Kaza nedir ne demektir? Kaza ile ilgili atasözleri deyimler ve anlamları

Güncellenme: Soru/Yorum: 1
  1. Kimsenin eli ya da isteği olmadan can ya da mal kaybına veya zararına yol açan beklenmedik olay: Her kaza bir anda olur. Şükretmeyi bilin. (N. Gün)
  2. İlçe, kaymakamlık: Kastamonu ilinin Tosya kazası.
  3. (hukuk) Davaları görme işi, yargı, yargılama: Muhakeme hukukunu yargılama hukuku olarak Türkçeleştirmek de doğru değildir, çünkü yargılama "kaza"nın Türkçesidir ve kaza, muhakemeyi oluşturan üç görevden sadece biridir. (E. Noyan)
  4. (din) Vaktinde yerine getirilemeyip sonradan ifa edilen ibadet: Kaza namazı, kaza orucu.
  5. (din) Kaderde yazılı olanların zamanı geldiğinde bir bir gerçekleşmesi: Kader Allah'ın olmuş ve olacak her şeyi bilmesi demektir. Kaza ise olacak bir şeyin vakti gelince olmasıdır. Ayrıca kaza ve kadere inanmak imanın bir şartıdır. (A. A. Sarıçiçek)


Kaza ile ilgili deyimler ve birleşik kelimeler


İçinde "kaza" sözcüğü geçen deyimler, birleşik kelimeler/fiiller, açıklamaları ve örnek cümleler:
( atasözlerine geç )

  • Kaza atlatmak: Kaza yapma tehlikesi geçirmek: Yol boyunca defalarca kaza tehlikesi atlattık. Hatta bir ara şarampole yuvarlanıyorduk ki tecrübeli şoförümüz vesilesiyle yolumuza devam ettik. (M. İ. Yalçın)
  • Kaza etmek: (din) İslamiyet'te, vaktinde kılınmayan namazı ya da tutulmayan orucu sonradan kılmak, tutmak: Baygınlığımdan dolayı kılamadığım namazlarımı kaza ettim. (M. Köse)
  • Kaza geçirmek: Can ve mal kaybına veya zararına neden olan kötü bir olayla karşılaşmak: Onu ziyarete gittik. Dönüşte feci bir kaza geçirdik. Kardeşim Nurettin'i kaybettik. (H. Esendir)
  • Kaza ile (Kazara, Kazaen):
    1. Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden: Ablam bu boy aynasını kaza ile kırdı (T. Dilci). Savcı olayın cinayet mi kazara mı olduğunu tetkik etti. (M. Çaylak)
    2. Tesadüfen: Biz kazara başkalarınınkiyle karıştırılmış hayatlardık... talihsiz bir kavuşmaydık. (H. Gürel)
  • Kaza kırım: Uçak, helikopter vb.nde maddi hasar ile birlikte can kaybı da olan kaza: Uçakta motor arızası baş gösterdi. Fakat buna rağmen, bir kaza ve kırıma uğramadan, iniş yaptılar.
  • Kaza kurşunu: Yanlışlıkla isabet eden mermi: Avcıların tüfeğinden çıkan bir kaza kurşununa kurban gitmişti. (O. Usta)
  • Kaza ve kader: Alın yazısı: Zira hiçbir yiğidin kaza ve kader okuna karşı kalkanı yoktur. (B. Ayaz)
  • Kazaya bırakmak: (din) Namaz, oruç gibi belli bir vakitte yapılması gereken bir ibadeti daha sonra yapmak üzere ertelemek: Hayatta iken ve ölümünden önce, bir vakit namazını, Allah bilir, belki de kazaya bırakmış ya da geciktirmiş değildi. (İ. H. Uzunçarşılı)
  • Kazaya kalmak: (din) Namaz veya oruç ibadeti vaktinde yapılamayarak ertelenmek: Uyuyakalınca sabah namazı geçip kazaya kaldı. (N. Yıldız)
  • Kazaya rıza göstermek:
    1. Kadere, alın yazısına boyun eğmek: Kazaya rıza, kanaatin başıdır. Kazaya rıza, ibadetin başıdır. (Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.)
    2. Yargıya, verilen hükümlere boyun eğmek: Israr ettikçe inat ediyor ve Paşa'ya esaret kararının tatbikinden vazgeçmiyorlardı. Artık kazaya rıza göstermekten başka çıkar yol kalmıyordu. (E. Subaşı)
  • Kazaya uğramak: Kaza geçirmek: Ciddi bir kazaya uğradık, denize konar konmaz balonu terk edeceğiz. (Ayın tarihi)
  • Elinden kaza çıkmak:
    1. İstemeyerek birini yaralamak ya da öldürmek gibi bir suç işlemek: "Kim olsa dayanamaz buna," dedi. "Elinden kaza da çıksa ayıplamam." (K. Bilbaşar)
    2. Kaza yapmak.


