bile, isteyerek, zihinde tasarlayarak, taammüden.
  • kastor: (DE) Eski Yunan masal kahramanı. (TR) Kunduz, kunduz kürkü, bu kürkten yapılmış.
  • kat: (DE) Katalizör, bir Afrika ağacının yapraklarından elde edilen ilaç. (TR) Bir binada iki döşeme arasında yer alan daire. Kez, defa, misil.
  • katafalk: (DE, TR) Cenaze töreninde ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer.
  • katalog: (DE, TR) Belirli bir sisteme göre düzenlenmiş nesnelerin, isimlerin vb. listesi.
  • katamaran: (DE, TR) Yan yana birbirine bağlı paralel iki tekneden oluşan ve gezi tekneciliğinde kullanılan deniz taşıtı.
  • katarakt: (DE, TR) Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ve bulanıklaşmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık. (DE) Çağlayan, şelale, akarsular.
  • kefir: (DE, TR) Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan, ekşi bir tada ve hafif alkol içeriğine sahip içecek.
  • kehle: (DE) Boğaz, gırtlak, boyun, yiv, oluk, kanal. (TR) Bit (asalak böcek türü).
  • kelle: (DE) Kepçe, mala, işaret malası, raket. (TR) Baş, kafa, ekinlerde başak, külçe biçimindeki şeker.
  • keratin: (DE, TR) Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde.
  • kermes: (DE) Kırmız böceği ve bu böcekten elde edilen parlak kırmızı boya. (TR) Bir derneğe, bir çalışmaya yardım sağlamak amacıyla genellikle açık havada satış yapılarak gelir sağlanan toplantı.
  • kilo: (DE, TR) Bin gramlık ağırlık ölçüsü, kilogram.
  • kilohertz: (DE, TR) Bir saniyede bin titreşimi olan elektromanyetik dalga boyu ölçüsü birimi.
  • kilovolt: (DE, TR) Bin voltluk elektrik gerilimi.
  • kimono: (DE, TR) Japon ulusal giysisi.
  • kinematik: (DE, TR) Cisimlerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu.
  • kinetik: (DE, TR) Hareketle ilgili, hareket sebebiyle oluşan, hareket olaylarını inceleyen bilim dalı.
  • kit: (DE) Malzeme, alet takımı, set. (TR) Macun.
  • klan: (DE, TR) Ortak bir atadan ve soydan gelen topluluk, kabile.
  • klima: (DE) İklim, atmosfer, hava. (TR) Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç, iklimleme cihazı.
  • klinik: (DE, TR) Hastane, hastanenin belirli bir tedavide uzmanlaşmış bölümü (cerrahi kliniği, ortopedi kliniği vb.), hekim adaylarının hasta başında ders gördükleri hasta koğuşu.
  • klinker: (DE) Çok sert bir tuğla türü, Hollanda tuğlası. (TR) Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkan pişirme ürünü.
  • klon: (DE, TR) Kopya, klonlanarak oluşan canlı.
  • koala: (DE, TR) Avustralya'da yaşayan okaliptüs yapraklarıyla beslenen bir memeli hayvan.
  • kobalt: (DE, TR) Metalik bir element türü.
  • kobra: (DE, TR) Kobragillerden, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir tür yılan, gözlüklü yılan, Hint kobrası.
  • kola: (DE, TR) Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki. (TR) Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta.
  • kolibri: (DE, TR) Bir sinek kuşu türü.
  • kolik: (DE, TR) Karın ağrısı.
  • kolon: (DE, TR) Kalın bağırsağın bir bölümü. (TR) Sütun.
  • koma: (DE, TR) Bazı hastalık ve kazalardan sonra kendini gösteren derin uyku ve bilinç kaybı hali.
  • kombi: (DE, TR) Kat kaloriferi. (DE) Steyşın araba, istasyon vagonu.
  • komik: (DE, TR) Gülme duygusu uyandıran, gülünç.
  • kompost: (DE, TR) Bitki veya hayvan atıklarından oluşan doğal gübre.
  • kondor: (DE, TR) Güney Amerika'da yaşayan akbaba türü, tepeli akbaba.
  • konformist: (DE, TR) Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara, kesin olmayan katı kalıplara, eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma anlamına gelen konformizm yanlısı. (DE) Anglikan kilise mensubu.
  • konkav: (DE, TR) İçbükey, çukur.
  • konserve: (DE, TR) Isı ile sterilize edilerek uzun zaman saklanabilecek biçimde kutulanmış (yiyecek). (DE) Kan torbası, TV'de bant yayını, yayının canlı olmaması.
  • konsonant: (DE, TR) Ünsüz.
  • kontra: (DE, TR) Karşıt, karşı, aksi, karşı olma, direnme, diretme.
  • kontrast: (DE, TR) Karşıtlık. (DE) Aykırılık, büyük fark, tezat, zıt.
  • kontur: (DE, TR) Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi, dış çizgi, kenar.
  • kordon: (DE, TR) Kalın ip, elektrik kablosu, asmaya yarayan ince zincir, bir yere girip çıkmayı kontrol eden görevli dizisi, kıyı şeridi, göbek bağı.
  • korona: (DE, TR) Güneş atmosferinin dış tabakası, güneş ışınlarının oluşturduğu halka, güneş tacı.
  • korpus: (DE) Yazı ve belge koleksiyonu, müzikte gövde, argoda insan vücudu, mobilyanın ana parçası, on puntoluk harf. (TR) Konu külliyatı.
  • korse: (DE) Korsikalı. (TR) İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. Boynu veya beli düz tutmaya yarayan tıbbi nesne.
  • kostüm: (DE, TR) Giysi, elbise, kıyafet, sahne elbisesi.
  • kot: (DE) Dışkı, pislik, çamur. (TR) Genellikle pantolon dikilen mavi kumaş türü, denim, blue jean. Temel ile zemin arasındaki yükseklik.
  • krank: (DE) Fiziksel veya zihinsel olarak sağlıksız durumda, rahatsız, hasta. (TR) Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil.
  • krater: (DE, TR) Yanardağ ağzı. (DE) Testi.
  • krem: (DE, TR) Merhem. (TR) Açık saman rengi.
  • kritik: (DE, TR) Eleştiri. (TR) Ciddi: Durum kritik.
  • krokodil: (DE) Timsah. (TR) İşlenmiş timsah derisi veya bu deriden yapılan.
  • kulis: (DE) Tükenmez kalemler. (TR) Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm.
  • kupon: (DE, TR) Karşılığında bir şey bir değer elde edilen basılı kağıt veya fiş.
  • kur: (DE) Kür. Rejim. (TR) Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri. Karşı cinse ilgi göstererek gönlünü kazanmaya çalışma.
  • kurs: (DE, TR) Bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandıran ders dizilerinden oluşan eğitim etkinliği. (DE) Yön, rota, bedel, fiyat, tedavül, yürürlük. (TR) Ağırşak, bir gök cisminin teker biçiminde görünen yüzü.
  • kutan: (DE) Cilt ile ilgili, deri ile ilgili. (TR) Saka kuşu.
  • kür: (DE, TR) Tıbbi gözetim ve bakım altında gerçekleştirilen özel iyileşme süreci, doktorun tavsiyelerine göre yeme, içme veya bakım tedavisi, kaplıca tedavisi.
  • laborant: (DE, TR) Araştırmalarda, laboratuvar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse.
  • laden: (DE) Davet etmek, çağırmak, doldurmak, yüklemek. Dükkan, mağaza, panjur. (TR) Akdeniz ülkelerinde yetişen, beyaz veya pembe çiçekli, reçineli bir bitki. Bu bitkiden elde edilen sürme, rastık.
