Deve ile ilgili atasözleri deyimler ve anlamları

Yayınlanma: 3.3.11 Düzenlenme: Soru/Yorum: 0
Tek hörgüçlü bir deve
Deve

İlgili deyimler ve anlamları


İçinde "deve" kelimesi geçen deyimler ve açıklamaları:

  • Deve değil ki yedi yerinden boğazlansın: Gereken özveriyi yaptı, yeniden ve fazladan birçok özveri yapması istenmesin.
  • Deve gibi: Uzun boylu ve hantal.
  • Deve hamuru gibi: Sindirilmesi güç olan yiyecekler için kullanılır.
  • (Halep yolunda) Deve izi aramak: Karmakarışık olarak bir arada bulunan binlerce benzeri arasında aradığını bulmaya çalışmak.
  • Deve kini: Unutulmayan, sönmeyen büyük kin.
  • Deve nalbanda bakar gibi: (alay) Hiç görmediği, bilmediği bir şeye bakar gibi.
  • Deve olmak: (mecazi) (Para ya da yiyecek) Kaybolmak.
  • Deve yapmak: Birinin parasını, eşyasını kendine mal etmek.
  • Deve yürekli: Korkak kimseler için kullanılır.
  • Devede kulak: Büyük bir bütüne göre ufacık, önemsiz bir parça.
  • Devenin nalı (başı): → Yok devenin nalı.
  • Devenin pabucu: Bir sözün aşırı abartılı olduğunu belirtmek için söylenir.
  • Deveye "boynun eğri" demişler; "nerem doğru ki?" demiş: (deyiminin anlamı) "İşin şurası yanlış" diyorsunuz, doğru yeri var mı ki?
  • Deveye hendek atlatmak (gibi): Yapılması pek zor, hemen hemen olanaksız olan işler için kullanılır.
  • Deveyi düze çıkarmak: Güçlükleri giderip işleri yoluna koymak, rahatlamak.
  • Deveyi havutuyla yutmak: Bulunduğu görevin, makamın olanaklarından yararlanıp belli etmeden büyük ölçüde çıkar sağlamak.


İlgili atasözleri ve anlamları


İçinde "deve" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:

  • Deve bir akçeye (götür, hani akçe), deve bin akçeye (getir, hani deve): İnsan, parası yoksa almak istediği şeyi yok pahasına da satsalar alamaz. Parası varsa, değerinden kat kat fazlasını da isteseler onu satın almak ister, ama bulamaz.
  • Deve boynuz ararken kulaktan olmuş: Elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu isteyen, elindekini de yitirir.
  • Deve, deve yerine çöker → Deve yerine deve çöker.
  • Deve Kabe'ye gitmekle hacı olmaz: Gerekli niteliklerden yoksun olan kişi, bir takım gereklilikleri yerine getirse bile kişiliğine değer kazandıramaz.
  • Deve yerine deve çöker: Değerli bir kimseden boşalan yeri ancak o değerde başka bir kimse doldurabilir.
  • Devenin derisi (yünü, silkintisi) eşeğe yük olur: Büyük insanlar ölünce bıraktıkları sıkıntılar, zorluklar küçüklere yüklenir.
  • Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez: Herkesin gözü önündeki, bilinen bir olayı yorumlarla gizlemeye çalışmak, boşuna çaba harcamaktır.
  • Deveye burç gerek olursa boynunu uzatır: Kişi kendisine gerekli olan şeyi elde etmek için o yoldaki yorgunluğa katlanmalıdır.
  • Deveye "inişi mi seversin yokuşu mu?" demişler: "düz, yere mi (düze kıran mı) girdi?" demiş: Bir işi kolay, sıkıntısız yapmak varken, şu ya da bu biçimde aşırı ve zor yola başvurmanın anlamı yoktur.
  • Deveyi yardan uçuran (atan) bir tutam ottur: Küçük bir açgözlülük, kimi zaman çok büyük zarara yol açabilir.
  • Deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı: Kendisinden yüksek ve zengin kimselerle düşüp kalkan kişi, bunun gerektirdiği özveriyi göze almalıdır.
  • Esrik devenin çulu eğri gerek: (atasözünün anlamı) Herkesin davranışı durumuna uygun olmalıdır.
( 0 soru/yorum )