laklak:

Laklak nedir? Laklak etmek ne demektir? Anlamı

Yayınlanma: Düzenlenme: Soru/Yorum: 0
  1. Leyleğin bir süre hızlı bir şekilde alt ve üst gagalarını birbirine vurarak çıkardığı ses, leyleğin gaga şakırtısı veya takırtısı. Leyleğin ömrü laklakla geçer (Atasözü). Kapının üstündeki yuvaya, uçan leylek döndü. Eşiyle karşılıklı takırdadılar, laklak ettiler. (S. Sezer)
  2. Leylek. Zira laklak, her sene avdet eyledikçe kadimi olan yuvasına gelmek, adet-i tabiiyyelerindendir. (K. Yetiş)
  3. (mecazi) Ara vermeden söylenilen saçma sapan söz dizisi, gevezelik. Şu söz kim dilde olmaya muhakkak / Eder laklak'dır ancak kuru laklak (S. Nizamoğlu). Laklakla geçen demleri sen vuslat mı sanırsın? / Bir zerre iken küll olamaz, lâfta kalırsın (A. Y. Özemre)
  4. Bir sapın ucuna bağlı iki toptan oluşan ve topların birbirine vurmasıyla "tak tak veya şak şak" şeklinde ses çıkaran eski bir çocuk oyuncağı.


  • Laklak etmek: (deyiminin anlamı) Karşılıklı, şundan bundan, rastgele konuşmak, gelişigüzel havadan sudan sohbet etmek. Bütün gün laklak ettik.
  • Laklaka: Anlamsız ve boş söz. Neyse ki laklaka vardı, bayılıyorlardı havadan sudan konuşmaya. (İlgili cümle kaynağı: N. Gürsel)
  • Laklakiyat: Anlamsız ve değersiz sözler, boş lakırdılar. Koca gün laklakiyat ile ziyan olmuştur. (R. N. Güntekin)