  • ladino: (DE, TR) İspanyolcanın bir Lehçesi.
  • lake: (DE) Keten bez, salamura (tuzlu çözelti). (TR) Lak ile cilalanmış.
  • lakonik: (DE, TR) Kısa ve basit söz söyleme türü, özlü ifade, veciz.
  • lala: (DE) Fena değil, şöyle böyle, eh işte, idare eder. (TR) Çocuğun bakım ve eğitimiyle görevli kimse, şehzadelerin özel eğitmenleri, padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları söz.
  • lama: (DE, TR) Geviş getirenlerden uzun boylu, uzun boyunlu bir hayvan, Tibetli buda rahibi. (DE) Yumuşak bir kumaş türü. (TR) Küçük maden veya cam şerit.
  • lambada: (DE, TR) Güney Amerika'da yapılan bir dans ve bu dansın müziği.
  • lanolin: (DE, TR) Koyun yününden elde edilen sarımtırak renkli bir yağ.
  • lapilli: (DE, TR) Volkanik patlamalarda yanardağlardan fırlayan küçük lav topakları.
  • lava: (DE) Yanardağ lavı. (TR) Filikanın kürek çekmeden ilerlemesi için verilen denizcilik komutu.
  • lavabo: (DE, TR) Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, su gideri olan çukur yer veya eşya.
  • legal: (DE, TR) Yasadışı olmayan, kanunlara uygun, yasal, kanuni.
  • legato: (DE, TR) Bir parçanın notalarını ara vermeden birbirine bağlayarak (söylemek veya çalmak).
  • Leninist: (DE, TR) Lenincilik yanlısı, Leninci.
  • lepra: (DE, TR) Cüzzam hastalığı.
  • liberal: (DE, TR) Hürriyet, özgürlük ve serbestlikle ilgili.
  • libero: (DE, TR) Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan, serbest hareket edebilen savunma oyuncusu.
  • libretto: (DE, TR) Bir operanın veya diğer uzun vokal çalışmalarının metni ve yazılı olduğu kitap.
  • lider: (DE) Göz kapakları. (TR) Önder, şef.
  • lift: (DE) Asansör, teleferik. (TR) Teniste bir vuruş.
  • liga: (DE) Lig, birlik, topluluk, dernek, ittifak, klasman. (TR) Üç deniz mili uzunluğunda bir ölçü birimi.
  • lignin: (DE, TR) Bitkide kök ve gövdenin sert ve odunsu yapısını oluşturan madde.
  • likör: (DE, TR) Alkollü bir içki türü.
  • limit: (DE, TR) Sınır, sınırlamak.
  • limonit: (DE, TR) Sarı veya kahverengi doğal hidratlı demir oksit.
  • link: (DE, TR) Bağlantı, ilişim, internet bağlantısı. (DE) Güvensiz (kişi).
  • lira: (DE, TR) Türk Lirası.
  • liste: (DE, TR) Alt alta yazılmış şeylerin bütünü, dizelge.
  • logo: (DE, TR) Bir kurum, kuruluş, şirketi anlatan işaret, simge.
  • logos: (DE, TR) Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul.
  • lok: (DE) Lokomotif. (TR) Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz.
  • lokal: (DE, TR) Yerel, bölgesel. Bir meslek grubuna ait oda, dernek evi. Lokanta, meyhane veya müzikli eğlencelerin yapıldığı yer.
  • lokomobil: (DE, TR) Sanayi ve tarımda kullanılan, sürülebilen buharlı veya motorlu taşıt.
  • lot: (DE) Çekül, dikey veya yatay düz çizgi, lehim. (TR) Tutam.
  • lotus: (DE, TR) Nilüfer cinsinden birçok bitkiye verilen genel ad.
  • lumbago: (DE, TR) Bel ağrısı.
  • lunapark: (DE, TR) İçinde türlü eğlence ve oyun yerleri bulunan alan.
  • madam: (DE, TR) Hanımefendi.
  • maden: (DE) Kurtçuklar, solucanlar. (TR) Yerin altında çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Metal.
  • maestro: (DE, TR) Besteci. Orkestra şefi.
  • magazin: (DE, TR) Genellikle sanat, eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerle ilgili haber ve yorum. Halkın genelini ilgilendiren konulardan söz eden bol resimli yayın. (DE) Depo, şarjör, mağaza.
  • magma: (DE, TR) Yer kabuğunun altında, sıvı veya hamur kıvamında bulunan sıcak eriyik.
  • mai: (DE) Mayıs ayı. (TR) Mavi renk.
  • mail: (DE) E-posta, E-mail. (TR) Eğilimi olan, eğik, benzeyen, andıran.
  • main: (DE) Almanya'da bir nehir. (TR) Eşkenar dörtgen.
  • maki: (DE) Eski Roma'da ölülerin ruhu. (TR) Bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü, bir maymun türü.
  • makro: (DE, TR) Büyük, geniş. (DE) Program kodu.
  • makromolekül: (DE, TR) Tekrarlanan atom gruplarından meydana gelmiş bir veya birçok yapısal motif bulunan molekül, büyük molekül, dev molekül.
  • mal: (DE) Çarpı, defa, kere, kez, anıt, işaret, alamet. (TR) Mülkiyet altında bulunan taşınır taşınmaz varlıkların tümü, büyükbaş hayvan, alınıp satılan ticaret eşyası, bayağı aşağılık kötü kimse.
  • malen: (DE) Resim yapmak, boyamak, badana etmek. (TR) Mal olarak, mal bakımından, malca.
  • malt: (DE) Resim yapıyor, boyuyor. (TR) Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa.
  • mama: (DE) Anne, nene. (TR) Bebek yiyeceği, çaça, abla.
  • mambo: (DE, TR) Bir dans türü ve bu dansın müziği.
  • mandarin: (DE, TR) Çin'de yüksek memur. (DE) Çin'in resmi dili.
  • manga: (DE, TR) Japon çizgi romanı. (TR) On kişilik asker birliği, savaş gemilerinde askerlerin yattığı koğuş.
  • mangan: (DE, TR) Gümüş-beyaz renkli, çok kırılgan ve metalik bir element türü, manganez.
  • mango: (DE, TR) Hint kirazı olarak da bilinen bir meyve türü.
  • marine: (DE) Deniz kuvvetleri, denizle ilgili. (TR) Pişirmeden önce yapılan bir et terbiyesi yöntemi.
  • mark: (DE, TR) Eski Alman para birimi. (DE) Sınır, öz, kemik iliği.
  • marke: (DE) Pul, marka, fiş, işaret. (TR) "Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek, markaja almak" anlamındaki "marke etmek" birleşik fiilinde geçen bir söz.
  • mars: (DE, TR) Mars gezegeni, Merih. (DE) Savaş tanrısı. (TR) Tavla oyununda iki puanlık yenilgi.
  • martin: (DE) Erkek adı. (TR) Tek kurşun atan bir tüfek türü.
  • martini: (DE) Aziz Martin günü, martin tüfeği. (TR) Bir içki türü.
  • maske: (DE, TR) Tanınmamak veya farklı görünmek için yüze takılan yapma yüz, korunmak için yüze takılan gereç. (DE) Alçıdan yüz kalıbı, makyajla sima değiştirme. (TR) Yüz bakımı için sürülen krem vb.
  • matador: (DE, TR) Boğa güreşçisi. (DE) Seçkin, ünlü, en önemli adam, önde gelen kişi.
  • maya: (DE) Meksika'da ve Güney Amerika'nın kuzeyinde büyük kültür yaratan yerli halka ait. (TR) Mayalanma ve fermantasyonu sağlayan, ferment.