Kaza ile ilgili atasözleri ve anlamları


İçinde "kaza" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:
( * yaygın bilinen )

  • Kaza gelince us pusar (Kaza gelince göz kör olur): İnsan büyük bir felaketin içine düştüğü zaman, ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, o telaşla unutur.
  • Kaza geliyorum demez (Kaza görüne görüne gelmez)*: (atasözünün anlamı) Kaza, beklenmedik bir zamanda, ansızın olur. Bu yüzden her ihtimale karşı önceden önlem alınmalıdır.
  • Kaza görünerek gelmez, karı bükülüp ölmez: Başa gelecek kaza kendini belli ederek gelmez. Yaşlanan insan da eceli gelmedikçe ölmez.
  • Kazanın görünürü var, görünmezi var: Felaket insanın başına çoğu zaman hiç beklemediği anda gelir. Ama bazı felaketler vardır ki geleceği belli olduğu halde bunları önlemek mümkün olmaz.
  • Kazaya rıza gerek:
    1. Kaza olduktan sonra ona boyun eğmekten başka çare yoktur.
    2. Olup biteni değiştirmeye insanın gücü yetmediğine göre başka bir şey de yapılamaz.
  • Arkaya kalan kazadan korkulmaz: Tehlikeyi önceden sezip tedbirini alan insan, gelecek felaketten fazla zarar görmez.
  • "Bilmem" demek çok türlü kaza savar (Bir "görmedim" demek, bin kaza savar): Bazı tehlikeli işler vardır ki bunları bilsek de bilmezlikten gelerek, başımıza gelecek çoğu dertten kurtulmuş oluruz.
  • Baş taşa vurmayınca akıl başa gelmez: İnsan, başına bir kaza gelmeyince tedbirli olmanın ne kadar önemli olduğunu anlayamaz
  • Başa gelmedi ki ayak uslansın: İnsan bir işe kalkışırken başına bir kaza gelirse, o işin ne kadar sakıncalı olduğunu daha iyi öğrenir
  • Cana gelecek kaza (zarar) mala gelsin*: Zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi tercih edilir.
  • Hanım kırarsa kaza, halayık kırarsa ceza*: Buyurucu durumunda olanların yaptığı yanlışlık hoş görülür, buyruk altındakilerin yaptığı yanlışlık suç sayılır.
  • Kul kazasız olmaz, kaza görünerek gelmez: Hayatında hiç felaket yaşamamış kişi olmaz. Kazanın nerden ve ne zaman geleceği de belli olmaz.
  • Sadaka kaza savar: Yoksul ve muhtaç kimselere yardım etmek başa gelecek çoğu tehlikeyi önler.
  • Yordamsız elin kazası çok olur: Beceriksiz kişi çalışırken çok hata yapar.
( 1 soru/yorum )

Soru ve Yorumlar: 1


Anonim:
Güzel...��
27/9/18 16:23