Toz nedir ne demektir? Toz ile ilgili deyimler ve anlamları

Güncellenme: Soru/Yorum: 0
Bir şehri yutmak üzere olan toz bulutu fırtınası
Toz fırtınası
  1. Maddenin gözle zor seçilir derecede ufalanmış parçaları: Altın tozu, demir tozu, kükürt tozu vb.
  2. Yerden kalkıp başka yüzeylere konan çeşitli maddelerin ince, ufacık tanecikleri: Arabanın üzerinde bir karış toz var. Süpürge çok toz kaldırdı.
  3. Bir şeyin ufalanmışı: Kömür tozu, çay tozu vb.
  4. İlaç olarak kullanılan, toz durumunda madde: Diş tozu, yara tozu vb.
  5. Çok küçük parçalar durumunda olan: Toz biber, toz şeker, toz boya vb.


Toz ile ilgili birleşik kelime ve fiiller


  • Toz almak: Bir yerin tozunu temizlemek.
  • Toz bulutu: Rüzgarla yerden kalkan küçük toprak parçalarının oluşturduğu bulutsu görünüm.
  • Toz duman: Yerden kalkıp havayı kaplayan, duman gibi yoğun toz tabakası.
  • Toz duman içinde kalmak: Hiçbir şey görülmeyecek kadar etrafı toz kaplamak.
  • Toz fırtınası: (coğrafya)
    1. Kurak bir bölgede, sıcak ve kuru bir havaya bağlı olarak oluşan yüksek elektrik ve toz yüklü hortum.
    2. Toz bulutları taşıyan kuvvetli rüzgar.
  • Toz koparmak: Toz kaldırmak.
  • Toz olmak: Toz haline gelmek.


Toz ile ilgili deyimler ve anlamları


İçinde "toz" kelimesi geçen deyimler ve açıklamaları:

  • Toz etmek: Ezmek, tümüyle ortadan kaldırmak.
  • Toz kondurmamak: (deyiminin anlamı) Bir şeyde herhangi bir kusur olduğunu kabul etmemek, kusurdan uzak diye göstermek: Aşkla sevdiği karısına toz kondurmaz, ona asla el kaldırmaz, hatta yüksek sesle bile konuşmazdı. (M. Savaş)
  • Toz olmak: (argo) Kaçmak, uzaklaşmak, gözden kaybolmak: Hepsi toz oldu. Bir daha kolay kolay buralara geleceklerini pek sanmıyorum. (S. G. Turan)
  • Tozdan dumandan ferman okunmamak: Ortalık kimseye söz anlatılamayacak kadar karışık, düzensiz olmak.
  • Tozu dumana katmak:
    1. Ortalığı karmakarışık etmek.
    2. Toz kaldırarak hızla gitmek: Orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür. (Adiyat Suresinden)
  • Tozunu almak (atmak, silkmek, silkelemek): (teklifsiz konuşmada) Dövmek, hırpalamak, vurmak: Geçen gelişinde yine birkaç kişinin tozunu almış. (İlgili cümle kaynağı: M. Aklanoğlu)
( 0 soru/yorum )