Ayak ile ilgili atasözleri deyimler ve anlamları

Yayınlanma: 20.3.11 Düzenlenme: Soru/Yorum: 14
Yalın ayak yürüme
Ayak

İlgili atasözleri ve anlamları


İçinde "ayak" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:

  • Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz: İnsan yaşadıkça türlü engeller ve güçlüklerle karşılaşabilir.
  • Ayağı yürüten baştır: Çalışanların verimli olmasını sağlayan baştaki yöneticidir.
  • Ayağını sıcak, başını serin, gönlünü ferah tut, düşünme derin: Hastalanıp yıpranmamak için ayağını sıcak, başını serin, gönlünü rahat tut.
  • Ayağını yorganına göre uzat: (atasözünün anlamı) İnsan giderini gelirine uydurmalı, gelirinden çok harcama yapmaya kalkmamalıdır.


İlgili deyimler ve anlamları


İçinde "ayak" kelimesi geçen deyimler ve açıklamaları:

  • Ayak atmak:
    1. İlk kez gitmek.
    2. Ayak yapmak.
  • (Bir yere) Ayak atmamak: Bir yere hiç uğramamak.
  • Ayak bağı: Bir yere ya da bir işe gidilmesine engel olan kimse.
  • Ayak bağı olmak: Bir kimsenin işine ve davranışlarına engel olmak.
  • Ayak bağını çözmek: Boşanmak.
  • Ayak basmak:
    1. Bir yere varmak, ulaşmak.
    2. Girmek, gelmek, uğramak.
    3. (Bir yere veya mesleğe) Girmek, bağlanmak.
  • Ayak basmamak: Bir yere hiç uğramamak.
  • Ayak diremek (diretmek): Direnmek, ısrar etmek, inat edip karşı gelmek.
  • Ayak işi: Şuraya buraya giderek kovalanıp görülen iş.
  • Ayak kirası: Bir haber ya da eşya getirene emeğine karşılık verilen para, ayak teri.
  • Ayak mühürlemek: (tasavvuf) (Mevlevi şeyhinin katına giren derviş) Sağ ayağının başparmağını sol ayağının başparmağı üzerine koyup vücuduna da özel bir biçim vererek saygıyla durmak.
  • Ayak sürtmek: Başıboş dolaşmak, gezmek.
  • Ayak sürümek: Üstüne aldığı bir işten kaçınma çareleri aramak.
  • Ayak uydurmak: Bir gidişe, bir davranışa uymak.
  • Ayak yapmak: Birini aldatmak, kandırmak için dalavere çevirmek.
  • Ayağa düşmek: İşe olur olmaz kimseler karışmak, basitleşmek.
  • Ayağa kaldırmak: Bir topluluğu veya birini telaşa düşürmek, isyan ettirmek.
  • Ayağa kalkmak: (mecazi) Telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak.
  • (Bir yere) Ayağı alışmak: Bir yere sürekli gitmeye başlamak, dadanmak.
  • Ayağı dolaşmak: Şaşırıp yanlış bir davranışta bulunmak.
  • (Bir yere) Ayağı düşmek: Yolu o yerden geçtiği için oraya uğramış bulunmak.
  • Ayağı düze basmak: Güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.
  • Ayağı (ayakları) suya ermek: Bir gerçeği ya da bir işin önemini çok sonra anlayıp aklı başına gelmek.
  • Ayağı uğurlu: Geldiği yere uğur getirdiğine inanılan.
  • Ayağı üzengide: Hemen yola çıkmak üzere olan.
  • Ayağı yerden kesilmek:
    1. Bir binek veya taşıt sahibi olup yürümekten kurtulmak.
    2. Herhangi bir nedenle ayağı yere değmez olmak.
  • Ayağına bağ vurmak: Karşısına engel çıkartmak.
  • Ayağına çabuk: Ayak işlerini çabuk gören.
  • Ayağına çağırmak: Yanına gelmesini istemek.
  • Ayağına çelme takmak: (Birinin) Başarısına engel olmak.
  • Ayağına dolanmak (dolaşmak):
    1. Kalabalık etmek.
    2. (Biri birisine) Engel olmak.
  • (Yaptığı) Ayağına dolaşmak: Bir kimse başkası için kazdığı kuyuya kendisi düşmek.
  • Ayağına düşmek: Çok yalvarmak, aman diler duruma gelmek.
  • Ayağına geçirmek: Pantolon, şalvar, don gibi giysileri aceleyle giymek.
  • Ayağına (kadar) gelmek:
    1. Alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek.
    2. (Beklenmeyen bir nimete) Konmak: Kısmeti ayağına geldi.
  • Ayağına getirmek: Sıra ve saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak: Yemeğini, ekmeğini ayağına getirdi.
  • Ayağına gitmek: Alçak gönüllülük ederek ya da saygı göstererek birinin yanına gitmek.
  • Ayağına ip takmak: Bir kimseyi çekiştirmek.
  • Ayağına (ayaklarına) kapanmak: Alçalırcasına yalvarıp yakarmak.
  • Ayağına (ayaklarına) kara su inmek: (deyiminin anlamı) Uzun süre ayakta kalarak veya yürüyerek yorulmak.
  • (Birinin) Ayağına pabuç olamamak: Değerce birinden çok aşağıda olmak.
  • Ayağına sıcak su mu dökelim soğuk mu?: Uzun süre uğramadığı bir yere günün birinde çıkagelen kimseye yarı başa kakma, yarı sevinçle söylenen söz.