  • mayo: (DE) Mayonez kelimesinin kısaltması. (TR) Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, tek parçadan oluşan deniz giysisi.
  • mazurka: (DE, TR) Bir tür Leh dansı ve bunun müziği.
  • megafon: (DE, TR) Sesi yükseltip uzağa iletmeye yarayan koni biçiminde alet.
  • megahertz: (DE, TR) Değeri bir milyon hertz olan frekans birimi.
  • megaloman: (DE, TR) Megalomaniye tutulmuş olan, kendini çok büyük gören kimse, büyüklük hastası.
  • mehle: (DE) Un sözcüğünün çoğulu, unlar. (TR) Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et.
  • melamin: (DE, TR) Mutfak eşyası yapımında, kâğıt ve dokuma sanayisinde kullanılan yapay reçinelerin üretiminde yer alan kimyasal bir madde.
  • melodik: (DE) Bir müzik parçasının melodik özelliklerinin toplamı, bir bestecinin [eserlerinin] melodik özellikleri. (TR) Ezgili.
  • memorandum: (DE, TR) Muhtıra, bildiri.
  • Mengen: (DE) Karıştırmak, bulamak, katmak; miktarlar. (TR) Bolu ilinin bir ilçesi.
  • mensur: (DE) Ölçü, dereceli kap, kılıçla yapılan düello. (TR) Düzyazı.
  • mentor: (DE, TR) Akıl hocası, danışman.
  • menü: (DE, TR) Yemek listesi, komut veya seçenek listesi.
  • meristem: (DE, TR) Sürekli bölünme yoluyla yeni bitki parçaları üretebilen bitkinin büyüme bölgelerinde bulunan hücre dokusu, sürgen doku.
  • merkantilist: (DE, TR) "Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi" olan merkantilizm yanlısı kimse.
  • met: (DE) Su ve baharatlarla seyreltilmiş fermente baldan yapılan alkollü içki. (TR) Kabarma, çelik çomak oyunundaki değnek.
  • meteor: (DE, TR) Göktaşı.
  • meteorit: (DE, TR) Göktaşı.
  • metrik: (DE) Tartı bilim, usul bilgisi, aruz bilgisi, mısra ve vezin bilgisi. (TR) Metre veya metreyi temel olarak alan ölçülerle ilgili, ölçümlü.
  • metro: (DE, TR) Yeraltı treni.
  • metronom: (DE, TR) Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.
  • metropolit: (DE, TR) Ortodokslarda patrikten sonra gelen ve bir bölgenin din işlerine başkanlık eden din adamı.
  • midi: (DE, TR) Orta, diz altına kadar uzanan (etek).
  • mikado: (DE, TR) Fil dişi, tahta veya kemikten yapılmış küçük çubuklarla oynanan bir oyun. Japon imparatorlarına verilen unvan.
  • mikro: (DE, TR) Küçük, normalden küçük, çok küçük. (DE) Mikrofon.
  • mikrofilm: (DE, TR) Herhangi bir belge, yayın vb.ni küçük sinema filmi gibi bir şerit üzerine çeken, özel bir fotoğraf makinesiyle elde edilmiş film.
  • mikrofon: (DE, TR) Sesi alıp elektrik akımına çevirip uzakta bulunan alıcıya ulaştıran araç.
  • mikroklima: (DE, TR) Küçük alanların iklimi, dar iklim bölgesi.
  • mikron: (DE, TR) Bir metrenin milyonda biri, milimetrenin binde biri, mikrometre.
  • mikroskop: (DE, TR) Bir mercek düzeneği yardımıyla çok küçük şeyleri çok çok büyütüp gözle görülmesini sağlayan alet.
  • militarist: (DE, TR) Bir ülkede ordu gücünün baskın olması olan militarizm yanlısı olan kimse, askeri rejim yanlısı.
  • mimik: (DE, TR) Yüz hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı veya bir şey anlatırken yüzde beliren kımıldanışlar.
  • minder: (DE) Daha az, daha az iyi, daha aşağı, daha değersiz, daha küçük vb. (TR) Üzerine oturmak için yere serilen şey.
  • mine: (DE) Kalem içi, kalem ucu, maden ocağı, mayın, bomba, kurşun, torpil. (TR) Dişin sert dış tabakası, metal eşya üzerine kaplanan cam katmanı, saat kadranı, bayan ismi.
  • mineral: (DE) Maden, madeni, filiz maden, ham maden. (TR) İnorganik madde.
  • mini: (DE, TR) Çok küçük, çok kısa, minik.
  • minimal: (DE, TR) En az, en düşük, asgari.
  • minimum: (DE, TR) Asgari.
  • mir: (DE) Bana. (TR) Baş, kumandan, amir; bey, emir.
  • mit: (DE) Birlikte, beraber, ile, -la, -le. (TR) Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi, mitos.
  • mobil: (DE, TR) Hareketli, taşınabilir, sabit olmayan, seyyar.
  • model: (DE, TR) Manken. (DE) Kalıp, baskı kalıbı. (TR) Örnek, tip, biçim.
  • modem: (DE, TR) Bilgisayarın telefon hattı üzerinden internete bağlanmasını sağlayan cihaz.
  • modern: (DE, TR) Çağdaş, çağcıl, şimdiki zamana uygun. (DE) Çürümek, kokmak.
  • modernist: (DE, TR) Modernizmden çağdaşlık akımından olan, yenilikçi.
  • molekül: (DE, TR) Bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.
  • moment: (DE, TR) Bir kuvvetin, bir cismin bir nokta veya eksen etrâfında dönmesini sağlama etkisi. (DE) An, etmen, belirti.
  • momentum: (DE, TR) Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı. Hız, hızlanma, devinirlik. (DE) An, zaman noktası.
  • monat: (DE) Ay, takvim ayı. (TR) Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.
  • monist: (DE, TR) Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü olan tekçiliği benimseyen, tekçi, birci.
  • monogam: (DE, TR) Tek eşli.
  • monolog: (DE, TR) Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşma, söyleniş.
  • monopol: (DE, TR) Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum, tekel.
  • monoton: (DE, TR) Değişmeksizin, düzenli ve aynı biçimde tekrarlanan, tekdüze. (DE) Bıktırıcı, usandırıcı.
  • moral: (DE, TR) Manevi, ahlaki, içsel güç, manevi güç, maneviyat. (DE) Alınan ders, ibret.
  • moralist: (DE, TR) Ahlakçı, ahlak filozofu.
  • mortadella: (DE, TR) Bir tür İtalyan sucuğu ve böreği.
  • motel: (DE, TR) Karayolları üzerinde yolcuların kaldığı otel.
  • motive: (DE, TR) Güdü, neden, dürtü, harekete geçiren şey. (DE) Motifler.
  • motor: (DE, TR) Hareketsiz enerjiyi hareketli enerjiye dönüştüren ve itici güç sağlayan düzenek.
  • motto: (DE) Parola, düstur, ilke, özlü söz, vecize. (TR) Özdeyiş, slogan.
  • mut: (DE) Cesaret, yüreklilik, korkusuzluk, yiğitlik, ruh hali. (TR) Mutluluk, yaklaşık iki avuç dolusu tahılı içine alan ölçek, Mersin ilinin bir ilçesi.
  • nadir: (DE) Ayak ucu, ayak noktası. (TR) Seyrek, az bulunur.
  • nah: (DE) Yakın, bitişik, yan yana, yakında. (TR) İşte.
  • name: (DE) Ad, isim, nam. (TR) Mektup.
  • napalm: (DE, TR) Yangın bombalarında ve alev silahlarında kullanılan bir madde.
