kırk:

Kırk ile ilgili atasözleri deyimler ve anlamları ne demektir?

İlk yayınlanma: Güncellenme:
Kırk bir kere Maşallah, 41 adet nazar boncuğundan oluşan 41 sayısı
41 Kırk bir kere Maşallah

Kırk ile ilgili atasözleri ve anlamları

İçinde "kırk" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:

  • Kırk gün taban eti, bir gün av eti: İyi ve güzel şeyler çok zahmet sonunda elde edilebilir.
  • Kırk hırsız bir çıplağı soyamamış: Sömürücüler, sömürülecek bir şeyi bulunmayan bir insandan hiçbir şey elde edemezler.
  • Kırk yılda bir ölet olur, eceli gelen ölür (Kırk yılda bir kıran olmuş eceli gelen ölmüş): Salgında ve felakette bile yalnız eceli gelen ölür, ömrü olan sağ kalır.
  • Kırk yıllık Kani, olur mu Yani? Eski bir alışkanlık ya da oturmuş bir kişilik sonradan değişmez.
  • Kırkından sonra azanı teneşir paklar (azana çare bulunmaz): (atasözünün anlamı) Yaşlılık döneminde yaşlarına uymayacak davranışlarda bulunanları toplum hoş görmez.
  • Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar: Bir işi başarmak için o işe zamanında başlamak gerekir.


Kırk ile ilgili deyimler ve anlamları

İçinde "kırk" kelimesi geçen deyimler ve açıklamaları:

  • Kırk anahtar sahibi (kırk anahtarlı): Pek çok mal ve mülk sahibi zengin kimse.
  • Kırk bir buçuk kere maşallah: (Ciddi ya da alaylı) Nazar değmesin dileğinin güçlendirilmiş bir söyleme biçimidir!
  • Kırk bir kere: Pek çok, binlerce kez.
  • Kırk (bin) dereden su getirmek: (deyiminin anlamı) Birini kandırmak için bir sürü neden ileri sürmek.
  • Kırk evin kedisi: Birçok evlere girip çıkan kimse.
  • Kırk kapının ipini çekmek: Birçok yerlere uğramak.
  • Kırk katır mı, kırk satır mı? Masallarda geçen, iki olumsuzdan birini seçmek gerektiğini vurgulayan bir deyim.
  • Kırk (dokuz) öksüzle bir mağarada mı kaldı: Bir kimsenin yakınacak derecede geçim sıkıntısı çekmediğini anlatır.
  • Kırk parasız: İyice züğürt, hiç parasız.
  • Kırk (her) tarakta bezi olmak: Birbirinden yarı birçok işi ya da ilişkisi olmak.
  • Kırk yalan: Çok yalan söyleyen (kimse).
  • Kırk yılda bir: Pek seyrek olarak.
  • Kırk yılın başında: Uzun bir sürede yalnızca bir kez.
  • Kırkından sonra azmak: Yaşlandıktan sonra yaşına başına uymayacak davranışlarda bulunmak.
  • Kırkından sonra saz çalmak: Yaş ilerledikten sonra uzun çalışma isteyen bir işe heves etmek.
  • Kırklara karışmak: Ortalıkta görünmez olmak.
  • Kırkları karışmış olmak (karışmak): (İki çocuk ya da iki kadın) Kırk günlük süre içinde doğmuş ya da çocuk doğurmuş olmak.