  • Ayağına üşenmemek: Hareketli, hamarat olmak.
  • Ayağında donu yok, fesleğen ister (takar) başına: Yoksulluğuna bakmayarak gösteriş yapmak ister, takıp takıştırır.
  • Ayağını alamamak:
    1. Ağrı ya da uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak.
    2. Dadanılan bir yerden ya da alışılan işten vazgeçememek.
  • Ayağını bağlamak: Engel olmak.
  • (Bir yerden) Ayağını çekmek: Artık uğramaz olmak.
  • Ayağını çıkarmak: Ayakkabısını çıkarmak.
  • Ayağını denk almak: Uyanık, çekingen davranmak.
  • Ayağını denk basmak: Dikkatli ve uyanık davranmak.
  • Ayağını giymek: Ayakkabısını giymek.
  • Ayağını kaydırmak: Bir yolunu bularak birini işinden etmek.
  • Ayağını kesmek:
    1. Bir yere gitmez olmak.
    2. Başkasını bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
  • Ayağını sürümek:
    1. Bir işi ağırdan almak.
    2. Bir yerden uzaklaştırılmak üzere bulunmak ya da ölmek üzere olmak.
  • Ayağını tek almak: Bir işte iyi düşünüp taşınarak davranmak.
  • (Birini) Ayağının altına almak:
    1. İyice dövmek, tekmeleyip iyiden iyiye dövmek, tepelemek.
    2. Çiğnemek, sayılması (saygı duyulması) gereken bir şeyi saymamak.
  • Ayağının altına karpuz kabuğu koymak: Bir kimseyi, oyunla düzenle yerinden etmek.
  • (Bir yer) Ayağının altında olmak: (Yüksek bir yerden) Geniş bir alanı görür durumda olmak: Çamlıca tepesinden baktığımızda bütün İstanbul ayaklarımızın altındadır.
  • Ayağının bastığı yerde ot bitmez: Uğradığı yeri yakar, yıkar, kötü duruma sokar.
  • Ayağının bağını çözmek: (Karısını) Boşamak.
  • Ayağının pabucunu başına giymek: Dengi olmayan değersiz bir kimseyi onurlandırmak ya da başkaca üstün bir duruma getirmek.
  • (Biri ötekinin) Ayağının pabucu olamamak: Değerce ondan çok aşağı olmak.
  • Ayağının tozuyla: Gelir gelmez, dinlenmeden.
  • Ayağının türabı olmak: Bir ötekine kul gibi bağlanıp onun kahrını çekmek.
  • Ayağıyla (kendi ayağıyla) gelmek: Kendi isteğiyle gelmek ya da zahmet çekilmeden elde edilmek.
  • Ayaklar altına almak: Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak: Şerefini, namusunu ayaklar altına aldı.
  • Ayaklar baş, başlar ayak oldu: Değersiz kimseler başa geçti, değerlilerse gerilerde, arka planda kaldı.
  • Ayakları geri geri gitmek: Bir yere istemeye istemeye gitmek.
  • Ayakları yere değmemek: Çok sevinmek.
  • Ayaklarını yerden kesmek:
    1. Bir şeye binerek yürümekten kurtulmak.
    2. (Güreşte) Rakibinin beline sarılarak havaya kaldırmak.
  • Ayakta kalmak:
    1. Oturacak yer bulamamak.
    2. Yıkılmamak, çökmemek, yaşamını sürdürmek: Bu yapı iki yüz yıldan beri ayakta kalmıştır.
  • (Bir kimseyi) Ayakta tutmak:
    1. Oturtmak gerekirken oturtmamak, yer göstermemek.
    2. Birinin kötü bir duruma düşmesini engellemek, yaşamasına yardımcı olmak.
  • Ayakta uyumak:
    1. Aşırı dalgın, şaşkın olmak, olan bitenin farkına varamamak.
    2. Aşırı yorgun olmak.
  • Ayak altında dolaşmak: Bir işe yaramadan işine engel olacak biçimde ortalıkta dolaşmak.
  • Ayaklı gazete: (deyiminin anlamı) Her şeyden haberi olan ve haber taşıyan, dedikoducu kimse.
  • Ayaklı kütüphane: (mecazi) Çeşitli konularla ilgili sayısız yapıt okuyan ve okuduklarını belleğinde tutan kimse.
( 14 soru/yorum )

Soru ve Yorumlar: 14


Anonim:
çok güzel
2/4/12 22:08
Anonim:
:D:D uyalla *_*
9/3/14 21:13
Anonim:
çok fena
3/5/15 20:59
Anonim:
Dostum fena biri varsa o da sensin
24/11/16 19:33
Anonim:
Bu site sayesinde ödevimi tamamladım
24/11/16 14:22
Anonim:
Bir ayağı yerde bir ayağı gökte olmak, deyimi yok.
20/8/17 15:52
admin:
Sayenizde o da oldu. :)
20/8/17 21:28
Anonim:
Güzel:)
10/10/17 11:11
Anonim:
çok teşekkürler gerçekten çok yardımcı oldu ban bu deyimleriniz...
16/12/18 10:43
Anonim:
Güzel
17/2/19 19:25
Anonim:
Aaaaaaaasasasas dad afa
17/2/19 19:25
Anonim:
Çok güzel!!!!!!!!!!¡!
8/10/19 20:29
Anonim:
50 tane deyim yazmam lazım Allah düşmana bile yarışmazsın aborijin yardım aşınmanın bunlar çoookkkk azzzzz yardım edin
18/12/20 19:21
Anonim:
Süper teşekürler
16/12/21 20:30