  • natron: (DE, TR) Hidratlı doğal sodyum karbonat, soda.
  • nazi: (DE, TR) Nazizm yanlısı olan kimse, Hitlerci.
  • nektar: (DE, TR) Meyvenin özü, bal özü, Yunan mitolojisinde içenleri (sözde) ölümsüzlüğe kavuşturan tanrı içkisi.
  • neon: (DE, TR) Asal gazlar sınıfından bir element ve bununla yapılan bir lamba türü.
  • neonazi: (DE, TR) Alman ırkının üstünlüğünü savunan nazizmi yeni bir tarzda ifade etme politikası olan neonazizm yanlısı, yeni nazi. (DE) Dazlak.
  • nihilist: (DE, TR) Nihilizm yanlısı olan, hiççi, yokçu.
  • nikotin: (DE, TR) Tütün yapraklarından çıkarılan, sigara bağımlılığına neden olan renksiz ve çok zehirli bir alkaloit.
  • nimbus: (DE) Özel itibar, göz alıcı şöhret. (TR) Kara bulut, yağmur bulutu.
  • nitrat: (DE, TR) Nitrik asit tuzu.
  • nominal: (DE, TR) İtibari, hükmi, ismi, gerçekte olmadığı halde öyle kabul edilen, saymaca.
  • norm: (DE, TR) Standart, model, kaide, kural.
  • normal: (DE, TR) Normal, olağan, tabii, kurala uygun.
  • not: (DE) Sefalet, fakirlik, yokluk, sıkıntı, çile, darlık. (TR) Unutmamak için yazılan kısa yazı, öğrencilerin aldığı derece.
  • nota: (DE, TR) Muhtıra. (DE) Fatura, sipariş, sipariş pusulası, hesap bildirim cetveli. (TR) Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret.
  • nova: (DE, TR) Parlaklığı birdenbire artan, aniden parlaklaşan sabit yıldız.
  • nur: (DE) Sadece, yalnızca, ama, ancak, bununla beraber, salt, sırf. (TR) Aydınlık, ışık, parıltı, ziya. İlahi bir güçten (Allah'tan) geldiğine inanılan parlaklık.
  • obelisk: (DE, TR) Dikili taş.
  • objektivist: (DE, TR) Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu olan nesnelcilik yanlısı, nesnelci.
  • odeon: (DE, TR) Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer.
  • ok: (DE, TR) Tasdik, kabul, "tamam". (TR) Yayla gerilip atılan ucu sivri çubuk, yön işareti.
  • oktan: (DE, TR) Formülü C8H18 olan doymuş hidrokarbonlara verilen ad.
  • oktant: (DE, TR) Özellikle denizcilikte kullanılan yıldız ve gökcisimlerinin açısal yüksekliğini belirleyen alet. Dairenin sekizde biri.
  • oktav: (DE) Sekizinci sayfa boyutu (?), bayramlardan sonra sekiz günlük tatil. (TR) Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık.
  • oligopol: (DE, TR) Büyük sermayelerin, büyük birkaç satıcının, tüm piyasaya sahip olması.
  • olivin: (DE, TR) Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat, peridot.
  • oma: (DE) Büyükanne, nine. (TR) Kalça veya bel kemiği.
  • omnivor: (DE, TR) Hem et hem ot ile beslenen canlı.
  • onomastik: (DE, TR) Özel adlar ve özellikle kişi adları bilimi.
  • opak: (DE) Saydam olmayan. (TR) Donuk, mat (renk).
  • opal: (DE, TR) Değerli bir taş türü, panzehir taşı. İnce, düzgün dokunmuş pamuklu kumaş.
  • optik: (DE, TR) Fiziğin ışığı inceleyen kolu, ışık bilimi. (DE) Belirli bir görsel izlenim, dış görünüş. (TR) Görme ile ilgili olan, gözlükçü.
  • optimal: (DE, TR) En uygun, ideal.
  • optimist: (DE, TR) İyimser. (TR) Çocuklar grubunda tek yelkenli tek kişilik yarış sporu.
  • optimum: (DE, TR) En uygun, en elverişli, uygun değer.
  • opus: (DE, TR) Bestecinin, bestelenme sırasına göre tüm bestelerini içeren yapıt.
  • oral: (DE, TR) Sözlü, ağız yoluyla.
  • organ: (DE, TR) Belirli bir hayati işlevi olan bir organizmanın bir parçası. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. (DE) Ses.
  • oval: (DE, TR) Yumurta şeklinde.
  • ozon: (DE, TR) Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit element.
  • öd: (DE) Sıkıcı, can sıkıcı, metruk, tenha, virane. (TR) Karaciğerden salgılanan sindirim sıvısı, safra. Öd ağacı ve bu ağaçtan yapılan tütsü.
  • ödem: (DE, TR) Dokularda, hücreler arası boşluklarda aşırı miktarda sıvı birikmesi, iltihapsız şiş.
  • paket: (DE, TR) İçinde bir veya birçok şey bulunan, kâğıda sarılarak veya kutuya konularak bağlanmış, elde taşınacak büyüklükte nesne.
  • pakt: (DE, TR) Anlaşma, uzlaşma, antlaşma, sözleşme, muvafakat.
  • pampa: (DE) Bozkır, büyük bozkır. (TR) Güney Amerika'daki bozkırlar.
  • panama: (DE, TR) Hasır şapka. Özel dokunmuş bir kumaş türü.
  • panda: (DE, TR) Ayı iriliğinde siyah beyaz bir hayvan.
  • panik: (DE, TR) Ani dehşet duygusu, büyük korku, telaş, endişe, ürkü.
  • pankreas: (DE, TR) Karaciğer ve dalak arasında yer alan, salgısı yağ sindirimini sağlayan bir organ.
  • panorama: (DE, TR) Genel ve geniş görünüm, manzara.
  • panter: (DE, TR) Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli bir hayvan, pars.
  • pantograf: (DE, TR) Bir biçimi büyülterek veya küçülterek kopya etmek için kullanılan kollu, eklemli bir cetvel türü.
  • panzer: (DE, TR) Hafif silahlı zırhlı araç. (DE) Vücuda giyilen zırh giysisi.
  • papa: (DE, TR) Roma Katolik kilisesinin başkanı. (DE) Baba.
  • papaya: (DE, TR) Sarı renkli kavuna benzeyen bir meyve, kavunağacı meyvesi.
  • paprika: (DE, TR) Acısı az bir tür kırmızı biber.
  • paradigma: (DE) Örnek, desen, örnek karaktere sahip hikaye. Bir kelimenin tüm çekim biçimleri, çekim modeli. (TR) Değerler dizisi, örnek, dizi.
  • paragraf: (DE, TR) Düzyazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldığı bölümleri. Kanun maddelerinin kendi içinde satır başlarıyla ayrıldığı bölümleri, fıkra, madde.
  • pardon: (DE, TR) Af, özür, bağışlama.
  • parfüm: (DE, TR) Güzel koku, esans.
  • park: (DE, TR) Halka açık ağaçlı çiçekli bahçe, otopark.
  • parka: (DE, TR) Başlıklı kaban.
  • partner: (DE, TR) Eş, ortak, takım arkadaşı, hayat arkadaşı.
  • pasta: (DE, TR) Macun, krem. (TR) Bir tür hamur tatlısı.
  • pastoral: (DE, TR) Kır yaşantısına özellikle çoban aşk ve yaşayışlarına dair ve bunları anlatan edebiyat türü. (DE) Papaz ve papazlığa ilişkin.
  • paten: (DE) Mafya babaları, vaftiz babaları (çoğul olarak). (TR) Buzda veya zeminde kaymak için giyilen özel ayakkabı.
  • patent: (DE, TR) Bir buluşu sahiplenme tescilleme ve bunun belgesi. (DE) Becerikli, hünerli, izin belgesi, ruhsatname, lisans. (TR) Uyruk belgesi.
  • patron: (DE, TR) İşveren. (DE) Koruyucu, hami, koruyucu aziz, bir kilisenin kurucusu veya bağışçısı. (TR) Kumaş kesiminde kullanılan giysi kalıbı.
  • pedal: (DE, TR) Bisiklet otomobil vb. araçlarda ayakla basıldığında gitmeyi veya durmayı sağlayan ayaklık.
  • pegmatit: (DE, TR) Başlıca kuvars, feldspat ve Moskof camından oluşan, açık renkli bir tür magma taşı.
  • pektin: (DE, TR) Birçok bitkinin dokularında jelleşmeyi teşvik eden veya etkileyen madde.
  • pektoral: (DE, TR) Göğüsle ilgili, akciğer ile ilgili.
  • pelikan: (DE, TR) Pelikangillerden, pembeye çalan beyaz tüylü, kanatları gri renkli, alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş, kaşıkçı kuşu.
  • pepsin: (DE, TR) Midedeki proteinleri parçalayan enzim.
  • per: (DE) Vasıtasıyla, aracılığıyla, ile, sayesinde. (TR) Kağıt ve taş oyunlarında benzer değerde farklı renkli taş veya kağıtların yan yana getirilmesi.
  • pergola: (DE) Çardak, kameriye, kapalı yürüyüş yolu. (TR) Gölgelik.
  • periskop: (DE, TR) Denizaltıların su altındayken deniz yüzeyine uzattıkları dürbün.
  • perlon: (DE, TR) İlk olarak Almanya'da yapılan sentetik dokuma ipliği ve bu iplikle dokunmuş kumaş.
  • permanganat: (DE, TR) Oksitleyici ve dezenfekte edici bir madde olarak kullanılan kimyasal bileşik.
  • peseta: (DE, TR) Eski İspanyol para birimi.
  • pest: (DE) Bela, salgın hastalık, veba hastalığı. (TR) Hafif ve yavaş sesle söylenen.
  • petrol: (DE, TR) Koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ,.
  • pigment: (DE, TR) Boya, renk maddesi, boyar madde.
  • pik: (DE, TR) Maça. (DE) Dağın zirvesi. (TR) Değer bakımından yüksek nokta, dökme demir, geminin arkasında üçgen biçiminde yelken.
  • pike: (DE) Mızrak. (TR) Kabartmalı pamuklu kumaş, dik olarak dalış.
  • pilot: (DE, TR) Hava taşını süren kimse, deneme niteliğinde olan, deney.
  • pistole: (DE) Altın sikke, tabanca. (TR) Tasarım yaparken doğrusal eğri çizmek için kullanılan, ölçü işaretsiz cetvel.
  • pizza: (DE, TR) Bir tür yuvarlak İtalyan pidesi.
  • plan: (DE, TR) Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen. (DE) Düz, düzgün.
  • planet: (DE, TR) Gezegen.
  • plankton: (DE, TR) Sularda bulunan mikroskobik boyutlardaki yaratıklar topluluğu.
  • plastik: (DE, TR) Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılan madde ve bu maddeden yapılan. (DE) Heykeltıraşlık, plastik cerrahi.
  • platin: (DE, TR) Kirli beyaz renkli, kolay işlenen, çok dayanıklı, değerli bir element türü.
  • plato: (DE) Yunan filozofu Platon, Eflatun. (TR) Yayla.
  • poetik: (DE, TR) Şiire özgü, şiir niteliğinde olan, şiir bilgisi.
  • pogrom: (DE, TR) Planlanmış katliam, soykırım.
  • poker: (DE, TR) Bir tür iskambil oyunu.
  • polar: (DE, TR) Kutup, kutupsal.
  • polemik: (DE, TR) Söz dalaşı, kalem kavgası, karşılıklı sert tartışma.
  • polen: (DE) Polonya, Polonyalılar, elektrik kutbuna bağlamak. (TR) Çiçek tozu.
  • poliklinik: (DE, TR) Hastalıkların ön tanılarının ve hastaların ayakta tedavilerinin yapıldığı özel klinik.
  • polis: (DE) Antik Yunan şehir devleti. (TR) Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş ve bu kuruluşta çalışan görevli.
  • politik: (DE) Siyaset. (TR) Siyasal.
  • polka: (DE, TR) Bir tür Polonya dansı ve bunun müziği.
  • polo: (DE, TR) At üzerinde uzun sopalarla oynanan bir top oyunu.
  • polyester: (DE, TR) Esas olarak sentetik tekstil lifleri yapmak için kullanılan, polimer birimlerinin ester gruplarıyla bağlandığı sentetik bir reçine.
  • ponton: (DE, TR) Duba, tomaz.
  • pop: (DE, TR) Pop müzik, pop müziğe ait. (DE) Popüler, modaya uygun.
  • portal: (DE, TR) Kapı, büyük kapı, ana kapı. (DE) Bir web sitesinin ana sayfası.
  • porto: (DE) Posta ücreti. (TR) Portekiz'de yapılan ünlü bir şarap.
  • post: (DE) Posta, postahane, posta ile ilgili. (TR) Tüylü hayvan derisi, makam.
  • poster: (DE, TR) Afiş, duvar ilanı, büyük resim.
  • postmodern: (DE, TR) Modernizmin ötesi olan postmodernizm ile ilgili.
  • postulat: (DE, TR) Ön doğru, ilkel gerçek, kanıtsız geçerlilik, koyut. (DE) Katoliklerde tarikata girişte hazırlık dönemi.
  • pot: (DE, TR) Pokerde bahislerin toplamı. (DE) Tencere, çanak, çömlek. (TR) Yanlışlık, hata, gaf, dikim hatası.
  • pragmatik: (DE) Yararlı olana yönelme, işbilirlik. (TR) Yarar peşinde koşan, faydacı.
  • pragmatist: (DE, TR) Faydacı, yararcı, işgüzar.
  • presto: (DE, TR) Müzikte çabuk, hızlı, hızlı tempo ile çalma.
  • primadonna: (DE) Bir operanın baş kadın sanatçısı. (TR) Başoyuncu.
  • primat: (DE, TR) Maymun. (DE) Öncelik, üstünlük.
  • problem: (DE, TR) Sorun, mesele.
  • problematik: (DE, TR) Sorunsal.
  • profil: (DE, TR) Yan, yandan görünüş.
  • prolog: (DE, TR) Ön deyiş, önsöz.
  • propaganda: (DE, TR) Bir düşünceyi başkalarına yaymak amacıyla yapılan çalışma, yaymaca. (DE) Reklam, tanıtım.
  • propagandist: (DE, TR) Propagandacı, yaymacı. (DE) Tanıtıcı.
  • protein: (DE, TR) Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, yiyeceklerde de bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.
  • proton: (DE, TR) Atom çekirdeğinde yer alan pozitif tanecik.
  • puma: (DE, TR) Dağ aslanı.
  • radar: (DE, TR) Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini, uzaklığını, hızını bulabilen cihaz.
  • radikal: (DE, TR) Kökten, köktenci.
  • radon: (DE, TR) Radyoaktif bir element türü.
  • ram: (DE, TR) Bellek, veri deposu. (DE) Boyun eğen.
  • rap: (DE) Rap, rap müziği. (TR) Ayakların yürürken çıkardığı ses.
  • rast: (DE) Ara, mola, dinlenme, istirahat. (TR) Doğru, düzgün, tesadüf, atılan şeyin hedefe vurması, klasik Türk müziğinde bir makam.
  • rate: (DE) Oran, taksit, nispet, pay, ödence. (TR) Başarısız, verimsiz, büyük fare.
  • realist: (DE, TR) Gerçekçi.
  • reform: (DE, TR) Islah, düzeltme, yenilik.
  • reformist: (DE, TR) Islahatçı, düzeltmeci, yenilikçi.
  • reha: (DE) Rehabilitasyon. (TR) Kurtuluş, kurtulma.
  • reis: (DE) Pirinç, pilav, fışkın, sürgün. (TR) Başkan, lider, küçük tekne kaptanı.
  • rektum: (DE, TR) Kalın bağırsağın son bölümü, göden bağırsağı.
  • replik: (DE, TR) Diğer oyuncunun sözüne göre verilmesi gereken karşılık. (DE) Orijinal sanat eserinin kopyası. (TR) Oyuncunun sözü karşısındakine bırakırken söyleyeceği son söz:.
  • rest: (DE) Artan, artık, kalan, geri, bakiye, kalıntı. (TR) Karşı çıkış, pokerde oyuncunun önündeki paranın tümü.
  • retina: (DE, TR) Gözün ışığa duyarlı, ışığı algılayan iç bölümü, ağ tabaka.
  • revolver: (DE, TR) Altıpatlar tabanca.
  • ring: (DE) Halka, yüzük, bir araya gelen insan birliği. (TR) Üzerinde boks yapılan platform.
  • robot: (DE, TR) İnsanın veya insan işlevlerinin yerini alan otomatik araç.
  • robotik: (DE, TR) Robot bilimi.
  • rodeo: (DE, TR) Bir binicinin yabani at, sığır veya boğa üzerinde düşmeden durabilmesine dayanan Amerikan oyunu.
  • rokoko: (DE, TR) XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu.
  • rom: (DE) Roma, çingene, sadece okunabilen bellek. (TR) Sert bir içki türü.
  • roman: (DE, TR) Kurmaca veya gerçek olaylara dayanan edebi eser. (TR) Çingene.
  • romanist: (DE, TR) Roman dilleri ve edebiyatı uzmanı, Romanolog.
  • romans: (DE) Romanın çoğulu, romanlar. (TR) Piyano için hazırlanmış beste; İspanyol şiir türü.
  • romantik: (DE, TR) Davranışlarında duygu ve coşkunun aşırı ölçüde etkisi bulunan, romantizm ile ilgili, romantizm akımından olan yazar.
  • rot: (DE) Kırmızı, kızıl, al, solcu. (TR) Motorlu taşıtlarda direksiyon-tekerlek bağlantısını sağlayan parça.
  • rotor: (DE, TR) Elektrik motorlarının dönen iç kısmı, döneç.
  • röntgen: (DE, TR) Gama veya X ışını ölçü birimi. İç organların durumunu tespit etmek için X ışını kullanılarak çekilen film.
  • ruf: (DE) Ün, nam, şöhret, bağırış sesi, seslenme, haykırış, telefon numarası. (TR) Binaların en üst katında bulunan, açık veya kapalı eğlence yeri.
  • ruhen: (DE) Durmak, dinlenmek, sükut etmek, istirahat etmek, yatmak, uyumak. (TR) Ruh bakımından, ruhça.
  • rum: (DE) Bir içki türü, rom. Aşağı yukarı, civarında. (TR) Tarihte Roma yurttaşı günümüzde Yunan asıllı kimse.
  • rumba: (DE, TR) Bir Küba dansı türü ve bunun müziği.
  • saat: (DE) Tohum, ekin, tohum ekme, ekim. (TR) Zaman, zamanı gösteren alet, günün yirmi dörtte birine eşit süre.
  • safari: (DE, TR) Özellikle Doğu Afrika'da hayvanları doğal ortamlarında gözlemlemek veya avlamak için yapılan bir keşif.
  • safran: (DE, TR) Süsengillerden, sonbaharda çiçek açan, 20 - 30 cm boyunda, çiğdem cinsinden soğanlı bir bitki ve bu bitkinin çiçek tepeciklerinden elde edilen ve yiyeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan baharat.
  • sah: (DE) Görmüştü. (TR) Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret.
  • sahne: (DE) Kaymak, krema, kremşanti. (TR) Bir oyun veya müzik gösterisinin icra edildiği yer; oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri.
  • salat: (DE) Salata, marul. (TR) Namaz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed için okunan dua ve selam.
  • salon: (DE, TR) Misafir veya etkinlik için ayrılmış büyük oda. (TR) Dükkan.
  • salsa: (DE, TR) Bir tür Güney Amerika dansı ve bunun müziği.
  • salto: (DE) Havada takla, parende, perende. (TR) Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.
  • samba: (DE, TR) Bir tür Brezilya dansı ve bu dansın müziği.
  • san: (DE) Aziz, ermiş. (TR) Ün, unvan.
  • Sanskrit: (DE, TR) Eski bir Hint-Avrupa dili ve bu dille yazılmış olan.
  • sari: (DE, TR) Hintli elbisesi, Hint kadın elbisesi. (TR) Başkasına geçen, bulaşıcı.
  • satrap: (DE, TR) Perslerde yönetici, Pers valisi.
  • satsuma: (DE, TR) Kabuğu kolay soyulabilen, güzel kokulu bir tür mandalina.
  • sauna: (DE, TR) Kuru buhar banyosu, Fin hamamı.
  • segment: (DE, TR) Bölüm, parça, kesit.
  • seher: (DE) Peygamber, kahin, geleceği gören kimse, av hayvanlarının ışıkta parlayan gözü. (TR) Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı, seher vakti.
  • sekte: (DE) Mezhep, tarikat. (TR) Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi.
  • semantik: (DE, TR) Anlam bilimi, anlam bilimsel.
  • sensen: (DE) Oraklar, tırpanlar (çoğul olarak). (TR) Ağızdaki kokuları gidermek için çiğnenen baharlı bir madde.
  • seren: (DE) Neşeli, serumlar (çoğul olarak). (TR) Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder. Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.
  • serum: (DE, TR) Kan pıhtılaştığında ayrılan kehribar renkli, protein açısından zengin bir sıvı.
  • set: (DE) Altlık, tabak altı, takım, sahne çekimi. (TR) Önlemek için yapılan duvar veya engel, sporda maçın bölümü, takım, grup.
  • silikat: (DE, TR) Silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz.
  • silikon: (DE, TR) Şeffaf ve yapışkan bir madde. Güzel görünmek amacıyla çeşitli organlara dolgu yapılan madde.
  • silo: (DE, TR) Ambar, tahıl ambarı. (DE) Yeraltı füze rampası.
  • sirtaki: (DE, TR) Bir Yunan halk oyunu veya dansı.
  • site: (DE, TR) Web sitesi, internet sayfası. (TR) İş merkezi, şehir, toplu yerleşim merkezi, birkaç kentten oluşan devlet.
  • skala: (DE, TR) Ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi. (DE) Derece, ölçek, cetvel, dizi, renk dizisi. (TR) Çeşitlilik, ses dizisi, gam.
  • skandal: (DE, TR) Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay. (DE) Gürültü, patırtı.
  • ski: (DE, TR) Kayak.
  • slalom: (DE, TR) Kayak sporunda zikzak yaparak kayma.
  • slip: (DE) Don, paçasız kısa külot. (TR) Ödeme belgesi; paçasız ve dar erkek donu.
  • slogan: (DE, TR) Çarpıcı söz, motto, deyiş.
  • soda: (DE, TR) Karbonatlı su, maden suyu. (TR) Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz.
  • sofa: (DE) Divan, kanepe, sedir. (TR) Evlerde oda kapılarının açıldığı geniş yer, hol.
  • sol: (DE) Bir tür koloidal çözelti. (TR) Yön olarak vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sosyalizme yakın görüşte olan kimse, müzikte fa ile la arasındaki nota.
  • solist: (DE, TR) Bir müzik eserini tek başına çalan, söyleyen sanatçı, solocu. (DE) Futbolda tek başına çaba gösteren oyuncu.
  • solo: (DE, TR) Yalnız, tek başına, tek kişilik, tek kişinin yaptığı. (TR) Bir müzik parçasının bir kişi tarafından söylenmesi veya çalınması.
  • soma: (DE, TR) Cinsiyet hücreleri dışında vücut hücrelerinin tümü. (TR) Manisa'nın bir ilçesi.
  • sonar: (DE, TR) Bir tür denizaltı radarı.
  • sos: (DE, TR) Tehlike anında verilen yardım isteme sinyali, imdat sinyali. (TR) Pişmiş yemek üstüne dökülen tat verici karışım.
  • spagetti: (DE, TR) Çeşitli soslarla yapılan İtalyan makarnası türü.
  • spastik: (DE, TR) Beyin zedelenmesi yüzünden kasları istemsiz olarak kasılan kimse.
  • spektroskop: (DE, TR) Işın tayflarını incelemeye yarayan alet, tayfölçer.
  • spektrum: (DE, TR) Çeşitlilik. (DE) Beyaz ışık demetinin bir prizmadan geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü (gökkuşağı görüntüsü).
  • sperma: (DE, TR) Meni, sperm.
  • sponsor: (DE, TR) Parasal destekleyici, arka çıkan, kefil, hami.
  • spontane: (DE, TR) Ani, aniden, kendiliğinden.
  • spot: (DE, TR) Belli bir alanı aydınlatan ışık, peşin, tanıtımcık.
  • sprint: (DE, TR) Sürat koşusu, hızlı koşma, depar.
  • sprinter: (DE, TR) Sürat koşucusu, 100-200 metre koşularına katılan atlet.
  • stabil: (DE, TR) Dayanıklı, sağlam, dengeli, istikrarlı, kararlı, değişmez, düz, sabit.
  • stalagmit: (DE, TR) Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, dikit.
  • stalaktit: (DE, TR) Mağaralarda tavandan aşağıya doğru oluşan koni biçimindeki kalker birikintisi, sarkıt.
  • star: (DE, TR) Yıldız, ünlü sanatçı, belli bir alanda ün kazanmış kimse. (DE) Göz merceği hastalığı, katarakt. Bir kuş türü.
  • statik: (DE, TR) Hareketi olmayan, belirli bir süre değişmeyen, duruk.
  • stator: (DE, TR) Bir elektrik motorunun, özellikle bir endüksiyon motorunun dönmeyen sabit kısmı.
  • stearin: (DE, TR) Gliserinin stearik asit esteri.
  • steno: (DE, TR) Söylenenleri çok hızlı bir şekilde yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi.
  • stenograf: (DE, TR) Steno, steno kullanıcısı.
  • stereoskop: (DE, TR) Birbirine çok yakın iki resmin görüntüsünü gözlerin ayrı ayrı görmesini sağlayarak görüntüyü üç boyutlu olarak gösteren optik alet.
  • steril: (DE, TR) Mikroptan temizlenmiş, mikropsuz. Kısır.
  • stil: (DE, TR) Üslup, tarz, biçim.
  • stilist: (DE) Üslupçu, stil sahibi, dilsel ifade araçlarına hakim olan. (TR) Bir moda evinde yeni ürünler tasarlayan kimse, moda desinatörü.
  • stilistik: (DE, TR) Üslupla ilgili, anlatım bilimi.
  • sudan: (DE, TR) Sudan ülkesi. (TR) Baştan savma, inandırıcı olmayan.
  • sufi: (DE, TR) Mutasavvıf.
  • sultan: (DE, TR) Müslüman hükümdar, padişah.
  • sure: (DE, TR) Kur'an'ın ayetlerden oluşan 114 bölümünden her biri.
  • tab: (DE) Çıkıntı, etiket, fiş, sekme. (TR) Mizaç, huy, tabiat, karakter; basım, bası.
  • tabak: (DE) Tütün, tömbeki. (TR) Yemek yerken içine yiyeceklerin konulduğu az derin ve yayvan kap. Hayvan postlarını kullanılabilecek duruma getirmek amacıyla değişik kimyasal maddelerle işleyen, terbiye eden, sepici.
  • tabu: (DE, TR) Kutsal sayılan şeylere dokunulmasını yasaklayan dini inanç, yasaklanarak korunan şey, dokunulmaz. Tekinsiz.
  • takt: (DE) Düzenli aralıklarla oluşma sistemi; usul, ölçü, nezaket. (TR) Yerinde konuşma veya davranma.
  • taktik: (DE, TR) İstenen sonuca ulaşma ve başarı amacıyla belirlenen planlı bir eylem veya davranış biçimi.
  • tal: (DE) Dalga çukurları arasındaki derinlik, dere yatağı, vadi. (TR) Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.
  • talk: (DE) Mat beyaz, sarımsı ila kahverengi ışıltılı, dokunulduğunda yağlı, yumuşak mineral. (TR) Hidratlı doğal magnezyum.
  • tampon: (DE, TR) Kanı dindirmede kullanılan gazlı bez yumağı. (DE) Istampa, tarafsız bölge. (TR) Bir darbenin şiddetini azaltan donanım.
  • tamtam: (DE, TR) Orkestrada yer alan bir tür Çin gongu, Afrika yerlilerinin çaldığı davul. (DE) Tantana, gürültü, patırtı, şamata. (TR) Haber vermek için davulla yapılan ses.
  • tandem: (DE, TR) İki kişilik bisiklet, iki at koşumlu araba, iki şeyin arka arkaya dizilmesi ve bu şekilde yapılan.
  • tango: (DE, TR) Buenos Aires kökenli bir balo salonu dansı ve bu dansın müziği.
  • tank: (DE, TR) Zırhlı, silahlı ve paletli savaş aracı; sıvı deposu.
  • tanker: (DE, TR) Petrol, yağ vb. sıvı maddeleri taşıyan gemi veya kamyon.
  • tantal: (DE, TR) Bir element türü.
  • tapir: (DE, TR) Bazı tropikal bölgelerde yaşayan kısa hortumlu bir hayvan türü.
  • tarif: (DE) Tarife, ücret cetveli, fiyat listesi. (TR) Tanım; bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme.
  • tarife: (DE) Tarife sözcüğünün çoğulu, tarifeler, oranlar. (TR) Tarife, ücret cetveli, fiyat listesi.
  • tat: (DE) İş, fiil, eylem, kabahat, suç, cürüm. (TR) Dil üzerinden yiyeceklerden alınan duyum.
  • tatar: (DE, TR) Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse. (DE) Çiğ olarak yenen dana kıyması. (TR) Postayı süren kimse.
  • tein: (DE, TR) Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde.
  • telefon: (DE, TR) Kablolu bir hat veya radyo bağlantısı üzerinden herhangi bir mesafeden konuşmayı mümkün kılan aygıt. (DE) Telefon hattı.
  • teleskop: (DE, TR) Gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan çok güçlü yakınlaştırma özelliği olan optik aygıt.
  • tempo: (DE, TR) Bir müziğin çalındığı veya çalınması gereken hız, hareket veya aktivitenin hızı, gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı.
  • tender: (DE, TR) Lokomotif arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon.
  • tenor: (DE, TR) En tiz erkek sesi ve sesi böyle olan sanatçı. (DE) Temel içerik, anlam, tutum.
  • terme: (DE) Terimler, devreler (çoğul olarak). (TR) Bir tür yaban turpu, Samsun'un bir ilçesi.
  • termin: (DE, TR) Belirlenmiş zaman, randevu.
  • terminal: (DE, TR) Taşıtların yolcu alıp bıraktığı yer, iletişim ağında veri giriş çıkışını sağlayan birim, bir şeyin sonunda yer alan, uç.
  • test: (DE, TR) Sınav, sınama, deney, deneme.
  • testosteron: (DE, TR) Erkeklik hormonu.
  • titan: (DE, TR) Titanyum elementi. (DE) Dev, en üstün.
  • tofu: (DE, TR) Soya fasulyesinden fermente yoluyla elde edilen bir peynir türü.
  • tokyo: (DE, TR) Japonya'nın başkenti. (TR) Genellikle plastikten yapılmış bir terlik türü.
  • tombak: (DE, TR) Kuyumculukta kullanılan, % 80 bakır, % 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım.
  • ton: (DE, TR) Bin kilogramlık ağırlık birimi. Sesin alçaklık yükseklik derecesi, konuşmada sesin duyguları belirtecek şekilde çıkması. Rengin koyuluk açıklık derecesi.
  • toner: (DE, TR) Yazıcı ve fotokopi makinelerinde kullanılan toz mürekkep.
  • tornado: (DE, TR) Kasırga, hortum.
  • total: (DE) Toplam, tüm, tam, bütün, genel. (TR) Bütünsel.
  • totem: (DE, TR) Manevi bir öneme sahip olduğu sanılan doğal bir nesne veya hayvan.
  • toto: (DE, TR) Spor toto.
  • trafo: (DE, TR) Elektrik enerjisinin belirli gücünde gerilim ve akım değerlerinde istenilen değişimi yapan araç, transformatör.
  • transfer: (DE, TR) Aktarma, bir yerden başka bir yere götürme. Sporda kulüp değiştirme.
  • transit: (DE, TR) Geçme, doğrudan geçiş, beklemeden geçiş.
  • transport: (DE, TR) Taşıma, nakliye, taşımacılık.
  • trapez: (DE, TR) Artistik sallanma egzersizleri için serbest asılı iki ipe bağlı kısa ahşap çubuktan oluşan jimnastik aracı. (DE) Yamuk.
  • travers: (DE, TR) Rayların altına konan enlemesine ağaç parçalarının her biri. (DE) Enine, enlemesine.
  • trio: (DE, TR) Üçlü.
  • tripoli: (DE, TR) Ufalanabilir, gözenekli, hafif, silisli tortul bir kaya türü. (DE) Libya'nın başkenti.
  • triton: (DE, TR) Trityumun, bir protondan ve iki nötrondan oluşan atom çekirdeği.
  • tsunami: (DE, TR) Deniz depremlerinin neden olduğu dev dalga.
  • tuba: (DE, TR) Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan nefesli çalgı. (DE) Östaki borusu. (TR) Cennette bulunduğuna inanılan büyük bir ağaç .
  • tun: (DE) Yapmak, etmek, koymak, davranmak, işi olmak, olmak, edim, eylem, iş, hareket, hareket tarzı. (TR) Gizli yer, köşe bucak.
  • tundra: (DE, TR) Kutuplara yakın bitki örtüsü, kutup bozkırı.
  • turbo: (DE, TR) Havayı veya havaya katılmış bir karışımı, düzenli ve amaca uygun olarak üfleyen.
  • turgor: (DE) Bir dokuda bulunan sıvının basıncı. Bir bitkinin hücrelerinde bulunan sıvının hücre duvarlarına yaptığı basınç. (TR) Hücrenin çok su çekerek şişmesi, öz suyunun kıvamının azalması.
  • tut: (DE) Yapar. (TR) Adıyaman'ın bir ilçesi, tutmak emri.
  • tür: (DE) Kapı, kapak. (TR) Çeşit, cins.
  • türe: (DE) Kapı. (TR) Adalet.
  • ulan: (DE) Mızraklı süvari. (TR) "Ey" anlamında bir ünlem. Öfke ve nefret anlanan bir seslenme sözü.
  • ultramodern: (DE, TR) Düşünce, eğilim, üslup için en üst sınırda olan, çok modern olan.
  • uran: (DE) Uranyum elementi. (TR) Sanayi.
  • uterus: (DE, TR) Rahim, dölyatağı.
  • valide: (DE) Geçerli, güvenli. (TR) Anne.
  • vampir: (DE, TR) Kan emici. Yarasalardan kan emici bir tür memeli hayvan.
  • Van: (DE) Büyük bagajlı taşıt. (TR) Türkiye'nin bir ili.
  • veranda: (DE, TR) Camlı taraça, camlı teras.
  • veronika: (DE) Bayan adı. (TR) Yavşan otu.
  • vertigo: (DE, TR) Baş dönmesi.
  • veto: (DE, TR) Ret, reddetme, itiraz etme.
  • video: (DE, TR) Hareketli resimler dizisi, video filmi.
  • villa: (DE, TR) Bahçeli, müstakil ev. (DE) Köşk, yalı.
  • viral: (DE, TR) Virüs ile ilgili, virüse ait.
  • vitamin: (DE, TR) Vücut için gerekli olan vücutta sentezlenemedikleri için diyetle alınan organik bileşiklerin herhangi biri.
  • vize: (DE) Milletvekili, vekil, temsilci, yardımcı. (TR) Ülkeler arası seyahat için alınması gereken izin, öğretimde ara sınav.
  • vokal: (DE, TR) Ses ile ilgili, iyi işlenmiş düzenlenmiş ses, sesli harf, ünlü.
  • vokalist: (DE, TR) Şarkıcı. (TR) Solisti arka planda destekleyen kimse.
  • volt: (DE, TR) Elektromotor gücün veya gerilimin birimi.
  • yak: (DE, TR) Tibet öküzü, Tibet sığırı.
  • yen: (DE, TR) Japon para birimi. (TR) Giysi kolu, bir çiçek yaprağı.
  • yeti: (DE, TR) Himalaya Dağları'nda yaşadığına inanılan insan ayı karışımı büyük bir efsanevi yaratık. (TR) Bir şey yapabilme yeteneği, kuvve, meleke.
  • yoga: (DE, TR) Bir kısmı, nefes kontrolü, basit meditasyon ve belirli vücut duruşlarının benimsenmesi de dahil olmak üzere, sağlık ve rahatlama için yaygın olarak uygulanan bir Hindu manevi ve çileci disiplini.
  • yogi: (DE, TR) Yogada yetkin kişi.
  • zar: (DE) Çar, çar unvanı. (TR) İnce perde, ince tabaka, ince örtü.
  • zebra: (DE, TR) Ata benzeyen, derisi siyah-beyaz çizgili olan Afrika'da yaşayan memeli bir hayvan.
  • zen: (DE) Budizm'in Japon dalı. (TR) Kadın.
  • zirkon: (DE, TR) Zirkon minerali içeren değerli bir taş. Zirkonyum birleşiği.
  • zum: (DE) -a, -e, için. (TR) Optik yakınlaştırma uzaklaştırma, optik kaydırma.


Anahtar Kelimeler (Schlüsselwörter): Almanca - Türkçe yazılışı aynı olan kelimeler (Almanca: Deutsch - Türkische Wörter mit der gleichen Schreibweise)
( 0 soru/yorum )